DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1622 E. , 2022/2520 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1622
Karar No : 2022/2520
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2018/483, K:2021/3487 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait LPG otogaz istasyonunda 08/09/2014 tarihinde yapılan denetimde, sorumlu müdür belgesine sahip sorumlu müdür çalıştırılmadığının tespit edildiğinden bahisle 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca davacı şirket hakkında 76.142,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği’nin 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sorumlu müdür sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur.” kuralının ve aynı Yönetmelik’in 19/A maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2018/483, K:2021/3487 sayılı kararıyla;
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği’nin 19/A maddesi incelendiğinde;
Uyuşmazlığın, davacıya ait akaryakıt istasyonunda 08/09/2014 tarihinde gerçekleştirilen denetimde, istasyonda sorumlu müdür belgesine sahip sorumlu müdür çalıştırılmadığının tespit edilmesi üzerine 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca idari para cezası verilmesinden kaynaklandığı,
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği’nin dava konusu 19/A maddesinin ise, 15/12/2016 tarih ve 29919 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 5. maddesiyle eklendiği, dolayısıyla bu davada uygulanacak kural niteliğini taşımadığı, nitekim dava konusu idari para cezasına ilişkin işlemde ve bu işleme dayanak alınan soruşturma raporunda da bu maddeye herhangi bir atıfta bulunulmadığı,
Bu durumda, iptali istenilen düzenlemenin uygulanmasına yönelik bir işlemin bulunmadığı da göz önüne alındığında, Yönetmeliğin 19/A maddesine karşı, düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlandığı 15/12/2016 tarihinden itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 22/01/2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın bu kısmının süre aşımı nedeniyle incelenme imkânı bulunmadığı,
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği’nin 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sorumlu müdür sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur.” kuralı incelendiğinde;
İlgili mevzuat hükümleriyle, LPG piyasasında yürütülecek faaliyetlerin güvenli, ekonomik, istikrarlı ve eşitlikçi bir şekilde rekabet kurallarına uygun şekilde gerçekleşmesini teminen, piyasada faaliyet gösteren LPG dolum tesisi ve otogaz istasyonlarında aktif olarak rol alan sorumlu müdür ve personelin, konusunda uzman Kurum olan TMMOB’a bağlı meslek odaları tarafından eğitime tâbi tutulması ve oluşabilecek risklerin asgari seviyeye indirilmesinin amaçlandığı, ayrıca 5307 sayılı Kanun’un 14. maddesinde yer alan, LPG dolum tesislerinde ve otogaz istasyonlarında bulundurulacak sorumlu müdürün yetki, sorumluluk ve niteliklerinin Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği yönündeki düzenleme uyarınca, kanun koyucunun sorumlu müdür bulundurma zorunluluğu dışında sorumlu müdürlere ilişkin kurala yer vermediği, bu konunun düzenlenmesini tamamen Kuruma bıraktığının anlaşıldığı,
Yönetmelik’in 19. maddesinde sorumlu müdür sözleşmelerinin usul ve esaslarının belirlendiği, dava konusu kuralla sözleşmelerin yazılı yapılmasının zorunlu tutulmasının ise, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri ile sorumlu müdürün hangi LPG istasyonunda, hangi tarihler arasında çalıştığının, dolayısıyla Yönetmelik ile belirlenen yetki ve sorumluluklarının hangi istasyon(lar) için geçerli olduğunun yazılı olarak somutlaştırılmasına yönelik olduğu, anılan kuralın Kanun ile davalıya verilen yetki kapsamında olduğu anlaşıldığından, Yönetmeliğin 19. maddesinin davaya konu kısmında hukuka aykırılık görülmediği,
Davacı şirket hakkında 76.142,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı incelendiğinde;
7164 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce, 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinde idarî para cezalarının, 17. maddesinde ise diğer yaptırımların düzenlendiği, idarî para cezalarının da idarî yaptırım oldukları hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, 5307 sayılı Kanun’da idarî para cezaları ile diğer yaptırımların farklı usul ve esaslara bağlandığı,
Bu bağlamda, 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinde, 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbarın, idarî para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği hâlde, idarî para cezası dışındaki idarî yaptırımları düzenleyen 17. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde 15 günlük süre tanıyan ihbarın yapılmasının zorunlu görüldüğü, daha da önemlisi, ilgiliye verilen 15 günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olmasının idarî para cezası verilmesine engel teşkil etmediği, başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiili hem idarî yaptırım uygulanmasını hem de idarî para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımlar uygulanmayacağı, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idarî para cezası uygulanabileceği,
Değişiklikten sonra ise, 5307 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idarî yaptırımların sayıldığı ve idarî para cezalarının da 17. maddedeki hükme tâbi olacağının belirtildiği,
Bu itibarla, 16. maddede yer verilen idarî para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen “niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olanlar” için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi hâlde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idarî para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkân olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğunun anlaşıldığı,
Bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları hâlde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlâlin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlâli ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkân tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddî hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, 7164 sayılı Kanun’un 37. maddesi ile 5307 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceğinin öngörüldüğü, ikinci fıkrasında ise, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idarî para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verildiği,
Söz konusu geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idarî para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idarî para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği,
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, her ne kadar davacıya ait istasyonda denetim tarihi itibarıyla mevzuattaki nitelikleri haiz sorumlu müdür çalıştırılmadığı anlaşılmakta ise de, 5307 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan sorumlu müdür belgesine sahip sorumlu müdür çalıştırmama fiili nedeniyle idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğu karşısında, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği’nin 19/A maddesi yönünden 2577 sayılı Kanun’un 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine, Yönetmelik’in dava konusu 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Sorumlu müdür sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur.” kuralı yönünden davanın reddine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, her ne kadar idari para cezasına konu olan fiil niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiiller arasında yer alsa da, ihtar uygulamasının niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiillerden ancak Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası uygulanmamış olanlar için söz konusu olabileceği, 7164 sayılı Kanun’un 37. maddesi ile 5307 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 8. madde ile söz konusu düzenlemenin yürürlük tarihinden önce kurulca karara bağlanmış olan idari para cezaları konusunda nasıl bir yol izleneceğinin kanun koyucu tarafından açıkça gösterildiği, aksi yorumun kanun koyucunun iradesini göz ardı etmek anlamına geleceği, öte yandan, ihtar müessesinin lehe düzenleme niteliğinde de olmadığı, lehe düzenlemenin; bir eylemin idari para cezası gerektiren bir fiil olmaktan çıkarılması ya da mevcut ceza miktarının azaltılması durumlarında söz konusu olabileceği, bu sebeplerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : 7164 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile 5307 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yapılan değişikliğin fiillerin niteliklerinde ve cezalandırılmaları yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari yaptırım uygulama usûlüne ilişkin değişiklikler içerdiği, bu itibarla yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemelerin şekli ceza normlarında değişiklik yapan düzenlemeler olduğu, öte yandan, 5307 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesinde, kanun koyucu tarafından, “…Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 17 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanacağı … Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları bakımından, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 16 ncı maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez.” şeklinde geçiş hükmünün getirildiği, anılan kuralların değerlendirmesinden; niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve maddenin yürürlük tarihi itibarıyla Kurul kararına bağlanmış idarî para cezası ile cezalandırılanlar için kanun koyucunun iradesinin, -tahsilatı tamamlanmamış olan cezalar hakkında ilgili vergi dairesince ne gibi bir işlem yapılacağı, tahsilatı kısmen veya tamamen yapılmış olanlar bakımından ise iadenin olmayacağı olarak ortaya konulmak suretiyle- 17. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtara ilişkin düzenlemenin haklarında uygulanmaması yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işleme dayanak alınan hükmün de yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 7164 sayılı Kanun ile bütünüyle değiştirildiği ve öncekinden farklı bir cezalandırma sistemi öngörüldüğü gözetildiğinde, maddi ceza normundaki bu değişikliğin davacının lehine olup olmadığına yönelik işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın iptale ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın kısmen süre aşımı nedeniyle reddine, kısmen esastan reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/10/2021 tarih ve E:2018/483, K:2021/3487 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 15/09/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Kanun koyucu tarafından, 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 5307 sayılı Kanun’un, dava konusu işleme dayanak alınan hükmünün yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 16. maddesi ve idari yaptırımları ve bunların yürütülme usûllerini içeren 17. maddesi değiştirilmiş, bu değişikliklere yönelik geçiş hükümlerini içeren Geçici 8. maddesi ise anılan Kanun’a eklenmiştir.
Suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin bir yansıması olarak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5. maddesi ile zaman bakımından uygulama ile ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı vurgulanmış, ayrıca aynı Kanun’un 3. maddesinde Kabahatler Kanunu’nun genel kanun niteliği belirtilerek, Kanun’un kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
5326 sayılı Kanun’un göndermede bulunduğu Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” kuralına yer verilerek, kanun değişikliği neticesinde fail lehine bir durum ortaya çıkıyorsa; yeni kanunun geriye yürüyeceği ve fiilin işlendiği zaman yürürlükte olmasa dahi olayda uygulama alanı bulacağı kurala bağlanmıştır. Anılan kuralın, idari para cezaları açısından da uygulanmasının zorunlu olduğu açık olup Kurulumuzun istikrar kazanan içtihatları da bu yöndedir.
Ancak, burada bahsedilen geriye yürüme maddi ceza hukuku normları açısından benimsenmiş bir kural olup şekli ceza normları bakımından uygulama alanı bulmaz. Maddi ceza hukuku normlarında; fail lehine olduğu tespit edilen kanunun, yürürlük tarihi öncesindeki olaylara uygulanması imkanı tanınmıştır. Şekli ceza hukuku kurallarındaki değişiklikler ise; fail lehine olup olmadığı tahlil edilmeksizin, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlar (Koca, Mahmut/ Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015 s. 66, 67). Dolayısıyla, muhakeme hukukuna ilişkin kurallardaki değişiklikler, aksi kanunda belirtilmemişse geçmişe yürümeyecektir.
İdari para cezalarının idare tarafından tesis edilen idari işlemlerle verilmelerinden kaynaklanan farklılıktan dolayı, geriye yürümeye ilişkin ilkeler uygulanırken de idari para cezalarının kendine özgü niteliklerinin göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu çerçevede, adli cezaları vermekle görevli yargı makamlarını bağlayan muhakeme kuralları bakımından hâkim olan derhal uygulanma ilkesinin, idari cezaları vermekle görevli idari makamları bağlayan usûl kuralları bakımından da uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, maddi ceza hukuku normlarında değişiklik yapıldığında fail lehine olan kanunun uygulanacak olması nedeniyle, maddi-şekli ceza hukuku normu ayrımının isabetli bir şekilde yapılması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, 5307 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yapılan değişiklikle, lisans sahibi kişiler hakkında 5307 sayılı Kanun’a, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine yahut Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde, Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine, Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi gerektiğinin, aykırılığın giderilmemesi halinde faaliyetin geçici olarak durdurulabileceğinin ihtar edileceği, verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumun devam ettirilmesi halinde piyasa faaliyetinin altmış gün süre ile geçici olarak durdurulacağı, geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıkların giderilmemesi halinde faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılacağı ve gerekli idari yaptırımların uygulanacağına yönelik önceki düzenlemelerden farklı mahiyette usûl kuralları getirildiği görülmektedir.
Anılan hükmün gerekçesi incelendiğinde; yapılan değişikliklerin idari yaptırım uygulanmadan önce takip edilecek usûle ilişkin olduğu, fiillerin niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller, düzeltme imkânı olmayan fiiller ve akaryakıt kaçakçılığı kapsamına giren fiiller olmak üzere sınıflandırıldığı, bunun yanı sıra akaryakıt kaçakçılığı kapsamına giren fiiller için yüksek cezalar öngörülmüş olmakla birlikte, kaçakçılıkla ilgisi olmayan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan mevzuat ihlalleri için ise, soruşturma açma veya idarî para cezası uygulanmadan önce ihtar müessesi getirildiği, ihtara rağmen mevzuata aykırı durumunu gidermeyenler için ise öncelikle geçici durdurma yapılması ve devamında da düzeltmeyenler için soruşturma neticesinde idarî para cezası uygulanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
5307 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yapılan değişikliğin fiillerin niteliklerinde ve cezalandırılmaları yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari yaptırım uygulama usûlüne ilişkin değişiklikler içerdiği göz önünde bulundurulduğunda, bu düzenlemeler şekli ceza normlarında değişiklik yapan düzenlemeler olduğu ve kanun koyucu tarafından Kurul kararına bağlanmış idari para cezaları için geriye yürüyecekleri de düzenlenmediğinden zaman bakımından uygulanma noktasında geriye yürümeyecekleri sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, 5307 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesinde, kanun koyucu tarafından, “…Kurulca idarî para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 17. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanacağı … Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 16 ncı maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez.” şeklinde geçiş hükmü getirilmiştir. Anılan hükümlerin değerlendirmesinden, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve maddenin yürürlük tarihi itibarıyla Kurul kararına bağlanmış idarî para cezası ile cezalandırılanlar için kanun koyucunun iradesinin, tahsilatı tamamlanmamış olan cezalar hakkında ilgili vergi dairesince ne gibi bir işlem yapılacağı, tahsilatı kısmen veya tamamen yapılmış olanlar bakımından ise iadenin olmayacağı ortaya konulmak suretiyle 17. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtara ilişkin düzenlemelerin haklarında uygulanmaması yönünde olduğu, ancak cezanın miktarı bakımından 16. maddede yapılan değişikliğin lehe hüküm olup olmadığı yolunda değerlendirme yapılmasına mani oluşturmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işleme dayanak alınan hükmün de yer aldığı idarî para cezasına ilişkin müeyyideleri içeren 5307 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 7164 sayılı Kanun ile bütünüyle değiştirildiği ve öncekinden farklı bir cezalandırma sistemi öngörüldüğü gözetildiğinde, maddi ceza normundaki bu değişikliğin davacının lehine olup olmadığına yönelik işin esası incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, 5307 sayılı Kanun’un değişik 17. maddesinde yer alan ihtar müessesesinin fail bakımından lehe kanun kabul edilmesi neticesinde verilen Daire kararının iptale yönelik kısmının onanmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.