Danıştay Kararı 8. Daire 2022/4714 E. 2022/4873 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4714 E.  ,  2022/4873 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4714
Karar No : 2022/4873

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Barosu Başkanılığı

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda “10 ay süre ile işten çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Cumhuriyet Başsavcılığının K:… sayılı iddianamesi ile; davacının hakaret ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçundan cezalandırılması için hakkında kamu davası açıldığı, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile ” Diğer sanıklar … ile … kesinlikle bu haberin oluşturulması ve yayınlanmasında bir katkılarının olmadığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemişlerdir ancak sanık …’in hazırlık aşamasında verdiği ifadesinde açık bir şekilde soruşturmaya konu haberi de daha önce bir haber vasıtasıyla tanıştığı Av. …’ın anlattığına göre yaptığını, …’i yaklaşık 5 yıldır tanıdığını, şahsın haber kaynaklarından birisi olduğunu belirtmiştir. Daha sonra mahkemede alınan ifadesinde bu beyanı kabul etmemiş ise de, değişen beyanının hem kendisini ve hemde diğer sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik olduğu düşünülmüş aynı şekilde Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen Dijital veri raporlarında sanıklar .. ile … ve sanık …’un aralarındaki yakınlık açık bir şekilde belirlenmiş yine raporlarda sanık …’ın haber ile ilgili içerikleri sanık …’ye gönderdiği, sanığın haberi hazırlıktan sonra tekrar sanık …’a gönderdiği ve sanık …’nün haberi aynı şekilde sanık …’e gönderdiği, belirlenmiş IP adreslerinin de sanık … ile danık …’e ait olduğu açıklığa kavuşturulmuş, sanık …’e WİFE’sinin sanık … tarafından kullanıldığını söylemiş, sanık …’de kullanımı doğrulamış olduğundan sanıkların haberi iştirak halinde hazırladıkları ortaya çıkmıştır. Rapor içeriği ile sanık …’un hazırlık ifadesinin de birebir örtüştüğü anlaşılmıştır. Bu hususular dikkate alındığında sanıklar … ile sanık …’in inkara yönelik beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu düşünülmüştür. Yine sanık| … sadece habere baktığını ifade etmiş ise de, bilirkişi raporu ile hazırlanın haberin kendisine gönderildiği açık bir şekilde tespit edildiğinden bu savunmasının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sanıklar … İle …’in aralarındaki husumet nedeni ile katılanları toplum önünde küçük düşürmek amacı ile hareket ederek yani hakaret kastı ile diğer sanık …’un da yardımı ile söz konusu eylemi işlediği anlaşılmıştır…… Dosya içerisindeki tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sonucunda, sanıklar …, … ve …’ın üzerlerine atılı Hakaret ve Kişisel Verileri, Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak suçunu işledikleri iddia, iddiayı doğrulayan beyanlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla sanıkların cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir.
;” gerekçesi ile eylemine uyan TCK’nun 125/1 maddesi gereğince 3 ay 19 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, TCK’nun 136/1 maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun … tarihli ve … sayılı kararı ile Avukatlık Kanunu’nun 135/4’üncü maddesi gereğince davacının 10 ay işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 10 ay süre ile işten çıkarma cezasının onanmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, buna göre davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kesin hüküm niteliğinde olmadığından davacı hakkında isnat edilen fiilin Mahkeme kararıyla sabit olduğundan ve şekli anlamda kesin hüküm bulunduğundan bahsedilemeyeceği görülmekle birlikte dava konusu olayda dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerle davacının kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaydığı ve disiplin cezası verilmesine konu eylemin sübut bulduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuş olup diğer davalı İstanbul Barosu Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı avukatın 10 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulu’nun kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik … tarih ve E:…, K:… sayılı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyiz kanun yoluna başvurulabilecek davaların tahdidi olarak sayıldığı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davası” olarak nitelendirilemeyeceği, nitekim 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Disiplin cezaları” başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasının (4) numaralı bendinde, işten çıkarma, “avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetlerin yasaklanması” olarak tanımlanmış olup, meslekten çıkarılma sonucunu doğuran disiplin cezası niteliğine sahip bulunmayan dava konusu işlem hakkında açılan davanın, 2577 sayılı Kanunun m.46/1-(c) kapsamında yer almadığı, öte yandan, avukatlık mesleği ticari faaliyet olarak da değerlendirilemeyeceğinden uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
Kesin olarak, 15/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.