Danıştay Kararı 8. Daire 2022/4619 E. 2022/4876 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4619 E.  ,  2022/4876 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4619
Karar No : 2022/4876

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. … – Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
3- … Barosu Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya Barosu levhasına kayıtlı avukat olan davacı tarafından, hakkında Antalya Barosu Disiplin Kurulunca verilen meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına dair … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca verilen itirazın kabulüne, söz konusu kararın iki yıl süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin kararın kaldırılmasına ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile bu kararın onaylanmasına dair Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle Adalet Bakanlığınca soruşturma ve kovuşturma izinlerinin verilmesi üzerine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan ceza davası sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile; “….Katılan …’in eşinin 31.07.2006 tarihinde trafik kazasında hayatını kaybettiği, eşinin hayatını kaybetmesi nedeni ile katılanın … Türk Sigorta Şirketi hakkında avukatı sanık … aracılığıyla … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tazminat davası açtığı ve davanın … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … esas, … karar sayılı dosyası üzerinden görüldüğü, katılanın tazminat davasını kazandığı, borçlu şirketin tazminat miktarım ödememesi nedeniyle yine katılan vekili Avukat … tarafından borçlu şirket … Türk Sigorta şirketi hakkında … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiği, borçlu şirketin 07.08.2009 tarihinde takip dosyasına 86.750 TL ödediği, bu bedel üzerinden harçlar alındıktan sonra dosya kapsamında bulunan vekaletname uyarınca 11.08.2009 tarihinde düzenlenen reddiyat makbuzu gereğince alacaklı vekili Avukat …’ye 82.382.60 TL ödeme yapıldığı ve dosyanın 11.08.2012 tarihinde iııfazen işlemden kaldırıldığı, sanık …’nin vekaletnamede belirtilen ahzukabz yetkisine dayanarak dosyaya yatırılan paraları çektiği, müvekkili olan …’e vermesi gereken paranın sadece 17.000 TL sini …’e verip kalanını uhdesinde tuttuğu ve katılana dosya kapsamında bulunan üzerinde … İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosya alacağını haricen aldım. Avukat …’yi ibra ederim.’ ibaresini içeren, üzerinde herhangi bir meblağ ve tarih bulunmayan ibra belgesini sekreteri alacağı ile katılana imzalatarak kendisini ibra ettirdiği, her ne kadar sanık tahsil etmiş olduğu paranın tamamını katılana ödediğini ve katılanın kendisini ibra ettiğini belirtmiş ise de; belirtilen ibra belgesinin tarihinin ve ne miktar için düzenlendiğinin belli olmadığı, dosya kapsamında tanık olarak dinlenen tanıklar …, … ve …’nun katılanın beyanlarını doğruladıkları, katılanın defalarca sanığa ait büroya gittiği ve kendisine ödenmeyen paranın tarafına ödenmesini talep ettiği, sanığın her defasında katılanı oyaladığı ve tahsil etmiş olduğu parayı katılana ödemediği ve uhdesine geçirdiği, bu durumun tanık beyanları, reddiyat makbuzu, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu…” gerekçesiyle eylemine uyan TCK’nın 155/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 1 hapis ve 33.320-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizde onanarak 09/09/2019 günü kesinleştiği, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi hükmüyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak güveni kötüye kullanma suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı ve bu doğrultuda, … Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2020 tarihli ek karar ile davacı avukat hakkında verilen mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılmasına ve kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın 26.06.2020 günü kesinleştiği, dolayısıyla davacının hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5.maddesinde yazılı bir suçtan verilen mahkûmiyet karanının uyarlama yargılaması neticesinde ortadan kalktığı anlaşıldığından, Avukatlık Kanunu’nun 158/1. maddesinde düzenlenen ilkeler uyarınca avukatın eyleminin niteliği ve ağırlığı ile uyumlu olarak davacı hakkında Antalya Barosu Disiplin Kurulunun … tarih ve Esas:…, Karar:… sayılı kararıyla “meslekten çıkarma cezası ile tedbiren işten yasaklanmasına” ilişkin kararın “2 yıl süre ile işten çıkarma cezasına” çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında ve bu kararı onayan Adalet Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dav Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinde, “1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı avukatın meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına dair Antalya Barosu Disiplin Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazın kabulü ile söz konusu kararın iki yıl süre ile işten çıkarma cezasına çevrilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına ve davacının tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin kararın kaldırılmasına yönelik Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararı ile bu kararın Adalet Bakanlığınca onaylanmasına ilişkin kararın davaya konu edildiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Disiplin cezaları” başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasının (4) numaralı bendinde, işten çıkarma cezasının, “avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetlerin yasaklanması” olarak tanımlandığı, buna göre meslekten çıkarılma sonucunu doğuran disiplin cezası niteliğine sahip bulunmayan dava konusu işlem hakkında açılan davanın, 2577 sayılı Kanunun m.46/1-(c) kapsamında yer almadığı, öte yandan, avukatlık mesleği ticari faaliyet olarak da değerlendirilemeyeceğinden uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan “kesin” kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın ve kullanılmayan … TL tutarında yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
Kesin olarak, 15/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.