Danıştay Kararı 13. Daire 2022/2464 E. 2022/3150 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/2464 E.  ,  2022/3150 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2464
Karar No:2022/3150

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Su ve Atık Su Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen “Atıksu Sisteminin İşletilmesi İşi” ihalesinin iptal edilmesine yönelik karara karşı dava dışı … Arıtma Sistemleri A.Ş. tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusu üzerine, Kamu İhale Kurulu’nca (Kurul), ihalenin iptali kararının iptal edilmesine ilişkin 21/02/2011 tarih ve 2011/UH.III-757 sayılı karar ile bu karar sonucu anılan işin … Arıtma Sistemleri A.Ş.’ye ihale edilmesine ilişkin Antalya Büyükşehir Belediyesi Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 09/03/2011 tarih ve 736 sayılı kararının … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve davacı şirketin, söz konusu ihalenin iptal edilmesi üzerine yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin 21/02/2011 tarih ve 2011/UH.III-758 sayılı Kurul kararının … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle iptaline hükmedilen işlem sebebiyle mahrum kaldığını ileri sürdüğü 1.371.320,29-TL kârın elde edilememesi sebebiyle oluştuğu iddia edilen fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 500.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 600.000,00-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, Dairemizin 31/03/2021 tarih ve E:2015/558, K:2021/1149 sayılı maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine ilişkin kısmın onanmasına, davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmın bozulmasına ilişkin kararı üzerine, bozma kararına uyularak verilen kararda; Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi dikkate alındığında, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesinin gerektiği, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacıyı dava açtığı konumdan daha da geriye götüren durumlarda mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerektiği, dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesinin de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturduğu, gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebileceği, öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğinin söylenemeyeceği, dolayısıyla, davayı kaybetmesi hâlinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücretinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği;
28/12/2013 tarih ve 28865 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkemenin ilk karar tarihi olan 01/10/2014 itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde, manevi tazminat davalarının kısmen veya tamamen reddedilmesi durumlarında, vekâlet ücretine ne şekilde hükmolunacağının açıkça düzenlendiği, buna karşın maddi tazminat taleplerinin kısmen veya tamamen reddedilmesi durumuyla ilgili olarak özel bir düzenlemeye yer verilmediği; bununla birlikte, davanın konusunun para olması nedeniyle nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılabilir ise de olayın, mahkemeye erişim hakkı ve Anayasa Mahkemesi’nin 07/11/2013 tarih ve 2012/791 başvuru no.lu kararı ışığında değerlendirilmesinden, davacının, dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi sonucunu doğuran söz konusu Tarife hükümlerinin ihmâl edilmesi ve somut olayın koşulları da bir arada ele alındığında, davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği;
Mahkemece verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine ilişkin kararın, sadece vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden bozulduğu ve uyuşmazlığın esasına yönelik kısmının kesinleştiği hususu gözetildiğinde, vekâlet ücretinin, ilk kararın verildiği 01/10/2014 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirleneceği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davalı idare lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesine, Mahkemenin ilk kararının verildiği 01/10/2014 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, reddedilen maddi ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı ve duruşmalı işler için belirlenen …-TL olmak üzere toplam …-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, lehlerine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiği, ayrıca hükmedilen maktu vekâlet ücreti miktarının, bozmaya uyma suretiyle vekâlet ücreti yönünden temyize konu kararın verildiği 24/03/2022 tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı idareye iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.