Danıştay Kararı 9. Daire 2020/2971 E. 2022/3909 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/2971 E.  ,  2022/3909 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2971
Karar No : 2022/3909

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, miras yoluyla iktisap ettiği arsa üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden inşa edilen bağımsız bölümlerin satışından elde edilen hasılatın hissesine düşen kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2014 yılı için re’sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2014/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemlerine ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının akdetmiş olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan bağımsız bölümlerin sözleşme gereği müteahhit firma veya 3. şahıslara satış ve devrinin zorunlu olduğu ticari kazanç değerlendirmesi bakımından sözleşmeyle bir kısım bağımsız bölümün arsa sahiplerine bırakılması suretiyle satışı ile tüm bağımsız bölümlerin satışından elde edilen hasılatın taraflar arasında paylaştırılması arasında herhangi bir fark bulunmadığı, bu durumda, davacı tarafından aynı parseldeki bağımsız bölümlere ilişkin 2014 yılında gerçekleştirildiği idarece tespit edilen taşınmaz satışlarında, söz konusu bağımsız bölümlerin üzerine inşa edildiği arsanın miras yoluyla iktisap edilmiş olması, alımlarda devamlılığa ilişkin idarece yapılmış başkaca herhangi bir tespitin mevcut olmaması, satışlar yönünden ise miras yoluyla iktisap olunan arsa üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhit tarafından inşa edilen bağımsız bölümlerin servetin değerlendirilmesi, servetin biçim değiştirmesi kapsamında değerlendirilmesinin gerekmesi, ayrıca davacının gayrimenkul alım satım işleriyle devamlı olarak uğraştığı yönünde alıcıların ifadeleri, satış ilanları, iş yeri tespiti, alım ve satıma taraf olanların nasıl bir araya geldiği, irtibatın nasıl sağlandığı gibi vergiyi doğuran olayın tespitine yönelik ticari organizasyona ve kâr elde etme amacı bulunduğuna dair herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamış olması, gayrimenkul alım satım işlerinin ticari faaliyet olup olmadığına ve davacının ekonomik durumu da dikkate alınarak faaliyetin şahsi ihtiyaç kapsamı ve sınırlarını aşıp aşmadığına dair inceleme aşamasında somut hiçbir değerlendirme yapılmadan ortada ticari bir organizasyonun varlığından ve sürekliliğinden bahsedilmesinin mümkün bulunmaması, satış sonrası devam eden süreçte de anılan meblağların bağışlanması karşısında ticari kazanç gayesi gütmediği sabit olan satışlar yönünden salt tapu kayıtlarında yer alan bilgiler esas alınmak suretiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca birden fazla bağımsız bölüm elde edilmesinin ve bu bağımsız bölümlerin satışının birden fazla kere ve farklı tarihlerde yapılmasının ticari faaliyet olarak nitelendirilmesi suretiyle 2014 yılına ilişkin re’sen tarh olunan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka uyarlık görülmediği, dava konusu geçici vergi asılları yönünden; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesinin 3. fıkrasında, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici verginin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceği kuralına yer verildiğinden dava konusu uyuşmazlıkta mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmaması gerektiği, dava konusu vergi/ceza ihbarnamesinde ise aslının aranmayacağı belirtilmekle beraber terkin edilecek geçici verginin aslına da yer verilmesi ve davacıya da bu şekilde tebliğ edilmesi karşısında dava konusu ihbarnamede yer alan geçici vergi aslında hukuka uyarlık görülmediği, söz konusu geçici vergiye bağlı kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden ise; mahsup süresinin geçmiş olması nedeniyle geçici vergi aslının terkin edilmesi cezanın tahsiline engel olmamakla birlikte, davacı adına 2014 takvim yılına ilişkin tarh edilen gelir vergisinde yukarıda belirtilen gerekçeyle hukuka uyarlık görülmemiş olup kaldırılmasına karar verildiğinden ve dava konusu edilen vergi ziyaı cezasının dayanağını oluşturan geçici vergi, gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplandığından, davacı adına 2014 takvim yılına ilişkin salınan tek kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi de mahkemesince belirtilen gerekçeyle kaldırıldığından, aynı gerekçeyle dava konusu geçici vergiye bağlı kesilen bir kat vergi ziyaı cezasında da hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bölge İdare Mahkemesi kararında, istinaf dilekçelerinde belirtmiş oldukları iddialar irdelenmeden ve gerekçe belirtilmeden istinaf taleplerinin reddedildiği, bu durumun adil yargılanma ilkesini ihlal ettiği, davacının 2014 takvim yılı içerisinde yapılan 6 adet taşınmaz satışından gelir elde ettiğinin tespit edilmiş olduğu, bu durumun ticari faaliyetin objektif unsuru olan muamelede çokluk anlamına geldiği, davacı ve annesi adına kayıtlı arsa üzerinde yürütülen inşaat faaliyetlerinin kat karşılığı inşaat ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden icra edilmesinin ise davacı yönünden ticari bir organizasyonun varlığına karine teşkil ettiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.