Danıştay Kararı 13. Daire 2022/2886 E. 2022/3151 K. 15.09.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/2886 E.  ,  2022/3151 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2886
Karar No:2022/3151

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Atık Toplama ve Geri Dönüşüm Orman Ürünleri İnşaat Nakliye Petrol Makina Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca gerçekleştirilen “Kahramanmaraş Fuar Merkezi Çatı Söküm İşi” ihalesinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına yönelik … tarih ve … sayılı Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Encümen kararının, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca ita amirince iptal edilmesine ilişkin 18/03/2022 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; idarenin 2886 sayılı Kanun’da yer alan ihalede açıklık, rekabetin sağlanması ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkelerine göre ihaleyi gerçekleştirmek zorunda olduğu, yeterli rekabetin sağlanamaması hâlinde ihalenin ana amacının gerçekleşemeyeceği ve dolayısıyla ihaleden beklenen faydanın sağlanamayacağı, ihale konusu taşınmazın yüksek bir bedelle satılması kamunun yararına olacağından, tahmini bedelin aşılmış olduğu durumlarda dahi, taşınmazın daha yüksek bir fiyata satılabileceğinin itâ âmirince anlaşılması ve kamu yararı dışında subjektif nedenlerle hareket edildiğinin davacı tarafından ortaya konulamaması durumunda takdir yetkisinin ihalenin onaylanmaması yolunda kullanılmasının hukuka aykırı olmadığı;
Uyuşmazlığa konu olayda, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan, “Kahramanmaraş Fuar Merkezi Çatı Söküm İşi” ihalesi ile ilgili olarak Fen İşleri Daire Başkanlığı nezdinde kurulan araştırma komisyonunun çalışmaları sonucunda gerek muhammen bedel araştırmasının hurda ağırlığı (286.645,48 kg) dikkate alınmadan yapılmış olması gerekse demir fiyatlarında meydana gelen büyük artış nedeniyle muhammen bedelin düşük olarak (129.000,00-TL) belirlendiği, buna bağlı olarak da ihalenin düşük fiyatta kaldığı (352.000,00-TL) yönünde yapılan tespitler sonucunda ihalenin iptal edildiği, tekrar yapılan araştırmalara göre aynı iş için muhammen bedelin 944.319,76-TL olarak belirlendiği ve ikinci kez yapılan ihaleye on kişinin katıldığı ilk ihaleden çok daha fazla (kırk altı) katılımcının iştiraki sonucunda ihalenin 2.950.000,00-TL ile tamamlandığı göz önüne alındığında, çatı söküm işi sonucunda ilgili firmada kalacak hurdaların kamu menfaati açısından hedeflenen en yüksek gelirle satışının yapılması amacının ilk ihalede gerçekleşmediğinin sabit olduğu, dolayısıyla ilk ihalenin kamu yararı gözetilerek iptal edildiği;
Öte yandan, davacı tarafından her ne kadar söz konusu ihaleye konu çatı işinden 286.645,48 ton gibi çok yüksek miktarda hurda malzemenin çıkmasının teknik olarak mümkün olmadığı, yenilenen ihaleye ilk ihalede olmayan bir takım işlerin de dahil edilip edilmediği hususunun araştırılması gerektiğinin ileri sürülmüş olması nedeniyle Mahkemenin 12/05/2022 tarihli ara kararı ile gerekli araştırma yapılmış ise de, davalı idare tarafından Mahkemenin ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden, yenilenen ihaleye ilk ihalede olmayan başka işlerin dahil edilmediği, söz konusu uyuşmazlığın, ihaleye konu çatı işinden çıkması tahmin edilen 286.645,48 kg hurdanın, davalı idarenin savunmasında sehven kg yerine ton cinsinden ifade edilmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, dava konusu işlemi sakatlayacak bir hukuki durumun bulunmadığı;
Bu itibarla, söz konusu ihalenin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarenin birçok kontrolünden geçen “tahmini bedelin belirlenmesi” aşamasında hata yapıldığından bahisle ihalenin iptal edilmesinin kabul edilebilir nitelikte olmadığı, 2886 sayılı Kanun’un 51/a maddesi gereğince yapılan ihalelerde tahmini bedel tespitinin yapılması zorunluğunun bulunmadığı, ihaleye ait Teknik Şartname incelendiğinde dava konusu edilen ihale kapsamında davacının üstlenmiş olduğu çatı söküm işinde vermiş olduğu teklif içerisinde, işçilik, alet ve edavat temini, nakliyat, iş makinesi temini, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki yükümlülükler, üçüncü kişi ve çevreye verilmesi muhtemel zararlara ilişkin giderler, yıkım esnasında alınması gereken fiziki önlemlere ilişkin giderler, işin bitiminden sonra çevrenin temiz bir şekilde teslimine ilişkin giderler ve sözleşme kapsamında üstlenilen birçok giderlerin bulunduğu, Teknik Şartname’nin 7.5., 8.1. ve 8.2. maddesinde her ne şartta olunursa olunsun ek talepte bulunlamayacağı ve fiyat farkı talep edilmeyeceğinin belirtildiği, hurda fiyatları düşse idi bu zarara katlanılmak zorunda kalınacağı, ihalenin iptaline ilişkin kararın soyut ve dayanaktan yoksun olduğu, Dünya-Türkiye ekonomisinin durumu, Rusya-Ukrayna savaşı, ve COVID-19 pandemisinin devam eden etkileri ve ihale tarihinin 02/03/2022 olduğu düşünüldüğünde, bu durumların içerisinde hazırlanan ve fiyatlandırılması yapılan ihalenin salt hurda fiyatlarının arttığı iddiası üzerinde iptal edilmesinin kamu yararı kavramının arkasına saklanılarak hukukun hiçe sayılması anlamına geldiği, bu nedenin geçerli kabul edilmesi hâlinde kamu yararı kavramının her defasında kullanılmasının gündeme geleceği, zira ekonomik çalkantıların devam ettiği bir dönemden geçildiği, ikinci kez yapılan ihaleye ilişkin yeterli bilgi ve belgenin sunulmadığı, ihalenin iptali kararında belirtilen sebeplere riayet edilmediği, dava konusu işlemde projeye göre ağırlık hesabı üzerinden maliyet hesaplanmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, ikinci ihalede de piyasa araştırması yapıldığı, ikinci ihalede 2.950.000,00-TL teklif ile ihale üzerinden bırakılan kişi ile sözleşme imzalanmadığı, 3. kez ihaleye çıkıldığı, basiretli tacir olarak hareket edilmesine rağmen idare tarafından mağdur edildiği, ruhsata bağlı uygulama projesinin dosyaya sunulmadığı, davalı idare tarafından sunulan evraklardaki bilgilerin dahi idarenin beyanları ile çeliştiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu ihalenin 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesine istinaden ita amirince onaylanmadığı, mevzuatın tanıdığı takdir yetkisinin kamu yararı gözetilerek ihalenin onaylanmaması yönünde kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin emsal kararlarının da bu doğrultuda olduğu, dava konusu ihalenin iptalinden sonra aynı yere ilişkin önceden var olan statik hesap raporuna göre toplamda 286.945,48 kg hurda malzeme olduğunun tespiti ile yeniden yaklaşık maliyet hesaplaması yapıldığı ve 3 firmadan teklif istenildiği, verilen tekliflerin hesaplaması yapılarak ihalenin yaklaşık maliyetinin piyasa araştırma formuyla 944.319,76-TL olarak belirlendiği, yeniden belirlenen bedel üzerinden yapılan ihaleye 46 istekli katıldığı, ihalenin sonunda 2.950.000,00-TL bedel ile ihale edilmesine karar verildiği ve ita amiri tarafından onaylandığı, dava konusu iptal edilen ihale bedeli 352.000,000-TL iken, yeniden belirlenen yaklaşık maliyet ile birlikte yapılan ihale bedeli ise 2.950.000,00-TL olduğu, bu nedenle ita amiri tarafından muhammen bedelin düşük hesaplandığı gerekçesiyle ihalenin iptal edilmesi işleminde açıkça kamu yararı olduğu, söz konusu hurdaların piyasa değerinin oldukça yüksek olduğu ve muhammen bedelin yeniden hesaplanması ile birlikte daha yüksek gelir elde edildiği, davacının basiretli bir tacir olması gerektiği göz önüne alındığında ihalenin iptal edilebilir olmasının ihaleye girerken muhtemel olduğunun öngörmesi gerektiği, her ihalede saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla zamanında karşılanmasının sağlandığı, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesine uygun olarak dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.