Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/2913 E. , 2022/4766 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2913
Karar No : 2022/4766
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle vergi ziyaı cezalı olarak re’sen tarh edilen 2015/2 ila 7 dönemleri katma değer vergilerinin kaldırılması ile cezalı tarhiyatın dayanağı olan ve devreden katma değer vergilerinin düzeltilmesini de içeren vergi inceleme raporunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporuna istinaden 2015/2,3,4,5,6, ve 7 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı, ayrıca anılan raporda davacı şirketin 2015 yılından devreden katma değer vergisinin azaltıldığı, anılan ihbarnameler ile vergi inceleme raporunun davacı şirkete 18/08/2020 tarihinde elektronik tebliğ yoluyla tebliğ edilmesi üzerine 18/03/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, 18/08/2020 tarihinde e-tebligat yoluyla davacıya tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnameleri ile davacı hakkında devreden katma değer vergilerinin azaltıldığı vergi inceleme raporuna karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz günlük dava açma süresinde dava açılması gerekirken bu sürenin geçirilmesinden sonra 18/03/2021 tarihinde açılan işbu davanın esasını inceleme olanağının bulunmadığı, ayrıca davacı şirket tarafından mükellefiyetlerinin re’sen terkin edilmesi nedeniyle kendilerine elektronik yolla tebligat yapılamayacağına dair itirazda bulunulsa da, 456 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin “Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış” başlıklı 7. maddesinde yer alan zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanlardan, tüzel kişilerin ticaret sicil kaydının silinmesi (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) halinde bu tarih itibariyle, gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresinin kapatılacağı düzenlemesine yer verildiği, mükellefiyetin re’sen terkini durumunun bu haller arasında sayılmadığı, davacı şirketin ticaret sicil kaydının ve dolayısıyla tüzel kişiliğinin devam ettiği anlaşıldığından, davacının bu itirazının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirket yetkilisinin vergi borçlarının yapılandırılması amacıyla vergi dairesine gittiğinde söz konusu borçlardan haberdar oldukları, defter ve belge ibraz yazısının şirketin mükellefiyet kaydının re’sen terk olması nedeniyle şirketin kanuni temsilcisinin adresinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102/5. maddesi uyarınca 20/11/2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmasının usulsüz olduğu, e-tebligat uygulamasının hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, defter/belge ibrazının istenildiği yazı posta yoluyla gönderilirken ihbarnamelerin e-tebligat yoluyla gönderilmesinin çelişkili ve hukuka aykırı olduğu, davacı şirket yetkilisinin hastanede tedavi gördüğü sırada işyerine gelemediği dönemde re’sen terk işlemi tesis edilmesinin de hukuka uygun olmadığı, cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen ve cezalı tarhiyatın dayanağı olan … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu’nda, davacı şirketin mükellefiyet kaydının 30/06/2016 tarihi itibariyle “Re’sen Terk” olması nedeniyle defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmesinin istenilmesine ilişkin 21/10/2019 tarihli yazının, şirketin kanuni temsilcisinin mernis adresinde 25/10/2019 ve 06/11/2019 tarihlerinde tebliğe çalışıldığı, ancak adreste muhataba ulaşılamaması nedeniyle tebligat pusulasının muhatabın kapısına yapıştırıldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102/5. maddesi uyarınca 20/11/2019 tarihinde tebliğ yapılmış sayıldığı ve süresi içerisinde defter/belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin ise 13/08/2020 tarihinde davacı şirketin e-tebligat adresine gönderilerek mevzuata göre 18/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının elektronik tebligat aktivasyon kaydının ise hangi tarihte yapıldığına dair dosyada bilgi/belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı idareyi tebliğ yöntemlerinden birisini uygulama hususunda zorlayıcı bir mevzuat hükmü bulunmasa da, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde öngörülebilirlik, yeknesaklık ve istikrarın bulunması gerektiği dikkate alındığında, davacının elektronik tebligat adresine hangi tarihten itibaren sahip olduğu hususu da araştırılarak, eğer defter/belge ibrazının istenilmesine dair yazının tebliğ edildiği tarihten önce elektronik tebligat adresi edinilmişse dokuz ay arayla farklı tebliğ yöntemleri uygulanması hukuka uygun olmadığından ve davanın süresinde açıldığının kabulü gerekeceğinden, bu kapsamda bir inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.