Danıştay Kararı 8. Daire 2021/3471 E. 2022/4721 K. 14.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/3471 E.  ,  2022/4721 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3471
Karar No : 2022/4721

Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) …
2- (Davalı) … Üniversitesi
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 05.11.2019 tarih ve E:2016/10621, K:2020/4893 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca karşılıklı olarak düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Davalı İdarece savunma verilmemiş olup; davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin kabul edilerek, İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçelerde öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 05.11.2019 tarih ve E:2016/10621, K:2020/4893 sayılı kararının kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.
Dava; İstanbul Arel Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi … Mühendisliği Bölümünde belirli süreli iş sözleşmesi ile yardımcı doçent olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin 13 ve 14. maddeleri uyarınca, sözleşmenin bitim tarihi olan 31.08.2015 tarihi itibarıyla sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin Rektörlüğün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve 21.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın, açıkta kaldığı aylara ait sigorta primleri ile maaşlarının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacının eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülmesine gerekli ve yeterli şekilde katkıda bulunmadığı, mesleki yönden yetersiz olduğu veya iş disiplinine uymadığına ilişkin somut, objektif herhangi bir bilgi veya belge sunulmadan, işlemin sadece idarenin taktir yetkisi çerçevesinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından, davacının 31.08.2015 tarihi itibarıyla sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca davanın açıldığı 26.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek
yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline; davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının işlemin uygulandığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
2547 sayılı Kanun ek 5. maddesinin 2. fıkrasında; ”Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.” kuralı yer almıştır.
31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ”Mütevelli heyet” başlığını taşıyan 20. maddesinin 1. fıkrasında, ”Vakıf yükseköğretim kurumunun en yüksek karar organı olan mütevelli heyet, vakıf yükseköğretim kurumunun tüzel kişiliğini temsil eder.” kuralı; aynı maddenin 4. fıkrasında, ”Mütevelli heyet, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını, öğretim elemanı dışındaki personelin terfilerini ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini kabul eder ve uygulamaları izler. Öğrencilerden alınacak ücretleri tespit eder. Ayrıca Yükseköğretim Kurulu’nun olumlu görüşü alınmak suretiyle vakıfça hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.” kuralı; ”Akademik organlar” başlığını taşıyan 21. maddesinde; ”Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar, devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Bu konuda mütevelli heyetin yetkileri saklıdır. Vakıf üniversiteleri ve yüksek teknoloji enstitülerinin yöneticisi rektör, vakıf meslek yüksekokulunun yöneticisi müdürdür. Rektör ve senatonun dört yıl için seçeceği bir profesör, Üniversitelerarası Kurulun üyeleridir.” kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları”, idari dava türleri arasında sayılmış, böylece, mahkemelerce idari işlemin yargısal denetimi yapılırken, işlemin mevzuatla belirlenen makam veya merci tarafından tesis edilip edilmediğinin araştırılacağı kurala bağlanmıştır.
Bir kamu görevlisi, kurul ya da organın idare adına karar verebilme ve işlem tesis edebilme gücü olarak tanımlanan yetki, idari işlemin kurucu unsuru olup, yargısal denetim yapılırken ilk önce işlemin yetki unsurunun hukuka uygun olup olmadığı incelenmektedir. Bir kişi, kurul ya da organın herhangi bir idari işlem bakımından yetkili kabul edilebilmesi için hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş yani yetkilendirilmiş olması gereklidir. İdare hukukundaki kanunilik ilkesi gereğince, bir hukuk kuralı ile verilmeyen yetki kullanılarak tesis edilen işlem, hukuka aykırı olacaktır.
Yargı mercilerince yetki unsurunda sakatlık tespit edildiği takdirde işlemin diğer unsurlar bakımından incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Bununla birlikte yetki unsuru, kamu düzeniyle ilgili olduğundan, idari yargı mercileri, kanun yolu incelemeleri dahil, davanın hangi safhası olursa olsun yetki unsurunda sakatlık tespit ettikleri takdirde işlemin iptaline karar vermek zorundadırlar.
Yüksek yargı içtihatlarında; yetki kurallarının dar ve kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda olduğu, yetki kullanımının tercihe, keyfe ve takdire bağlı olmadığı, yetki kullanımındaki usulsüzlüklerin, fonksiyon gaspı, yetki gaspı veya yetki tecavüzü hallerini meydana getireceği, kural olarak yetkinin bizzat kullanılacağı, kanun tarafından oluşturulan yetki düzeninin, yine kanun tarafından izin verilmediği sürece, idare veya o yetkiyi kullanmak ile yükümlendirilmiş makamlarca değiştirilemeyeceği, yetki devrinin Kanunun açıkça izin verdiği durumlarda yapılabileceği, bir makamın yetkisinin başka bir kişiye devredilebilmesi için yetki devri konusunda da mevzuatla yetkili kılınması gerektiği, zira yasa koyucu tarafından belli bir yetkiyi kullanma gücü ile donatılmış bir makamın, yasa koyucunun iradesi hilafına, kanunda açık bir düzenleme bulunmaksızın, bu yetkisini başka bir makama devretmesinin, yetki devredilen makamı yetkili kılmadığı gibi, hem yetki devrine ilişkin işlemin hem de bu yöntemle yapılan yetki devrine dayanılarak tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı hale geleceği, yetkisiz kişi, kurul ya da organın yaptığı işlemin, sonradan yetkili makam tarafından kabul edilmesi veya icazet verilmesi yoluyla o işlemin hukuka uygun hale dönüştürülemeyeceği, istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır.
2547 sayılı Kanunun ek 5. maddesi gereği, vakıf yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerinin yapılması, atamaları ve görevden alınmalarının onaylanması mütevelli heyetince yapılacak olup; mütevelli heyet, vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilecektir.
Bütün bu hususlar dikkate alınarak, Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olup olmadığının, davacının her bir istemi yönünden ayrı ayrı değerlendirmesi gerekmektedir.
Mahkeme kararının, manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
Mahkeme kararının, Rektörlüğün … tarih ve … sayılı dava konusu işleme ilişkin kısmı yönünden;
Olayda; davacının, 01.09.2014 tarihinden, 31.08.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere, 16.06.2014 tarihinde imzaladığı belirli süresi iş sözleşmesi ile Mimarlık Mühendislik Fakültesi … Mühendisliği Bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptığı ve dava konusu işlemle davacının sözleşmesinin bitim tarihi olan 31.08.2015 tarihi itibarıyla feshedileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar 30.06.2015 tarihli dava konusu işlemde, 31.08.2015 tarihi itibarıyla sözleşmenin feshedileceği belirtilmişse de, davacının iş sözleşmesinin, işlemde de belirtilen üzere 31.08.2015 tarihi itibarıyla sona ermesi nedeniyle bunun bir fesih değil, iş sözleşmesinin yenilenmemesi suretiyle ilişiğin kesilmesi olduğu açıktır.
Dairemizin 07.04.2022 tarih ve E:2021/3471 sayılı ara kararıyla, davacının iş sözleşmesinin sonlandırılması konusunda mütevelli heyetince alınmış bir kararın bulunup bulunmadığının sorulmasına, bu yönde karar mevcut ise bu kararın onaylı ve okunaklı bir örneğinin istenilmesine ve mütevelli heyetince, 2547 sayılı Kanunun Ek 5. maddesi kapsamında bir yetki devri yapılıp yapılmadığının sorularak, yetki devri yapılmış ise dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yetki devrine ilişkin olarak tesis edilen işlemin onaylı örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmişse de, davalı İdare tarafından verilen cevaptan; davacının iş sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin mütevelli heyetin onayı ile tesis edilmediği gibi mütevelli heyetçe kullanılabilecek bu yetkinin rektöre devredildiğine ilişkin mütevelli heyet kararının da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; davacının iş sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemin, mütevelli heyet onayı ile veya mütevelli heyetin yetkisini devrettiği vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticisi tarafından tesis edilmesi gerektiğinden, bu konuda yetki devri yapılmadığı anlaşılan Rektör tarafından tesis edilen dava konusu işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkeme kararının, 21.000,00 TL maddi tazminat, açıkta kalınan aylara ait sigorta primleri ile maaşların faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkin kısmı yönünden;
İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis
edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir.
Buna karşın, belirli süreli iş sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlerin, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idari yargı mercilerince iptal edilmesi
durumunda, yetkili idari makam ya da organ tarafından, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde bir karar alınması gerekmektedir. Bu aşamada, iptal kararının hukuksal sonucu olarak yetki yönünden hukuka aykırı bulunan sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ortadan kalmış olmakla birlikte, idare ile ilgili arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır. İdari yargı merci tarafından, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından ve belirli süreli iş sözleşmesinin süresinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, bu aşamada, ilgili bakımından, kesin ve net olarak belirli olmayan parasal ve özlük hak kayıpları hakkında; sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … tarih, E:…, K:… kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine, 14/09/2022 tarihinde dava konusu işlem ve parasal haklar yönünden oyçokluğu ile manevi tazminat istemi yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY:
(X)- Dava; İstanbul Arel Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık Fakültesi … Mühendisliği Bölümünde belirli süreli iş sözleşmesi ile yardımcı doçent olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin 13 ve 14. maddeleri uyarınca, sözleşmenin bitim tarihi olan 31.08.2015 tarihi itibarıyla sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin Rektörlüğün … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve 21.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın, açıkta kaldığı aylara ait sigorta primleri ile maaşlarının faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine
uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır.
Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez ise de; sözleşmenin istikrarlı şekilde yenilendiği durumlarda davalı idarenin sözleşme süresinin bitiminden önce karşı tarafa sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi haklı beklenti ilkesinin tabii sonucu olarak görülebilir.
İşlemin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesine gelince; yenilenmemiş olduğundan ortada bir sözleşme yoktur ve bu nedenle usulde paralellik ilkesi gereği, sözleşme yapılırken izlenmesi gereken usulün takibi de gerekmemektedir. Bu nedenle, genel yazışma yetkisine sahip olan Rektör tarafından bildirim yazısının imzalanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının süresi bitmiş olan sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum.
Bununla birlikte; dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle davacının parasal hak kayıplarının ödenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği de açıktır.