Danıştay Kararı 8. Daire 2020/5871 E. 2022/4701 K. 14.09.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5871 E.  ,  2022/4701 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5871
Karar No : 2022/4701

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya Barosuna kayıtlı avukat olan davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına ilişkin Antalya Barosu Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının onaylanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile Adalet Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; avukat olan davacının nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı ayrı ayrı iki kez 2 yıl 2 ay 25 gün hapis cezası, 3 yıl 4 ay hapis cezası ve 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu cezanın Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği, anılan mahkumiyetin Avukatlık Kanununun 5. maddesinde sayılan avukatlığa engel hallerden birini teşkil ettiği anlaşıldığından, davacının Avukatlık Kanununun 136. maddesinin 1. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ve ayrıca aynı Kanunun 154/1 maddesinin amir hükmü gereğince tedbiren işten yasaklanmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, memnu hakların iadesi müessesesi olduğu, süresiz hak yoksunluğunun uygulanamayacağı; ayrıca, dava dilekçesi ile duruşma talep ettikleri, mahkemece 23.01.2020’de duruşma icra edileceğinin kendisine bildirildiği, bunun üzerine 22.01.2020 tarihli dilekçe ile belirlenen duruşma gününde il dışında üç ayrı mahkemede duruşmasının olduğu gerekçesiyle yeni bir duruşma tarihinin belirlenmesini istediği, buna rağmen duruşmanın ertelenmeyerek 23.01.2020’de duruşma yapıldığı, duruşmaya mazeretinden dolayı katılamadığı, mahkeme kararının usul yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
1-Davalı Adalet Bakanlığı tarafından, İdare Mahkemesi kararlarının temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen husular bunlardan hiçbirine uymadığından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, verilen cezanın 1136 sayılı Kanun’un 5/1-a maddesi kapsamında olduğu, ilgilinin aynı Kanun’un 153. maddesi kapsamında 08.02.2019 tarihinde Baro Disiplin Kurul’u tarafından dinlenmiş olduğu, işlemde hukuka aykırılık olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı Kanun’un “Duruşma” başlıklı 17. maddesinde “1. Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.
2. Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir.
4. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Duruşma” başlıklı 17. maddesinde; Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı hüküm altına alınmış, ancak duruşmanın ertelenmesi hususunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Anılan Kanunun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı haller” başlıklı 31. maddesinde de konuya ilişkin herhangi bir atıf bulunmamaktadır. Bu kapsamda duruşmanın erteleme sebeplerinin takdiri Mahkemeye aittir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava dilekçesindeki duruşma talebi nedeniyle 23.01.2020 tarihinde yapılacağı belirtilen duruşma için davacı vekili tarafından, 22.01.2020 tarihli dilekçe ile belirlenen duruşma gününde il dışında üç ayrı mahkemede duruşmasının olduğu gerekçesiyle yeni bir duruşma tarihinin belirlenmesinin istendiği, buna rağmen duruşmanın ertelenmeyerek 23.01.2020 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. İl dışında duruşması olduğu için belirlenen tarihte duruşmaya katılamayacağına ilişkin mazeretin duruşmadan bir gün önce bildirildiği; oysa ki diğer duruşma tarihlerinin çok önceden belli olduğu, ortada zaruri bir durum olmadığı, mahkemenin böyle bir mazereti kabul edip etmeme konusunda takdir hakkı bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, idare mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanacağının ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağının kurala bağlandığı, dava dosyasında davacı iddialarının yer aldığı, istinaf başvuru dilekçesinde dava dilekçesinde belirtilen hususların dışında farklı bir iddiaya yer verilmediği gibi mazeretinin kabul edilmemesi nedeniyle duruşmaya katılamadığı ve bu durumun usul hükümlerine aykırı olduğuna ilişkin de bir itirazda bulunmadığı anlaşıldığından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Kesin olarak, 14/09/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.