Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/1819 E. , 2022/3841 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1819
Karar No : 2022/3841
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Hurda Metal Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, tevkifat yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla bir kısım hurda emtia alımını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2010/Ocak-Mart,Nisan-Haziran,Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen gelir (stopaj) vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma iddiasının, mükellef hakkında yapılacak detaylı inceleme neticesinde fatura içerikleri yönünden somutlaştırılarak açık olarak ortaya konulması ve tarhiyata dayanak teşkil eden raporların ihbarnameler ile birlikte mükellefe tebliğ edilmesi gerektiği, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin kararlarında hurda ticareti yapanların gelir vergisi kesintisi yapma sorumluluğunun, alımlarını yasada belirtilenlerden yapması koşulunun gerçekleşmesine bağlı olduğunun belirtildiği, davaya konu olayda faturaya konu malların gerçekten alınmadığına ilişkin somut delillere dayanan herhangi bir tespit yapılamamış olduğu görüldüğünden dava konusu edilen vergi ziyaı cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu 2010/Ocak-Mart dönemi vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisi yönünden yapılan incelemede; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasında vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hükmüne yer verildiği, maddenin ikinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarih ve E:2009/146, sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine yapılan düzenlemenin 01/07/2010 tarihinde yürürlük kazandığı dikkate alındığında, 07/05/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevki üzerine, komisyon tarafından 22/11/2016 tarihinde verilen kararla belirlenen matrah farkı üzerinden yapılan cezalı tarhiyata ilişkin 29/11/2016 tarihli ihbarnamenin, yasa gereği zamanaşımının son günü olan 31/12/2015 tarihinden önce tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisinin tarh zamanaşımına uğradığı ve bu sebeple hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı; dava konusu 2010/Nisan-Haziran,Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisine ilişkin olarak yapılan incelemede ise; belirtilen dönemlere münhasıran Mahkeme kararı ve gerekçesi yerinde ve yasal bulunmuş olup, bu bağlamda dayanak vergi tekniği raporlarının , vergi/ceza ihbarnameleri ekinde davacıya tebliğ edilmemesi durumu davacı hakkında tesis edilen işlemi hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili bir şekil hatası olduğundan, dava konusu cezalı tarhiyatlarda bu sebeple hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporuyla davacının sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanıldığının tespiti üzerine takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonlarının takdir sebeplerinin varlığını inceleyemeyeceği, matrah takdirinin dayanağını belgelerle veya diğer yollarla ispat zorunluluklarının bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu 2010/Ocak-Mart dönemi vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisine ilişkin temyiz isteminin reddine; diğer kısımlara yönelik temyiz isteminin ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasını, zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenleyen kural, Anayasa Mahkemesinin kararıyla iptal edilmesi karşısında, dava konusu tarhiyat yönünden takdir komisyonunda geçen sürenin zamanaşımını durduracağının kabulüne olanak bulunmadığından, 29/11/2016 tarihli ihbarnamelerin, yasa gereği zamanaşımının son günü olan 31/12/2015 tarihinden önce tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir stopaj vergisinin tarh zamanaşımına uğradığı ve bu sebeple hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı adına, tevkifat yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla bir kısım hurda emtia alımını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2010/Ocak-Mart,Nisan-Haziran,Temmuz-Eylül,Ekim-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen gelir (stopaj) vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/b. maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 11. maddesinde; yaptıkları ve yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların verginin tam olarak kesilip ödenmesi ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumlu oldukları; bu sorumluluğun, ödenen vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmayacağı belirtilmiş; 30/1. maddesinde; re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi inceleme yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanarak, 134. maddesinde de vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu ifade edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94’üncü maddesinde, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, bu maddenin alt bentlerinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları, maddenin ikinci fıkrasının 13-b bendinde; esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılacak ödemeler üzerinden hurda mal alımları için %2 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması gerektiği (12/01/2009 tarih ve 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca), 107. maddesinin birinci fıkrasının 3’üncü bendinde; verginin tevkif suretiyle alınması halinde mükellef hesabına tevkifat yapmaya mecbur olanların tarhiyata muhatap olacağı, kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergi tevkifatı yapmak zorunda olan mükelleflerin esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılacak ödemeler üzerinden hurda mal alımları için %2 oranında gelir vergisi kesintisi yapmaları gerekli olup, vergilendirme işlemi yapılırken Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek, muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerekmektedir.
Davacı şirketin gelir vergisi kesintisi yapma sorumluluğu, alımlarını, Kanunda belirtilenlerden yapması koşulunun gerçekleşmesine bağlı olup bu yönde yapılmış bir tespit bulunmadığından, anılan şirket tarafından vergiden muaf esnaftan aldığı emtiaya ilişkin faturaların sahte olduğundan bahisle tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine,13/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.