Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/42853 E. 2014/37507 K. 26.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42853
KARAR NO : 2014/37507
KARAR TARİHİ : 26.11.2014

MAHKEMESİ : Foça Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2014
NUMARASI : 2011/68-2014/97

Taraflar arasındaki borçtan kurtulma davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Akbank avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, A.. F.. Şubesi’nde tüketici kredisi kullanan S.. K..nin borcun geri ödemesi bitmeden 14/05/2009 tarihinde vefat ettiğini, bunun üzerine Akbank’ın kalan borç için kefil olan davacılardan alacağını tahsile devam ettiğini, oysa tüketici kredisi verilirken müteveffa S.. K..’ye davalı A. Sigorta şirketi tarafından hayat sigortası yapıldığını ve ölüm halinde borç sigorta şirketi tarafından güvence altına alındığı halde ölümden sonra davalı sigorta şirketinin borcu kabul etmediğini,buna gerekçe olarak da kronik obstrüktif akciğer hastalığı olduğunun beyan edildiğini ileri sürerek söz konusu kredi sözleşmesi nedeniyle ödedikleri bedelin tespitini, Foça İcra Müdürlüğünün 2009/598 esas sayılı dosyasında yürütülen icra takibinin iptalini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı A.. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu yönünden reddine, davalı Akbank yönünden açılan davada Foça İcra Müdürlüğü’nün 2009/598 esas sayılı dosyası kapsamında davacılar tarafından gerçekleştirilen 3250,00 TL’nin davalı Akbank’tan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında dava dışı üçüncü kişi ile davalı banka arasında imzalanan tüketici kredisi sözleşmesine kefillikten kaynaklanan sözleşme ilişkisinin olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken genel mahkeme sıfatıyla işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı bankanın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birince bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı bankanın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.