Danıştay Kararı 4. Daire 2019/6872 E. 2022/4687 K. 13.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/6872 E.  ,  2022/4687 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/6872
Karar No : 2022/4687

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına … San. Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçları için kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih …, … ve …. tarih … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararda; dava konusu … sayılı ödeme emri açısından; dava konusu ödeme emrinin; 5, 6, 7, 13, 14, 15, 21, 22, 23, 29, 30, 31, 37, 38, 39, 41, 42, 43, 45, 46, 47, 49, 50, 51 sayılı kalemlerinin dayanağı ihbarnamelerin, tüzel kişiliği 24/02/2015 tarihinde yayımlanan Ticaret Sicili Gazetesi ile resen terkin edilen şirketin kanuni temsilcisi davacı adına ilanen tebliğ edilerek kesinleştirildiği, ancak 5520 sayılı Kanunun 17/9 maddesi gereğince tüzel kişiliği sona eren şirketin tüzel kişiliği sona erdikten sonra takdir komisyonuna sevk edilerek, kanuni temsilcisi adına tarhiyat yapılamayacağı bu tarhiyatlara dayalı ödeme emirlerinin “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilerek söz konusu ödeme emrinin anılan kalemlerinde açıklanan gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı, ödeme emrinin 1, 2, 3, 9, 10, 11, 17, 18, 19, 25, 26, 27, 33, 34, 35, 53, 54, 55 sayılı kalemleri açısından ise; dayanak ihbanamelerin, miktar itibariyle gazete ilanının yapılması gerekirken yapılmadığı, tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, usulüne uygun tebligat yapılmadan tarhiyatların kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğinden davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bu kalemlerinde açıklanan gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri açısından; ödeme emrinin 1, 2, 5, 6, 8, 9, 18, 19, 20, 21, 26, 27, 37, 50, 51, 52, 53, 56, 57 sayılı kalemleri için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi karşısında asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucuna ulaşıldığından temsilci sıfatıyla davacının takibe alınmasında ve adına ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, 3, 4, 7, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 22, 23, 24, 25, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 54, 55, 58, 59 sayılı kalemler yönünden şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek 01/03/2012 ve 10/10/2012 tarihinde … ve … imzasına tebliğ edildiği, süresinde ödenmediği, malvarlığı araştırmasına rağmen tahsil edilemediği ve tahsil zamanaşımının 2012, 2014, 2015 tarihli haciz bildirileriyle kesildiği anlaşıldığından söz konusu kalemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emri açısından; şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği, … adına düzenlenmiş iade zarfları ve tutanaklar incelendiğinde, tutanak tarihleri ile iade zarflarının birbiriyle örtüşmediği görüldüğünden, tebliğ zarflarının Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesine göre muhtar, zabıta veya komşulardan birine imzalatılmak suretiyle kanun koyucunun amaçladığı şekilde tutanak haline getirilmediği, bu durumda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi karşısında, asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yollarının usulüne uygun tüketilmediği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … tarih … sayılı ödeme emirlerine ilişkin davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmına davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının belirtilen kısmının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın belirtilen kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği, dava konusu … tarih ve … sayılı sayılı ödeme emirlerine ilişkin davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmına davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi/ceza ihbarnamelerinin davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenmiş olması nedeniyle, davacının adresine tebliğe çıkarılması gerekirken, … tarihinde ticaret sicilinden silinmiş olan şirketin adresine 01/06/2017 tarihinde tebliğe çıkarılması usule uygun olmadığı gibi, davacının 28/06/2011 tarihine kadar geçerli mernis adresi olan “… Mahallesi, … Caddesi, No: … …, İstanbul” adresinde, 07/06/2017 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanağında, adrese vergi/ceza ihbarnamelerinin tebliği için gidildiğine dair bir kaydın yer almadığı, ayrıca 07/06/2017 tarihi itibariyle davacının mernis adresinin, “… Mahallesi, … Sokak, No:.… …, İstanbul” olduğu, adres tespit tutanağının önceki mernis adresinde düzenlendiği görüldüğünden, vergi/ceza ihbarnamelerinin ilanen tebliğinin usulüne uygun olduğu kabul edilemeyeceğinden, dava konusu ödeme emrinin usulüne uygun şekilde kesinleştirilmemiş olan kamu alacağı için düzenlendiği sonucuna varıldığından, ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emirlerinin usul ve hukuka uygun olarak düzenlendiği belirtilerek Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “Tebliğ Esasları” başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği; aynı Kanunun, olay tarihinde yürürlükte olan, “Tebliğ Evrakının Teslimi” başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerinde yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, son fıkrasında da, yukarıda fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı; 103. maddesinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden, dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, asıl amme borçlusu şirketin münfesih olması sebebiyle davacı kanuni temsilci adına düzenlenen ve dava konusu… sayılı ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnamelerin tebliği için tüzel kişiliği sona eren şirket adresine gidilmesine gerek olmadığı, davacı kanuni temsilcinin bilinen adresine gidildiği, muhtar ve memur imzası ile düzenlenen 07/06/2017 tarihinde düzenlenen tutanakta adresi terk ettiğinin tespit edildiği, Vergi dava dairesi kararında gösterilen mernis adresinin o tarih itibariyle idarece bilinen adres olduğu iddialarında bulunduğunun dosya içeriğinden anlaşılamadığı, bu durumda anılan ihbarnameler için ilanen tebliğ koşullarının oluştuğu, dava konusu … ve … sayılı ödeme emirlerinin dayanağı olan ihbarnamelerin tebliği için ise 11/04/2013 tarihinde davacı kanuni temsilcinin adresine gidildiği, adresten ayrıldığının dağıtıcı imzasıyla tespit edildiği, 24/04/2013 tarihinde davacı kanuni temsilcinin bilinen diğer adresine tebliğe gidildiği, adresten ayrıldığının dağıtıcı imzasıyla tespit edildiği, aynı ihbarnamelerin tebliği için ise henüz tüzel kişiliği sona ermeyen şirket adresine gidildiği, muhtar ve memur nezdinde düzenlenen 23/07/2013 tarihli tutanakla adresi terk ettiğinin tespit edildiği, ilanen tebliğ koşullarının oluşması üzerine ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bilinen adreslerin terk edildiğinin muhtar nezdinde usulüne uygun olarak düzenlenen adres tespit tutanağı ile ortaya konulduğu ve kanunun amaçladığı anlamda tebliğ imkansızlığının gerçekleştiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olan ihbarnamelerin ilanen tebliği yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta olup söz konusu ilanın kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığı araştırılarak karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında belirtilen gerekçelerle hukuki isabet görülmediğinden Daire kararına katılmıyorum.