Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/15725 E. 2014/19014 K. 27.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15725
KARAR NO : 2014/19014
KARAR TARİHİ : 27.05.2014

Tebliğname No : 6 – 2011/288854
MAHKEMESİ : Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/06/2011
NUMARASI : 2010/199 (E) ve 2011/729 (K)
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Uyap sisteminden alınan güneş doğuş batış çizelgesine göre olay günü güneşin saat 19.44’te battığı, katılanın beyanında işyerini saat 19.00 sıralarında kapattığını ertesi gün 06.00 sıralarında açtığını, sanıkların ise, aşamalarda eylemi saat 20.00’de gerçekleştirdiklerini beyan ettikleri, buna göre eylemin gündüz işlendiğinin anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinden bahisle 5237 Sayılı TCK’nın 143. maddesi gereği cezadan artırım yapılması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.
TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; suça konu işyerinden 10,00 TL bozuk parayı çalarak birer kase mercimek çorbası içen sanıklar hakkında, suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nın 145. maddesi gereğince hırsızlık suçundan verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanıkların hırsızlık suçunda mağdurun zararını ne şekilde karşıladıkları belirtilmeden lehlerine 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi uygulanarak cezalarından indirim yapılması,
4- Uyap sisteminden alınan güneş doğuş batış çizelgesine göre olay günü güneşin saat 19.44’te battığı, katılanın beyanında işyerini saat 19.00 sıralarında kapattığını ertesi gün 06.00 sıralarında açtığını, sanıkların ise aşamalarda eylemi saat 20.00’de gerçekleştirdiklerini beyan ettikleri, buna göre eylemin gündüz işlendiğinin anlaşılması karşısında, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken suçun gece vakti işlendiğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 116/4. maddesinin uygulanması suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
5-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan, sanıklar A.. A.. ve M.. E.. hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümlerde hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesinde uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi yerine aynı yasanın 52. maddesi olarak belirtilmesi,
6-Sanıklar hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nın 116. maddesinin 2. fıkrası yanında uygulama yeri olmayan 1. fıkrasının da gösterilmesi,
7-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye göre, sanıkların savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafii görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiiye ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar A.. D.., M.. E.. ve A.. A.. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 27.05.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.