Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/4992 E. , 2022/3831 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4992
Karar No : 2022/3831
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu … İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin 31/03/2014 tarihinde ticaret sicilinden re’sen silinerek tüzel kişiliğini sona erdikten sonra 12/11/2014 tarihli vergi ve ceza ihbarnamelerinin düzenlenerek şirkete ilanen tebliğ edildiği, ilanen tebliğ üzerine dava konusu amme alacaklarının tahakkuku yapılarak şirket hakkında ödeme emri düzenlenmeksizin vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı hakkında ödeme emri düzenlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği ve ödeme emri içeriği amme alacaklarınına ilişkin tarhiyatların yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, 17. maddesinin, 9. fıkrası uyarınca, tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinerek sona eren şirketler hakkında yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların kanuni temsilciler adına yapılması gerektiği açık olmasına karşın tarh edilen vergi ve kesilen cezaların kanuni temsilci nezdinde kesinleştirilmesi gerekirken, dava konusu ödeme emri içeriği 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ve vergi zıyaı cezaları hakkında kanuni temsilci adına her hangi bir ihbarname düzenlenmeksizin doğrudan davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket hakkında ticaret sicilinden re’sen silinerek tüzel kişiliği sona erdikten sonra düzenlenen vergi ve ceza ihbarnameleri ile kesinleştirilerek vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının asıl amme borçlusu … İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin kesinleşmiş vergi borçlarından, kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olduğu, tüzel kişilerin tasfiye edilmiş olmasının, kanuni temsilcilerin tasfiye öncesine ilişkin sorumluluklarını kaldırmayacağı, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun olay anında yürürlükte bulunan 17/9. maddesinin, normal tasfiye sürecinden ayrı bir usul ile 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren limited şirketler hakkında uygulanamayacağı anlaşıldığından, olayda asıl amme borçlusu limited şirketin tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliğinin sona ermesi ve dolayısıyla amme borçlarından, kanuni temsilci olan davacının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına, … İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacının 16/05/2007-21/05/2009 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu … İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7’inci maddesi uyarınca 31/03/2014 tarihinde ticaret sicilinden re’sen silindiği ve bu durumun 07/04/2014 tarih ve 8544 sayılı Resmi Gazetede ilan edildiği, anılan şirket hakkında ticaret sicilinden re’sen silinerek tüzel kişiliğinin sona ermesinin ardından, 12/11/2014 tarihli vergi ve ceza ihbarnamelerinin düzenlendiği, söz konusu ihbarnamelerin 15/11/2014 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, ilanen tebliğ üzerine, şirket hakkında ödeme emri düzenlenmeksizin, şirketin borçlarını karşılayacak malvarlığının bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Kanun’un 643. maddesinde, limited şirketlerin tasfiye usulü hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş olup anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü de 539 ilâ 548. maddelerinde ayrıca düzenlenmiştir. Değinilen maddelerdeki tasfiye usulünden ayrı bir usul ise geçici 7. maddede öngörülmüştür.
6102 sayılı Kanun’un 539 ila 548. maddeleri bağlamında yapılan tasfiyenin sonucunda kanuni temsilcilerin sorumluluğuna, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin 9. fıkrası ile 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca gidilebilecek olmasına karşın normal tasfiye sürecinden farklı bir usul öngören 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlere ait kamu borçlarından da değinilen düzenlemeler gereği sorumluluğunun devam edip etmediğinin belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü için gereklidir.
Gerek 5520 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 9. fıkrası gerek 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi 6102 sayılı Kanun’un 539 ila 548. maddelerinde öngörülen tasfiye usulüyle tüzel kişilikleri sona eren şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna yönelik hükümler içermektedir. Başka bir anlatımla, tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğuna yönelik belirleme bulunmamaktadır. Esasen, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi de 01/07/2015 tarihine kadar maddedeki halleri tespit edilen şirketlere ilişkin olarak geçici bir uygulamaya yön vermiştir.
Bu itibarla, Kanun koyucu, tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin usulü belirleyen geçici 7. maddede tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğunu ayrıca belirlemiştir.
6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde, ticaret sicilinde kaydı silinerek tüzel kişiliği sona eren anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki şirkete ait kamu borçlarından doğan sorumluluklarının 6183 sayılı Kanun kapsamında devam edeceği kural altına alınmıştır. Bu kuralda, limited şirket ortaklarının sorumluluğu düzenlenmişken ayrıca limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu öngörülmemiştir.
Tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona eren limited şirketlerin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunmayan, 27/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesine eklenen altıncı fıkrasıyla düzenlenmek suretiyle kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 5520 sayılı Kanun’un 17. maddesinin 9. fıkrasınında tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren şirketlerin kanuni temsilcilerine uygulanabileceği açıktır. Diğer bir deyişle, kural, tasfiye edilmeksizin ticaret sicilden silinme durumunu kapsar nitelikte bulunmamakla birlikte limited şirketlerin kanuni temsilcilerin sorumluluğuna yönelik 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinde de özel bir hüküm veya kurala yer verilmemiştir.
Bu durumda, normal tasfiye sürecinden ayrı bir usul ile 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca asıl amme borçlusu limited şirketin tasfiye edilmeksizin tüzel kişiliği sona erdiği dolayısıyla amme borçlarından, kanuni temsilcisi olan davacının değinilen kuralda ayrıca sorumluluğunun öngörülmediği ve bu konuda açıkça lafza yer verilmediği anlaşıldığından, tüzel kişiliği sona eren asıl amme borçlusu şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten önceki kamu alacağından davacının kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden Vergi Mahkemesince; 5520 sayılı Kanun’un 17/9. maddesi uyarınca tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinerek sona eren şirketler hakkında yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların kanuni temsilciler adına yapılması gerektiği açık olmasına karşın 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ve vergi zıyaı cezaları yönünden kanuni temsilci adına her hangi bir ihbarname düzenlenmeksizin 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacı hakkında kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.