Danıştay Kararı 3. Daire 2019/2472 E. 2022/3096 K. 12.09.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/2472 E.  ,  2022/3096 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/2472
Karar No : 2022/3096

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda tespitleri içeren vergi tekniği raporunu esas alan vergi inceleme raporuna istinaden 2012 yılı için re’sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353.maddesinin 1.bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Özel hastane işletmeciliği yapan davacı şirketin fatura düzenlemeyerek hasılatının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığı iddia edilmiş ise de Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğine ( SUT ) göre acil hastalardan, yeni doğan grubuna verilen sağlık hizmetlerinden, gazilerden ve şehit ailelerinden ilave ücret alınmamasına karşın incelemede ihbar dilekçesi ekinde sunulan CD’deki hastalardan ne kadarının acil hasta, ne kadarının yeni doğan grubuna dahil hasta olduğu yönünde araştırma yapılmadığı, bir başka ifadeyle SUT kapsamında ücret alınmayacak hastalar yönünden bir tespitin bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bu konuda bilgi ve belgeler istenilmeden tüm hastalar hakkında aynı değerlendirmede bulunulduğu, hastane yönetim kurulunun 09/05/2012 tarihli kararı uyarınca hastane personeli ile 1. ve 2. derece yakınlarından ve Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 56. maddesi gereğince ise muhtaç kimselerden ilave ücret alınmadığı belirtilmesine rağmen bu konuda herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ücretsiz hasta bilgi formları istenilip incelenmeden ihbar dilekçesi ekindeki listede yer alan tüm hastalara fatura düzenlenmediğinin kabul edildiği, ifadesine başvurulan şahıslara fatura ya da yazar kasa fişi alıp almadıklarının sorulmadığı, fatura düzenlenmediği iddia edilen Ayşegül Göz adına düzenlenmiş fatura fotokopisinin davacı tarafından dosyaya sunulduğu, sondajlama suretiyle ifadesi alınan hastaların oranının çok düşük olduğu, 2012 yılı için ihbar edilen hasta sayısı 17.113 olduğu halde yalnızca 21 kişinin ifadesinin alındığı, bunun oran olarak binde 1,22’ye tekabül ettiği, 2013 yılına ilişkin ihbar edilen kişi sayısı ise 15.889 olduğu halde, yalnızca 5 kişinin ifadesinin alındığı, bu durumun ise oran olarak onbinde 3,14’e tekabül ettiği, raporda ödeme kaydedici cihaz fişlerine yönelik herhangi bir değerlendirme veya tespit bulunmadığı, fatura kesme ve düzenleme sınırı 2012 yılı için 770-TL, 2013 yılı için 800-TL olarak belirlenmiş olup 2012 yılı için ifadesi alınan 21 kişiden 15 kişi, 2013 yılında ise 5 kişiden 1 kişi için fatura kesme ve düzenleme sınırının altında kaldığı için ödeme kaydedici cihaz fişi düzenlenmesi yeterli iken davacı tarafından düzenlenen ödeme kaydedici cihaz fişleri hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan listede bulunan tüm hastalar için fatura düzenlemediğinin kabul edildiği, kayıt dışı bırakıldığı iddia edilen hasılatın davacının hesaplarına girdiği yönünde de herhangi bir tespite yer verilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kayıt dışı hasılat elde ettiği somut delillerle ortaya konulmadan eksik incelemeye dayalı olarak salınan vergi ve kesilen cezalarda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı saptanan davacı adına yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Vergi incelemesinde bir takım istatistiki bilgiler üzerinden hareket edildiği, binlerce hasta bulunmasına karşın çok az kişinin ifadesi üzerinden kıyaslama yapılarak tüm hastalara fatura düzenlenmediği sonucuna ulaşıldığı, eksik inceleme ve varsayıma dayanan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli bendi ile vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olacağı ve bu durumun yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği düzenlenmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, ihbar dilekçesi ekinde yer alan CD’nin 2011/Aralık, 2012/Ocak ila Aralık ve 2013/Ocakş, Şubat, Haziran ila Kasım dönemlerini kapsadığı, söz konusu CD’de kuruma müracaat eden 2012 yılında 17.113, 2013 yılında ise 15.889 hastanın gittiği bölüm, yapılan işlem, T.C. kimlik numaraları, adres bilgileri, anne ve baba adı, dosya numarası, yaşı, protokol numarası, telefon numarası, yapılan işlemin tarihi, ödenen ücrete ilişkin bilgilerin yer aldığı, sondajlama suretiyle ihbar listesinde bilgileri mevcut olan bazı şahısların ifadesine müracaat edildiği, ihbarcının ihbar ettiği ad soyad, gidilen ve muayene olunan bölüm, yapılan işlem, yaş, ikametgah adresi, T.C. kimlik numaraları, işlem tarihi gibi bilgilerin, sosyal güvecesi olan ya da olmayan ve ücret ödeyerek muayene olan hastalardan ifadeye gelen ifade sahiplerinin beyanlarıyla örtüştüğü, kurum vekilinin ifadesinde, sosyal güvencesi olmayan hastaların tamamına alınan ücret karşılığında fatura düzenledikleri, sosyal güvencesi olan hastalardan ise katılım payı dışında çok cüzi miktarda ilave ücret veya özel işlem ücreti adı altında ücret talep edildiği, fakat ücret alınan tüm hastalara fatura kesildiği, İl Sağlık Müdürlüğü’ne bildirdikleri ücretsiz hasta bildirim formlarını arşivde araştırmalarına rağmen bulamadıkları, mükellef kurumun yasal kayıt ve belgelerinde ihbar dilekçesinde yer alan hastalarla ilgili olarak muayene tarihleri göz önünde bulundurularak karşılaştırma yapıldığı ve mükellef kurumun ilgili şahıslara ilgili dönemlerde düzenlediği faturalara rastlanılmadığı, ihbar dilekçesinde bahsi geçen hususların gerçek olduğu kanaatinin hasıl olduğu, kurumun vermiş olduğu beyannamelerinde ilgili dönemlere ilişkin maliyet ve giderlerini beyan ettiğinden kayıt dışı kazancı için maliyet takdiri yapılmadığı tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiş olup, bu tespit ve değerlendirmelerden davacının bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı anlaşıldığından dava konusu vergi ve cezalarda hukuka aykırılık görülmediğinden davalı idare temyiz isteminin kabul edilerek Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.