YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13126
KARAR NO : 2014/9811
KARAR TARİHİ : 19.03.2014
Tebliğname No : 6 – 2011/263894
MAHKEMESİ : Kırıkkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/04/2011
NUMARASI : 2011/162 (E) ve 2011/188 (K)
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Katılanın evde olmadığı bir zaman diliminde, daire kapısı belirlenemeyen şekilde açılarak içeriden 10.500 TL para ve iki adet imitasyon bileziğin çalındığı somut olayda; katılanın akrabası olan ve aynı apartmanda oturan tanık Y.. Ö..’ın, 17.03.2011 günü saat 12:30 sularında kapısını çalan iki kadına ne yaptıklarını sorduğunda yemeni sattıklarını söylemeleri üzerine kuşkulanarak dışarı çıkmalarını istediği; katılanın annesi olan ve yine aynı apartmanda oturan tanık Z.. Ö..’ın da anlatımında aynı gün ve saatte apartmanın bahçesinde bulunan çardakta oturduğu sırada binanın çıkış kapısı tarafından gelen iki kadına ne yaptıklarını sorduğu, tülbent sattıklarını söylemeleri üzerine de kendilerinden kuşkulanarak kovunca kadınların koşarak uzaklaştıkları yönündeki ifadelerine, her iki tanığın, bahsi geçen kadınları gördükleri zaman diliminden, hırsızlık olayının fark edildiği ertesi güne kadar aynı aile mensuplarının oturması dolayısıyla dışarıdan gelen yabancı kişilerin kolaylıkla fark edildiğini belirttikleri apartmanlarına bu iki kadın dışında başka kimsenin gelmediği yönündeki duraksamasız anlatımlarına ve yine her iki tanığın sanık K.. G..’yi 21.03.2011 tarihinde “suç işleyenler ve zanlılar defteri”ndeki fotoğrafından, 22.03.2011 tarihinde ise kolluk teşhis odasında kendilerine gösterilen beş kişi arasından kesin olarak teşhis etmelerine ve 21.04.2011 tarihli oturumda da hazır bulunan sanığın, olay günü gördükleri iki kadından biri olduğunu belirtmelerine göre; tanıkların duraksamasız teşhisleri göz önüne alındığında aşamalarda suçlamayı kabul etmeyen sanığın olay tarihinde evinde olduğu ve katılanın evinin bulunduğu mahalleye gitmediği yönündeki anlatımının gerçek dışı ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında; yüklenen suçlardan hükümlülüğü yerine kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 19.03.2014 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık suçun sübutu noktasındadır.
Her ne kadar katılanın annesi olan Z.. Ö.. ile akrabası olan tanık Y.. Ö.., sanık K.G.’yi olay günü tülbent satma bahanesiyle (!) hırsızlık yapılan apartmana giren iki bohçacı kadından birisi olarak önce kolluktaki şüpheliler albümünden ve daha sonra da canlı olarak teşhis etmişler ise de;
Sanık yargılamanın bütün aşamalarında suçlamayı kabul etmemiştir.
Sanık ya da başkalarını, hırsızlık suçunu işlerken gören yoktur.
18.03.2011 günlü olay yeri inceleme raporu ve katılan beyanına göre de, hırsızlığın yapılmış olduğu evin giriş kapısının hasarlı olmadığı, içerisinin dağınık olmadığı, sadece yatak odasında bulunan gardıropun üzerindeki 10.500 TL para ve iki adet imitasyon bileziğin çalındığı belirlenmiştir.
Suçun işlendiği evde sanığa ait parmak izi, DNA vs. elde edilmediği gibi, çalınan para ve eşyalar da sanığın üzerinde, evinde ya da işyerinde ele geçirilmiş değildir.
Sonuç olarak; sanık aleyhine kuvvetli suç şüphesi olmakla birlikte, başka kişi ya da kişilerin de atılı suçu işlemeleri mümkündür.
Bu ihtimal yüzde bir dahi olsa, “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilemez.
Bu sebeple ilk derece mahkemesince verilen, usul ve yasaya uygun bulunan beraat hükmü onanmalıdır.
Açıklanan nedenle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.