Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6280 E. 2022/3825 K. 12.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6280 E.  ,  2022/3825 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6280
Karar No : 2022/3825

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…
KARŞI TARAF (DAVACI) :…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … Konfeksiyon Tarım İnş. Petrol Ür. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu ödeme emri içeriği, 2009 yılına ait 259.688,49-TL’lik matraha isabet eden üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile bu kısım için talep edilen gecikme faizine ilişkin olarak; asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen 06/06/2011 tarih ve 2011-1316/14 sayılı vergi tekniği raporu ile 17 sayılı vergi inceleme raporunun incelenmesinden, üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının bir kısmının düzenlenen sahte faturalar, bir kısmının ise düzenlenen sahte müstahsil makbuzları sebebi ile yapıldığının görüldüğü, şirket yetkilileri tarafından 02/11/2009 tarihinden başlayarak 03/12/2009 tarihine kadar devam eden zaman aralığında katma değer vergisi dahil 30.031,00-TL’lik sahte fatura, 259.087,87-TL’lik sahte müstahsil makbuzu düzenlendiği ve bu tutar üzerinden elde edildiği kabul edilen %2 oranında komisyon kazancının matrah olarak hesaplamaya esas alındığının anlaşıldığı, bu durumda davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilciliğinden 15/09/2009 tarihinde alınan karar ve 25/09/2009 tarihinde yapılan ilan ile istifa ettiği görüldüğünden, sahte belgelerin düzenlendiği tarihlerde şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının sorumluluğuna gidilmesi mümkün bulunmadığından, dava konusu ödeme emri içeriği üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı ile gecikme faizinin 259.688,49-TL’lik matraha isabet eden kısımında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan tarhiyatın 2009 yılına ait ve 5.348,52-TL’lik matraha isabet eden üç kat vergi ziya cezalı kurumlar vergisi ile bu kısım için talep edilen gecikme faizine ilişkin olarak, asıl borçlu şirket tarafından düzenlenen sahte müstahsil makbuzlarından 5.348,52-TL’lik matraha isabet toplam 12 adet makbuzun 02/01/2009 tarihinden başlayarak 22/04/2009 tarihine kadar çeşitli zaman dilimlerinde düzenlendiği, davacının ise bu zaman diliminde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, öte yandan söz konusu alacağın tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 25/12/2013 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, kamu borcunun ödenmemesi üzerine tesis edilen e-haciz işlemi neticesinde yapılan tahsilat ile 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesinde yer verilen tahsil zamanaşımı süresinin kesildiği, bakiye alacağın tahsili için yapılan mal varlığı araştırmasında şirketin borcu karşılamaya yeterli mal varlığının olmadığının tespit edildiği görüldüğünden dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu ödeme emrinin 2009 yılına ait ve 259.688,49-TL’lik matraha isabet eden üç kat vergi ziya cezalı kurumlar vergisi ile bu kısım için talep edilen gecikme faizinin iptaline, 5.348,52-TL’lik matraha isabet eden üç kat vergi ziya cezalı kurumlar vergisi ile bu kısım için talep edilen gecikme faizi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kurumların yıllık beyan esasına göre vergilendirildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda dönem içerisinde kanuni temsilcilerin görevi bırakmaları halinde, kurumlar vergisi yönünden ayrıldığı tarihe isabet eden tutarın hesaplanmak suretiyle sorumlu tutulacaklarına ilişin bir düzenlemenin bulunmadığı, kanuni temsilcilerin sorumluluğuna yönelik kendilerinden takip ve tahsil edilen tutarları genel mahkemelerde açacakları dava ile asıl borçlu şirkete rücu edebilecekleri, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.