Danıştay Kararı 13. Daire 2022/3406 E. 2022/3031 K. 07.09.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/3406 E.  ,  2022/3031 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/3406
Karar No:2022/3031

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Müdürlüğü/…
VEKİLİ : …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Taahhüt Madencilik Turizm Pazarlama
Sanayi Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğü’nce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca … tarihinde gerçekleştirilen … ihale kayıt numaralı “Batman Sol Sahil Sulaması İkmali Namı Hesabına Yaptırılması İşi” ihalesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hâllerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24. maddesinde, “Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam eder.”; 307. maddesinde, “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”; 310. maddesinin 1. fıkrasında, “Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.”; 28/07/2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında, “Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.”; 311. maddesinde, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” kurallarına yer verilmiştir.
Yargılama, kural olarak yargılamayı yürüten mahkemenin işten el çekmesini gerektiren nihai kararıyla sona erse de 6100 sayılı Kanun’un 307’inci ve devamı maddelerinde düzenlenen davayı kabul, davadan feragat ve sulh müesseseleri nedeniyle de sona erebilir. Davayı sona erdiren taraf işlemlerinden feragat ve kabul, mahkemeye yönelik olarak, kayıtsız ve şartsız beyanla yapılabilir. Bu işlemlerin yapılabilmesi için karşı tarafın veya mahkemenin izin veya icazetine gerek bulunmamakta, ayrıca hüküm kesinleşinceye kadar davanın her aşamasında yapılabilmektedir.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat usul hukuku açısından etki doğurduğu gibi, maddi hukuk açısından da sonuç doğurmaktadır. Bu itibarla, davadan feragat karma karakterli bir hukuki işlemdir. Davadan feragat ve davayı kabul, hukuk muhakemelerine egemen olan tasarruf ilkesinin bir sonucudur. (Murat Atalı, Medenî Usul Hukuku, Ed.: Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, III. Cilt, 15. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2017, s. 2008 vd.)
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde, anılan Kanun’da düzenleme bulunmayan hâllerde özel olarak sayılan usul hukuku işlemlerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na yollama yapıldığı kabul edilmektedir.) bulunan düzenlemelerin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Bu noktada, iki yargı yolu arasındaki temel farklara değinmek gerekmektedir.
Hukuk muhakemesi hukukuna egemen olan ilke tasarruf ilkesidir. Tasarruf ilkesinin birden fazla sonucu bulunmakla birlikte davayı ilgilendiren kısmı, hiç kimsenin bir hakkını almaya yani dava açmaya veya açmış olduğu davayı takibe zorlanamayacağıdır. Tasarruf ilkesinin uygulandığı davalarda, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi devam etmektedir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu da taraflarca getirilme ilkesidir. Bu ilke uyarınca dava dosyasının oluşturulmasında en önemli aktörler taraflardır.
İdari yargının varlık amacı ise hukuk devletinin bir gereği olarak, idarenin hukuka aykırı işlemlerinin ortadan kaldırılması, idarenin hukuka uymaya zorlanmasıdır. Zira hukuk devleti, kendi koyduğu kurallara uyan ve daha önemlisi uymadığı zaman düzeltici mekanizmaları bulunan devlet olarak tanımlanmaktadır. (Onur Karahanoğulları, İdari Yargı-İdarenin Hukuka Zorlanması, 1. Baskı, Ankara, Turhan Kitabevi, 2019, s. 7 vd.) İdari yargı ile idarenin hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırılarak hukuk devletinin gerçekleşmesi sağlandığından, idari yargıda tarafların davaya etkisi hukuk muhakemelerine oranla daha azdır. Bu nedenle idari yargılama usulüne re’sen araştırma ilkesi egemendir. İdari yargı hâkimi, davanın taraflarınca dosyaya sunulmamış her türlü belgeyi toplamaya yetkilidir. Zira yukarıda da açıklandığı üzere idari yargılamanın temel amacı hukuk devletinin gerçekleştirilebilmesi için hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin ortadan kaldırılmasıdır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yollama yapılan usul hukuku müesseselerinin yukarıda açıklanan farklılık dikkate alınarak değerlendirmeye tâbi tutulması gerekmektedir.
Dosyasının incelenmesinden, davacının davalı idare tarafından gerçekleştirilen ihaleye karşı dava açtığı ve ilk derece mahkemesi tarafından idari işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı idarenin temyize başvurması üzerine davacı tarafından davadan feragat edildiğine dair dilekçe sunulmuştur.
Davacının davadan feragatinin 6100 sayılı Kanun’un düzenlemeleri uyarınca davaya son veren taraf işlemi ve kanun yolu yerince ek karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinin kabul edilmesi hâlinde, her ne kadar kesinleşmemiş olsa da bir idari yargı yerince hukuka aykırılığı tespit edilmiş idari işlemin hukuk aleminde bulunmaya devam edeceği sonucu ortaya çıkacaktır. Bu durum ise hukuk devleti ilkesi ve idari yargının varoluş amacıyla bağdaşmayacaktır. Bu itibarla, davacı tarafından sunulan feragat dilekçesinin davaya son vermediği ve temyiz incelemesi gerçekleştirilerek temyiz isteminin esası hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (Bu konuda Bkz.: Onur Karahanoğulları, İdari Yargı-İdarenin Hukuka Zorlanması, 1. Baskı, Ankara, Turhan Kitabevi, 2019, s. 694 vd.)
Belirtilen gerekçelerle, dosyanın ek karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmeyerek temyiz isteminin esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK), feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini kurala bağlayan 310. maddesine, 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle birinci fıkradan sonra gelmek üzere iki yeni fıkra eklenmiştir. Temyiz isteminde bulunulmasından sonra davadan feragat edilmesine ilişkin üçüncü fıkrada, “Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” kuralına yer verilmiştir.
Değişikliğe ilişkin gerekçede, “Maddeye eklenen üçüncü fıkrada ise, feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi hâlinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtay’ın, davaya son veren taraf işlemleri olan feragat ve kabulün kanun yolu süresi içinde yapılması hâlinde, hükmü veren mahkemenin davadan el çekmiş olması sebebiyle dava hakkında bir karar veremeyeceği, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesi gerektiği şeklindeki içtihadı ile feragat veya kabulün dosya Yargıtay’da iken yapılması hâlinde kararın bozularak gerekli kararın verilmesi için dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesi yönündeki içtihadından kaynaklanan usul ekonomisine aykırılığın da önüne geçilmesi hedeflenmektedir.” açıklaması yer almıştır.
Bu kanunî düzenleme uyarınca, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra davadan feragat edilmesi hâlinde, temyiz incelemesi yapılmaksızın dosyanın feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece dava karara bağlandıktan sonra davacı vekili tarafından 27/07/2022 tarihinde UYAP üzerinden verilen dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği anlaşıldığından, anılan dilekçe uyarınca Mahkemece davadan feragat talebi değerlendirilerek ek bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
Davacının davadan feragata ilişkin dilekçesi uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 310. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, … İdare Mahkemesi’nce gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra ek bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, 07/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.