Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2554 E. , 2022/3730 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2554
Karar No : 2022/3730
DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU : İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlık ve yönetim kurullarına seçilenlerden görevleri süresince işsizlik sigortası primi kesilmesi gerektiğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün … tarihli ve … sayılı Genel Yazı’sının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu Genel Yazı’nın meri mevzuata ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırılık teşkil ettiği, sendikalarına işsizlik sigortası primi ödeme yükümlülüğü getirdiği için dava ehliyetinin bulunduğu, Türkiye çapında faaliyette bulunan şube başkanlıklarında çalışan şube başkanları ile yönetim kurullarında çalışanları doğrudan etkileyici objektif nitelikte bir düzenleme olduğu, işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlık ve yönetim kurullarına seçilen ücretli çalıştırılan profesyonel yöneticilerin işçi sıfatını haiz olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesi ve Yargıtay içtihatları gereğince vekalet sözleşmesine tabi olarak çalıştıkları, dolayısıyla, işçi vasfını haiz olmayan işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şube başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenlerin sendika ile vekalet ilişkisinin olduğu, iş sözleşmelerinin feshine konu iradenin gerçekleşmesinin münhasıran bu yöneticilere bırakıldığı, işverenin işe başlatmama yönünde bir irade göstermesine izin verilmediği nazara alındığında dava konusu … tarihli ve … sayılı “İşsizlik Sigortası Primi” konulu yazıda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun hatalı yorumlanarak, ilgili sendika yöneticilerinin işsizlik sigortası prim kesintisine tabi tutulmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesinde işsizlik ödeneğine hangi usul ve şartlarda hak kazanılacağının ifade edildiği, buna göre kanuni düzenlemede çalışanların işsizlik ödeneğinden yararlanmasındaki en temel kriterin hizmet akitlerinin belirtilen hallerden birine dayalı olarak sona ermesi olduğu, işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kurullarına seçilenlerin hizmet sözleşmesine bağlı olarak çalışmadığı, sendika ile aralarında vekalet ilişkisi olduğu nazara alındığında işsizlik ödeneğinden hiçbir şekilde yararlanmalarının mümkün olmadığı, bu nedenle de dava konusu genel yazının hayatın olağan akışına, hukuki ilkelere ve emredici düzenlemelere aykırı olduğu, 5510 sayılı Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına, T.C. Anayasasında düzenlenen “Hukuk Devleti” ilkesine, Bakanlar Komitesi’nin İyi idare konusundaki CM/REC(2007)7 sayılı tavsiye kararına ve açıklık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı tarafından; usule ilişkin olarak; davanın süresinde açılıp açılmadığının ve davacı sendikanın dava açma ehliyetinin olup olmadığının resen incelenmesi ve usul hükümlerine uygunluk olmadığın tespiti halinde usul yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği; esas yönünden; dava konusu … tarihli ve … sayılı Genel Yazı’nın … tarihli ve … sayılı Genel Yazı ile yürürlükten kaldırıldığı için davanın reddinin gerektiği, dava dilekçesinin tebliğinden önce yeni bir idari işlem ile dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığı için aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı idare tarafından dava konusu işlemin dava açıldıktan sonra başka bir idari işlemle kaldırılması nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, işçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlık ve yönetim kurullarına seçilenlerden, yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alanlar hariç olmak üzere, görevleri süresince işsizlik sigortası primi kesilmesi gerektiğine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Genel Yazısı’nın iptali istemiyle 15/04/2022 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, ancak yargılama devam ederken, … tarihli ve … sayılı Genel Yazı ile dava konusu Genel Yazı’nın yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca dava konusu Genel Yazı’nın iptal edilmesinde davacının menfaatinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idarenin iddiasının aksine, dava konusu Genel Yazı’nın, davacı sendika genel merkezi ile şubelerinin başkanlık ve yönetim kurullarına seçilen yöneticiler için prim ödeme yükümlülüğü getirmesi nedeni ile davacı sendikayı doğrudan etkilediği, bu haliyle davacı sendikanın düzenlemenin iptalini istemekte menfaati bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davalı idarenin, davacının menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddedilmesi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de; iptali istenen düzenlemenin 17/03/2022 tarihinde yayımlandığı dikkate alındığında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’unun 7. maddesine uygun olarak ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde 15/04/2022 tarihinde açılan davada, süre aşımı bulunmadığından, davalı idarenin bu itirazı da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
Dava konusu Genel Yazı, … tarih ve … sayılı Genel Yazı ile yürürlükten kaldırıldığından, esasının incelenme olanağı kalmayan işbu dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin, yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde,
“Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
…
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti.
h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.” hükmüne;
“Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde,
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır…” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.
Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, kamu hizmetinin sürekliliği ve değişkenliği kapsamında idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde hukuki yarar görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir.
Davanın konusuz kaldığı durumlarda, yargı yerince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği tabii olmakla birlikte, yargılama faaliyeti esnasında yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceğinin de kararda ayrıca belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada, 6100 sayılı Kanun’un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir.
6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, konusuz kalan bu davada yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulacak tarafın belirlenmesi için yargı yerince, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun irdelenmesi zorunludur.
Somut olaya bakıldığında, davacı tarafından dava konusu Genel Yazının hukuka aykırılığı iddiasında bulunulduğu, ancak davanın açıldığı tarihten sonra yine davalı idarece düzenlenen başka bir Genel Yazı ile davanın konusuz bırakıldığı, bu haliyle davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği görülmektedir.
Davanın açıldığı tarihte dava konusu Genel Yazıyı yürürlükten kaldıran … tarihli ve … sayılı Genel Yazının yürürlükte olmadığı ve davacının uygulaması devam eden dava konusu Genel Yazıya karşı anayasal dava açma hakkını kullandığı, bu hakkını kötüye kullandığından da söz edilemeyeceği dikkate alındığında; yeni yürürlüğe konulan Genel Yazı nedeniyle uygulama kabiliyeti kalmayan dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan iş bu davada davalı idarenin haksız çıkan taraf olarak kabulü gerekmektedir.
Diğer taraftan; 03/09/2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bakılan davada, dava dilekçesinin davalı idareye 03/07/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın konusuz kalmasına sebebiyet veren Genel Yazının ise 29/04/2022 tarihinde tesis edildiği, başka bir ifadeyle, henüz birinci savunma dilekçesi verme süresi bitmeden davanın konusuz kaldığı dikkate alındığında, davacı lehine Tarifede yazılı vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda aktarılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu işlemi tesis eden davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği ve Anayasa’nın 36. maddesinde öngörülen hak arama hürriyetini kullanan davacının davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla, konusu kalmadığı için karar verilmesine yer olmadığına karar verilen bu davada, yargılama giderlerinin tamamının davalı idareye yüklenmesi, davacı lehine ise karar tarihinde yürürlükte olan Tarifede Danıştayda ilk derecede görülen duruşmasız davalar için belirlenen 9.500,00 TL avukatlık ücretinin yarısı olan 4.750,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 15. maddesinin 1. fıkrası uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.