Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/172 E. , 2022/4587 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/172
Karar No : 2022/4587
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Dış Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, takdir komisyonu kararları uyarınca, re’sen tarh edilen 2009/1 ila 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı adına, çalışanlarına elden avans ve banka hesaplarına yaptığı bir kısım ücret ödemelerinin kayıt dışı bırakıldığından bahisle dava konusu cezalı tarhiyatın yapılmış olduğu, olayda, ifadelerine başvurulan çalışanların elden ödeme almadığının beyan edilmesi, vergi tekniği raporunda bahsedilen tediye makbuzlarında bulunan imzaların çalışanlar tarafından kabul edilmemesi, kurum temsilcisi tarafından tediye makbuzlarının şirkete ait olmadığının ve bu makbuzların şirketin muhasebecisi tarafından uydurulduğunun belirtilmesi, şirketin muhasebecisi hakkında ceza davasının devam etmesi, davacı şirket tarafından işçilere elden ücret ödemesi yapıldığının somut ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespitinin yapılmaması sebepleriyle dava konusu tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Kanunun 30. maddesinde ise, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmış ve re’sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış, aynı maddenin 2. fıkrasının 4. bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması halinde, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği; Kanunun 134. maddesinde de, vergi incelenmesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun, “Ücretin Tarifi” başlıklı 61. maddesinde; “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanun’un “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” düzenlemesine yer verilerek, anılan fıkranın 1. bendinde hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemeler, tevkifata tabi ödemeler arasında açıkça sayılmıştır.
Davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; Mükellef kurumun, 2009 yılında, çalışanlarına yapmış olduğu ödemelerden bir kısmını, defter kayıt ve beyanlarına yansıtmamış ve bu ödemeler üzerinden yapması gereken gelir vergisi stopajını yapmayarak, muhtasar beyannamelerini eksik oluşturmuş olduğunun tespit edildiği, Mükellef kurumun 2009 yılında bir kısım çalışanlarına yapmış olduğu ödemelerden defter kayıt ve beyanlarına yansıtmamış olduklarına ilişkin tespit; ihbarcı şahsın müfettişliğe ibraz ettiği tediye makbuzlarından yapıldığı, … Dış Tic. A.Ş.’ye ait kaşeli ve imzalı tediye makbuzları incelendiğinde ödemeyi alan kişinin de imzasının bulunduğu görüldüğü, Müfettişliğe ibraz edilen tediye makbuzlarında imzaları bulunan işçilerden bazıları müfettişlik adresine çağrıldığı ve bazı sorular sorulduğu, işçilerden … ’in; 2009 yılında 1500- 2000 TL arası ücret aldığı, ücretim yalnızca banka üzerinden ödendiği, bunların dışında yurt dışına çıkarken bazen elden avans ödemlerinin yapıldığı, ayrıca ücret ödemeleri dışında banka hesabına ödemeler yapılmış olabileceği, bu ödemelerin maaş veya avans olduğu, o dönemde borç almış da olabileceği, gösterilen tediye makbuzlarına imza atmadığı ifadesinde bulunduğu, …’ın; 2009 yılında 1700 civarı ücret aldığı, gösterilen makbuzdaki imzanın kendi imzasına benzediği, makbuzdaki tutarları tahsil edip etmediğini hatırlamadığı, bazen yurt dışına çakarken günlük ihtiyaçlarını karşılamak için avans ödemesi aldığı ifadesinde bulunduğu, …’ın; yaklaşık 9 yılıdır bu firmada çalıştığı, 2009 yılında 700-800 TL kadar İş bankası üzerinden maaş aldığı, bunun dışında herhangi bir ödeme yapılmadığı, gösterilen tediye makbuzlarına imza atmadığı ifadesinde bulunduğu, mükellef kurum temsilcisinin işçilere ve ortaklarına yapılan ödemelere ilişkin ifadesinde; “Ortaklar, çalışanlar ve diğer üçüncü şahıslar adına düzenlendiğini söylediğiniz bu makbuzlar … A.Ş.ye ait değildir. O yıllarda firmamızın muhasebe sorumlusu …isimli şahıstır. …’in firmamızdan 2009 yılı da dahil o yıldan bu yana çeşitli yollarla zimmetine önemli ölçüde para geçirdiği tespit edilerek iş akdine son verilmiştir. Ayrıca …hakkında bu husus nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılmış olup, hakkında dava açılmıştır ve …Asliye Ceza Mahkemesinde dava devam etmektedir. Bahsettiğiniz bu makbuzlar …tarafından uydurulmuş gerçeğe aykırı firmamız ile alakalı olmayan belgelerdir ” şeklinde cevap verdiği, mükellef kurum tarafından, …İnş. Tur. A.ş.’ye yapılan ödemelere ilişkin olarak …’un; tediye makbuzundaki imzaların kendisine ait olmadığı, böyle bir tahsilatın söz konusu olmadığı ifadesinde bulunduğu, değerlendirme bölümünde; tediye makbuzları incelendiğinde, bu makbuzlarda ödemeyi alan ücretlinin imzası ile birlikte mükellef kurum …Dış Tic. A.Ş. adına imza ve kaşenin de görüldüğü, ayrıca mükellef kurumun çalışanlarından alınan ifadelerde yurt dışına çıkarken elden avans ödemelerinin yapıldığı, ancak mükellef kurumun yasal defterleri incelendiğinde, işçilere yapılan bu ödemelerin kayıtlarda yer almadığının tespit edildiği, tespit edilen hususlar çerçevesinde beyan dışı kalan ücret ödemeleriyle ilgili olarak tespit edilen matrah farklarının mükellef kurum adına takdir edilmesi gerektiği hususlarına yer verilmiştir.
Olayda; yukarıda özetine yer verilen rapordaki tespitlerin, değerlendirilmesinden, davacı şirket kaşesiyle ve çalışanların imzasıyla ortaya konulan tediye fişleri incelendiğinde, belirli bir rutinde, davacı tarafından çalışanlarına yapılan ödemelerin, kayıt dışı bırakıldığının, idarece ortaya konulmuş olduğu, davacıyla işçi-işveren ilişkisi bulunan çalışanların ifadelerinin, aksi ispat vasıtası olarak kabul görmesinin olanaksız olduğu, idarece ortaya konulan delillere karşılık olarak, davacı tarafından yeterli bir delil ortaya konulamadığı anlaşılmış olup, yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, matrah takdiri yönünden yapılacak araştırma sonucu bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Öte yandan; dava dosyasında mevcut, müdahale talebinin Mahkemece ayrıca karara bağlanması gerektiği tabidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 05/07/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.