Danıştay Kararı 10. Daire 2022/956 E. 2022/3706 K. 05.07.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/956 E.  ,  2022/3706 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/956
Karar No : 2022/3706

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : … Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında profesör unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, Fakülte Dekanlığı görevine atanması sebebiyle kapattığı muayenehanesini mesai saatleri sonrasında mesleki faaliyette bulunmak üzere yeniden açma istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu …. İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Ekim/2009 – Haziran/2016 tarihleri arasında mesai sonrasında serbest meslek icrasında bulunduğu, Haziran/2016’da … Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevine atandığı, Nisan/2021’e kadar da bu görevini sürdürdüğü, Dekanlık görevine atanması üzerine muayenehanesini kapattığı, anılan muayenehane faaliyetinin 18/01/2014 tarihinden önce usulüne uygun şekilde başlayarak yürütüldüğü hususunda tartışma bulunmadığı, benzer uyuşmazlıklarda verilen Danıştay ilgili Dairesinin kararlarına göre, 18/01/2014 tarihi itibarıyla yükseköğretim kurumunda görev yapıyor olması sebebiyle tam zamanlı öğretim üyesi olarak mesai saatleri dışında muayenehane açmasına engel bir durumun bulunmadığı, bir başka deyişle, hem 18/01/2014 tarihinden önce ruhsatlı bir muayenehanesinin olması hem de 1991 yılından beri üniversitede 2547 sayılı Kanun kapsamında görev yapması sebebiyle mesai saatleri dışında muayenehanecilik faaliyetini icra etmesinde hukuksal bir engel bulunmadığı, Nisan/2021’de Dekanlık görevinden ayrıldıktan sonra Üniversitedeki görevine tam zamanlı olarak devam ettiği, devamında dava konusu işleme esas başvurunun yapıldığı, eşitlik, idari işlemlerin belirliliği, idari güvenilirlik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerine aykırı bir şekilde işlem tesis edildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının da 05/01/2017 tarihli yazısında, 02/01/2014 tarihinden önce muayenehanesi bulunan öğretim üyesi hekimlerin mesai saatleri sonrasında muayenehane faaliyetinde bulunmalarında bir sakınca bulunmadığının belirtildiği, belirtilen tarihten önce muayenehanesi bulunan öğretim üyeleri ile serbest meslek faaliyetinde bulunmayan öğretim üyeleri arasında statü hukuku açısından temel bir fark bulunmadığı, davacının da muayenehanesi olan hekimler gibi, üniversitede tam zamanlı olarak çalışıp, mesai dışında serbest meslek çalışması yapmayı amaçladığı, bunun temelde toplum ve halk sağlığı için değerli bir amaç olduğu, vatandaşların hekime ulaşmalarının sağlanması yönünden göz önünde bulundurulması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin karar tarihini baz alarak hekim-öğretim üyeleri arasında bir ayrıma gitmenin eşitlik ilkesine uygun bir yaklaşım olmadığı, covid-19 bulaş riskinin yaygın olduğu pandemi döneminde özel muayenehanelerin sağlıklı koşullarının vatandaşlar tarafından aranan bir durum olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının ve artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/07/2022 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY – (X) :
18/01/2014 tarihli ve 28886 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6514 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’un 36. maddesinde yapılan değişiklikle, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının, maddede belirtilen ve profesör ve doçent kadrosunda olan öğretim üyeleri için getirilen bazı istisnalar hariç, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmaları yasaklanmış, bu kural Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygun bulunmuştur.
Diğer taraftan, aynı Kanun ile 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 64. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği (18/01/2014) tarih itibarıyla mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmeleri gerektiği, bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiklerinin kesileceği yönünde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu maddenin Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/6 sayılı kararı ile esas hakkında karar verilinceye kadar yürürlüğü durdurulmuş ve akabinde Anayasa Mahkemesinin 07/11/2014 tarih ve E:2014/61, K:2014/166 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar; yargı kararları sonrası tam zamanlı çalışan öğretim üyelerinin, mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilecekleri yönünde oluşan kanaat ve beklenti nedeniyle üniversite dışındaki serbest çalışmalarını planladıkları, ekonomik ve sosyal hayatlarını bu koşulları öngörmek suretiyle belirledikleri, var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaate göre planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olmalarının hakkaniyete aykırı olduğu, öğretim üyelerinin bu statülerinin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentilerinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği, ayrıca kanun koyucunun aynı konuyla ilgili pek çok kanun çıkarmış olmasının da söz konusu öğretim üyelerinin hukuki durumları bakımından belirsizlik yarattığı, duraksamalara neden olduğu gerekçesine dayanmaktadır.
Öğretim üyelerinin serbest meslek faaliyetlerinin icrasına ilişkin hukuksal süreç ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 2547 sayılı Kanun’un geçici 64. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte mesai sonrasında serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyeleri geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması ve akabinde iptali üzerine bu faaliyetlerine devam edebilecekleri açıktır.
Bununla birlikte, 6514 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte serbest meslek icra etme hakkı olan öğretim üyelerinden, serbest meslek icra etmekte olanlar ile serbest meslek icra etmeyenler mesai saatleri sonrası serbest olarak çalışabilmeleri bakımından hukuksal olarak eşit statüdedirler. Bu nedenle, anılan süreçte serbest meslek icra eden öğretim üyeleri gibi serbest meslek icra etmeyen öğretim üyelerinin de, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği şekilde “önceki sistemin uygulanacağı ve mesai sonrası serbest olarak çalışabilme statülerinin devam edeceği yönünde” haklı bir beklentileri bulunduğunun ve bu haklı beklentilerinin korunarak 6514 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra da serbest meslek icra edebileceklerinin hukuk devleti ilkesinin bir uzantısı olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği kabulü gerekir.
Ayrıca; geçici 64. maddenin Anayasa Mahkemesince yürürlüğünün durdurulması üzerine, sadece bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/01/2014 tarihi itibarıyla mesai sonrası çalışan ve serbest meslek faaliyetinde bulunan öğretim üyelerinin bu faaliyetlerinin devam edeceğinin kabulü aynı hukuki statüde bulunanlara farklı uygulama yapılması sebebiyle Anayasada ifadesini bulan eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olacaktır.
Buna göre, 6514 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreçte öğretim üyesi kadrosunda yükseköğretim kurumunda görev yaptığı ve bu süreçte muayenehane açma hakkı olduğu, aynı zamanda da 18/01/2014 tarihi itibarıyla muayenehanesinde serbest meslek faaliyetinde bulunduğu, ancak bu muayenehanesini dekanlık görevine atanabilmesi için kendi iradesi dışında kapatmak zorunda kaldığı, dosya içeriğinden anlaşılan davacı, hukuki güvenlik, hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri gereği 6514 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra da serbest meslek icrasında bulunabileceğinden, davacının muayenehane açma başvurusunun muayenehane uygunluk şartları bakımından değerlendirilmesi gerekirken, halen … Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yaptığından, Sağlık Bakanlığının 2014/15 sayılı Genelgesi gereğince herhangi bir işlem yapılamayacağı gerekçesiyle isteminin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına ilişkin istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.