YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30057
KARAR NO : 2014/35164
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
Tebliğname No : 2 – 2013/151709
MAHKEMESİ : Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2012/430 (E) ve 2012/886 (K)
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1- Sanığın savunmasında olay tarihinde İstanbul ilinde olduğunu ve işin başında babası M.. D..’in olduğunu beyan etmesi karşısında, eve girerek kabloyu çeken kişi veya kişilerin kesin olarak belirlenmesi ile tespit edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunularak kamu davası açıldığı takdirde, bu dosya ile birleştirilip yapılacak yargılama sonucunda suçun faili ya da failleri belirlenip sanığın da hukuki durumunun tespiti yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2- Hırsızlık eylemi failin, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almasıdır. Hırsızlık suçunun konusu ise taşınır bir maldır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 762. maddesine göre taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir. Her ne kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/2. maddesi 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-a maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de; Türk Medeni Kanunu kapsamında elektrik “doğal güç” kavramı kapsamı içerisinde taşınır mal niteliğindedir ve bu nedenle abonelik esasına dayanmayan elektrik enerjisi hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaktadır. Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi ise karşılıksız yararlanma suçunun konusunu oluşturmaktadır.
Somut olayımızda da sanığın, müştekinin evine girerek balkonundaki prizden kablo ile sayaçtan geçen elektriğini aldığı, suçun konusunun bir yerden bir yere aktarılabilir özellikteki enerji olduğu ve bu şekildeki eylemin bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdirinde ve suçun nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık U.. D.. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.