Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/72 E. 2014/3981 K. 05.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/72
KARAR NO : 2014/3981
KARAR TARİHİ : 05.03.2014

Tebliğname No : KYB – 2013/393914

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 03/12/2013 gün ve 2013/18148/73401 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/12/2013 gün ve KYB.2013/393914 sayılı ihbarnamesi ile;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan sanık H.. K..’nın, 213 sayılı Kanun’un 359/a-1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddeleri gereğince 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2012 tarihli ve 2010/1452 Esas, 2012/2191 sayılı kararına yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli ve 2013/1214 Değişik İş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22/12/2011 tarihli ve 2008/16372 Esas, 2011/23878 sayılı kararında da belirtildiği üzere, defter ve belgeleri ibraz etmeme eyleminde vergi suçu raporuna göre somut bir kamu zararı saptanamadığı takdirde tarh edilen vergi ve cezalar eylemden doğan zarar niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, somut dosya içeriği itibariyle de vergi suçu raporuna göre somut bir kamu zararı saptanamadığından tarh edilen vergilerin ödenmediğinden bahisle itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün, 346-25 ve 03.02.2009 gün, 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hakim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi
yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış, defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığa yüklenen defter ve belge gizlemek suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesinin (c) bendi kapsamında aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi gerekli somut bir zarar meydana gelmediği cihetle, objektif koşullar yönünden değerlendirmede bulunup, engel bir durum olmadığı gerekçesiyle takdir hakkını da kullanmak suretiyle sanık hakkında CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik itirazın, zararın giderilmesi koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2012 gün ve 2010/1452 Esas, 2012/2191 sayılı kararına yönelik yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2013 gün ve 2013/1214 Değişik İş sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre gereğinin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.