Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2014/6923 E. 2014/4083 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6923
KARAR NO : 2014/4083
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

Tebliğname No : KYB – 2014/42137

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.01.2014 gün ve 2014/2062/6405 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.02.2014 gün ve KYB 2014/42137 sayılı ihbarnamesi ile;
Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanık M.. Ç..’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/A. maddesi gereğince iki kez 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 29/12/2009 tarihli ve 2008/708 esas, 2009/2689 sayılı keza 29/12/2009 tarihli ve 2008/709 esas, 2009/2690 sayılı kararlarını kapsayan dosyanın incelenmesinde.
Dosya kapsamına göre;
1- 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde tarifi yapılan ticareti terk suçunun maddede gösterilen icra hareketlerinden birinin işlenmesi ile oluşan tek bir suç olduğu, suçtan zarar görenlerin birden çok olmasının bu sonucu değiştirmeyeceği, bu halde suçtan zarar gören diğer alacaklıların haklarının haleldar olmaması için suç tarihinden itibaren anılan Kanun’un 347. maddesinde belirtilen azami bir yıl sürenin beklenilerek ve varsa bu sürede açılan davaların ilk açılan dava ile birleştirilmesi sağlanarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, sanık hakkında yapılan her şikayet üzerine davaların ayrı esaslarda görülerek sanığın iki kez mahkumiyetine karar verilmesinde,
2- Yargılama aşamasında, sanığa gönderilen duruşmaya çağrı davetiyelerinin tebliğ tarihlerinde yürürlükte olan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek yargılama yapıldığı anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine Kanun’un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun’un 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnaî durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında, duruşmaya çağrı kağıdının tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan Kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatların geçerli sayılamayacağı cihetle, duruşmaya çağrı davetiyesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki 2 no.lu düşünce yerinde görüldüğünden, 1 no.lu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiş olup, Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesinin 29.12.2009 gün, 2008/708 esas, 2009/2689 karar ve 2008/709 esas, 2009/2690 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 06.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.