YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6552
KARAR NO : 2014/4563
KARAR TARİHİ : 12.03.2014
Tebliğname No : KYB – 2014/33457
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21.01.2014 gün ve 2013-1694/4936 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.01.2014 gün ve KYB. 2014/33457 sayılı ihbarnamesi ile;
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık H.. T..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/12/2012 tarihli ve 2012/532 esas, 2012/1421 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Adı geçen sanığın 13/02/2011 tarihinde karışmış olduğu maddi hasarlı bir trafik kazasından dolayı, alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/229 esas sayılı dosyası üzerinden yargılamasının yapıldığı esnada, aracı kendisinin kullanmadığını, arkadaşı S. S. kullandığını beyan etmesi ve tanık olarak dinlenen arkadaşı S. de suçu kabul etmesine rağmen mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda aracı sanık H.. T..’in kullandığına kanaat getirilerek mahkumiyetine karar verilmesi sonrası, sanık Halil hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve tanık Sezai hakkında ise suç üstlenme suçlarından suç duyurusunda bulunulması sonrası açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, incelemeye konu Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/12/2012 tarihli ve 2012/532 esas, 2012/1421 sayılı kararı ile sanık Halil’in yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Sanığın alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/229 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini, suçun bir başkası tarafından işlenmiş olduğunu beyan etmesinin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturmayacağı, keza sanığın sorgusu sırasında doğruyu söyleme mecburiyetinin bulunmadığı, ancak şartları oluştuğu takdirde iftira suçundan değerlendirme yapılabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altındayken araç kullanma suçundan Aydın l. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/229 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini, suçun S. S. tarafından işlenmiş olduğunu beyan etmesinden ibaret eyleminin, sanığın suçu ikrar yükümlülüğünün bulunmaması ve mahkemenin bu beyanla yetinmeyip gerçeği araştırma yükümlülüğünün bulunması nedeniyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturmayacağı, keza Aydın l. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/229 esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen S. S. da anlatımlarında aracı kendisinin kullandığını kabul etmesi karşısında iftira suçunun da yasal unsurları oluşmadığı anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Aydın l. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.12.2012 gün ve 2012/532 Esas, 2012/1421 sayılı kararının CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığından sanığın beraatine, cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.