YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24721
KARAR NO : 2014/689
KARAR TARİHİ : 15.01.2014
Tebliğname No : 11 – 2013/348469
MAHKEMESİ : İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013 Asıl Karar, 14.05.2013 Ek Karar
NUMARASI : 2011/539 (E) ve 2013/248 (K)
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde bulunan “Tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme gereğince gerekçeli kararın sanığın sorgusu sırasında bildirdiği adresine tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan mernis adresine tebliğ edilmesi geçersiz ve öğrenme üzerine 03.05.2013 havale tarihli dilekçe ile yapılan temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile temyiz isteminin reddine dair 14.05.2013 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Olay günü görevli polis memurları tarafından kimlik bilgileri sorulan sanığın kendisini görevlilere Ümit Kemendi ismini vererek tanıttığı, ancak bilgisinin alınması amacıyla karakola getirildiğinde oradaki görevlilerin kendisini tanıması üzerine gerçek kimliğinin ortaya çıktığı ve gerçeğe aykırı bir tutanağın düzenlenmesine sebebiyet vermediği anlaşılmakla; üzerine atılı “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak” suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen “kimliğini bildirmeme” kabahatini oluşturduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20/2-c maddesinde yazılı soruşturma zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 08.11.2010 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK.nun 322 ve Kabahatler Kanununun 24. maddesinin verdiği yetkiye
dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan Kabahatler Kanununun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 15.01.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.