YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/356
KARAR NO : 2014/13880
KARAR TARİHİ : 09.07.2014
Tebliğname No : 11 – 2013/169195
MAHKEMESİ : Kargı Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 05/03/2013
NUMARASI : 2012/73 (E) ve 2013/25 (K)
SUÇ : Mühür bozma
1-Sanığın işletmekte olduğu annesinin adına kayıtlı olan içkili işyerinin ruhsatının Hacıhamza Belediyesinin 07.06.2012 tarihli encümen kararı ile iptal edildiği, bu karara istinaden işyerinin 20.06.2012 tarihinde faaliyetten men edilerek mühürlendiği, iptal kararına karşı Çorum İdare Mahkemesine başvurması üzerine, Çorum İdare Mahkemesinin 10.07.2012 gün ve 2012/420 Esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu karar sonrasında sanığın, işyerinin mührünü sökerek tadilat yaptırdığı anlaşılmakla, sanığın, anılan kararı Belediye Başkanına ve zabıtaya bildirmesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığından mührü kendisinin sökerek işyerini tadilat yaptırmak üzere açtığına dair savunması da dikkate alınıp tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, atılı suç yönünden sanığın suç kastı ile hareket ettiğinden söz edilemeyeceğinden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a) Kanun koyucu cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından, hakimin her olayın özelliğine ve failin kişiliğine göre gerekçesini göstererek, iki sınır arasında temel cezanın belirlenmesine olanak tanımıştır. 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi ile cezanın belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konmuştur. Buna göre, somut olayda ilgili suç tanımında belirlenen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken, cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmünde gösterilen ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt veya üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek amaçlanmıştır.
Bir suçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddede sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir çok kararında açıklandığı gibi, alt ve üst sınır arasındaki cezanın belirlenmesi yetkisi kullanılırken, TCK’nun 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi gözetilmeli ve “adalet ve nesafet” kurallarına bağlı kalınmalı gerekçe suçun işleniş biçimi, yasaya aykırılık derecesi, tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu, suç nedenleri, sanığın geçmişi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları gibi ölçütler içinde dosya kapsamına uygun olmalı, takdirde yanılgıya ve zaafiyete düşülmemelidir.
20.06.2012 tarihinde yapılan mühürleme işleminden sonra 16.08.2012 tarihinde mührün kaldırıldığının tespit edilmesinden ibaret somut olayda, işlenen mühür bozma suçu neticesinde somut bir kamu zararının oluşmaması da dikkate alınarak sanık hakkında ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir sebep bulunmadığı halde, somut delillerle ilişkilendirmeksizin ve yeterli gerekçe gösterilmeden soyut gerekçelerle sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi,
b) 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından şartla salıverilme tarihine, kendi üst soyu ve diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeblerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.07.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.