Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2012/25423 E. 2014/4934 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25423
KARAR NO : 2014/4934
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2012/107746
MAHKEMESİ : Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/01/2012
NUMARASI : 2011/235 (E) ve 2012/21 (K)
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği

Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine göre katılan vekilinin ve sanık müdafiinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Sanığın, gayrı resmi nikahlı eşi olan E.’dan doğan çocuğunu, resmi nikahlı eşi K.’den doğmuş gibi 14.06.2002 tarihinde nüfus memuruna beyanla tescil ettirmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 231. (765 sayılıTCK.nun 445) maddesindeki soybağını değiştirme suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
Sanığın, E. B.doğan çocuğunu, ayrı yaşadığı resmi nikahlı eşi K. K. doğmuş gibi 14.06.2002 tarihli mernis tutanağı ile aynı tarihte nüfusa kayıt edilmesini sağlamaktan ibaret oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eyleminde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin koşulları oluşmakta ise de, farklı bir düzenleme getiren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanabilmesi için “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” gerektiği, aksi halde suçun, aynı anda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi halinde teselsülün gerçekleşmediğinin kabulü gerektiği, somut olayda 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulama koşulunun oluşmadığı, ancak sanığın güttüğü amaç suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge sayısı dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesi dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği cihetle 5237 sayılı TCK ile yapılacak uygulamanın lehe sonuç doğuracağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2014 gününde Başkan … ile Üye …..karşıoyları ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Heyetin çoğunluğu ile azınlık görüşü arasında ki uyuşmazlık sanığın sübut bulan eyleminin vasıflandırılmasına ilişkindir.
5237 TCK Yasasının 204 ve devamı maddelerinde belgede sahtecilik suçları düzenlenmiştir. Belge hukuki bir hüküm ifade eden ve bir hakkın doğmasına, hukuksal bir olayın, olgunun kanıtlanmasına yarayan yazıdır. Belgeden söz edebilmek için öncelikle yazılılık koşulunun gerçekleşmesi gerekmektedir. Yine bu yazının içeriğinin hukuki bir kıymet taşıması, hukuki bir hüküm ifa eylemesi, hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerekmektedir. Resmi belge ise kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir. Resmi belgede sahtecilik suçu, bir resmi belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde tamamen veya kısmen değiştirilmesi veya sahte bir resmi belgenin bilerek kullanılması suretiyle oluşmaktadır. Bu suçun hukuki konusu, kamu güveni olup suçun oluşumu için genel kast ve zarar olasılığı yeterlidir. Belgede sahtecilikten söz edilebilmek için belgenin öz biçimsel koşulları taşıması ve aldatıcılık yeteneğinin bulunması gerekmektedir.
Çocuğun soybağını değiştirme suçu ise 5237 sayılı TCK’nun 231. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. Fıkrasında ” bir çocuğun soybağını değiştiren ve gizleyen kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu suç ile korunan hukuksal yarar kişinin doğal olarak bağlı olduğu veya olması gereken ailesinden koparılmasını önlemek, soybağının sağlıklı biçimde kurulmasını sağlayarak aile düzeninin bozulmasını önlemektir. Bu bakımdan soybağının doğru biçimde kurulmasında hem bireyin hem ailenin hemde devletin yararı vardır.
5237 sayılı TCK’nda hakim olan genel görüş “kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır.” kuralı geçerlidir. Yani adı geçen yasaya hakim olan ilke gerçek içtimadır. Bunun istisnaları suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmolunacaktır. Bu ilkenin istisnalarından biri olan fikri içtimaya 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde yer verilmiştir. Anılan maddedeki düzenleme şu şekildedir. ” işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçdan dolayı cezalandırılır.” denmiştir. Fikri içtima, failin bir (aynı) fiille farklı suçları veya aynı suçu birden fazla işlemesidir. Buna göre, fikri içtimanın iki şartı bulunmaktadır: Fiilin tek olması ve tek fiille birden çok suçun işlenmesi. Burada işlenen birden çok farklı suçlar olabileceği gibi, aynı suçta olabilir. Suçların farklı olması halinde farklı neviden fikri içtima vardır.
Yukarıdaki açıklamalar ışında somut olaya gelince: Sanık Y.. K.. gayri resmi olarak birlikte olduğu E. isimli bir bayandan olan M.K.. isimli çocuğunu resmi nikahlı eşi K.”den doğmuş gibi nüfus memurluğuna müracaat ederek mernis doğum tutanağı düzenlettirdiği ve bu beyan üzerine nüfusa tescil işleminin yapıldığı sabittir. Somut olayda oluşturulan nüfus kütüklerinin resmi belge olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Sanık eylemi ile resmi belge niteliğinde olan sahte bir nüfus kaydı oluşmasına sebebiyet vermiştir. Her ne kadar çocuğun soybağını değiştirme suçu genel kastla işlenebilen bir suç isede; sanığın çocuğun soybağının değiştirme gibi bir kastı bulunmamaktadır. Sanık tek bir eylemle hem resmi belgede sahtecilik hemde çocuğun soybağının değiştirme suçlarını işlemiştir. Bu nedenle sanığın eylemi 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesi (765 sayılı TCK 79. maddesi) delaleti ile aynı yasanın daha ağır bir yaptırım içeren 204/1.(765 sayılı TCK 342/1. ) maddesinde belirtilen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı kanaati ile çoğunluk görüşüne katılmadığımızı ve hükmün ONANMASI gerektiği görüşü ile BOZMA kararına karşıyız.