Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5160 E. , 2022/4565 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/5160
Karar No : 2022/4565
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten Kızları
…’e Velayeten
…, …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, kızlarının … İlkokulu zihinsel engelli özel eğitim sınıfında öğrenim görmekte iken 04/03/2014 tarihinde dördüncü katta yer alan sınıfın açık olan penceresinden düşerek ağır yaralanması sebebiyle, anne, baba ve çocuk için 10.000,00’er TL olmak üzere 30.000,00-TL maddi; anne, baba ve çocuk için 100.000,00’er TL olmak üzere 300.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; maddi tazminata ilişkin olarak davacılar tarafından oluştuğu iddia edilen maddi zararın belgelendirilemediği, beyanla sınırlı kalan iddiaya dayanarak maddi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının reddi gerektiği; manevi tazminata ilişkin olarak olay nedeniyle davacıların duymuş olduğu elem ve üzüntüyü kısmen de olsa giderecek düzeyde ve kişinin kendi durumu ve yakınlarının akrabalık dereceleri gözetilerek baba için 12.500,00-TL, anne için 12.500,00-TL ve kızları için 15.000,00-TL olmak üzere toplam 40,000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü ile bu miktara davanın … Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı tarih olan 31/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, reddedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretinin mahkemeye erişim hakkını sınırladığı, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, kişisel kusurun söz konusu olduğu, okul müdürü ile davacılar arasında ibraname imzalandığı, … Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada alınan bilirkişi raporunun idarelerine tebliğ edilmediği, hükmedilen nispi karar harcında tutarsızlık olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacıların 16/02/2006 doğumlu kızları olan …’ün … İlkokulu zihinsel engelli sınıfında eğitim gördüğü, 04/03/2014 tarihinde sınıf öğretmeninin sınıfta olmadığı sırada sınıfın penceresinden 4 kat aşağı düştüğü, olay nedeniyle sınıf öğretmeni hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan açılan davada, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyası kapsamında alınan 19/03/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; “dava konusu olayın zemin+3 kattan oluşan … İlkokulu’nun 3. katında bulunan sınıfta meydana geldiği, sınıfın masa ve sandalyelerinin düzenli bir şekilde bulunduğu, güneye bakan üç adet pencerenin de açık vaziyette olduğu, pencerelerin iç ve dış kısmında koruyucu bir elemanın (korkuluk gibi) bulunmadığı, pencerenin yerden yüksekliğinin 11,20 metre olduğu, kazanın oluşumuna üç unsurun sebebiyet verdiği, bunların: 1-Öğretmen nezaretinde özel eğitim sınıfında icra olunan eğitim dersine katılan ve hafif derecede zihinsel engeli bulunan mağdurun sınıfta yalnız bırakılması, 2-Zemin+3 kat yükseklikte bulunan pencerelerin açık ve/veya 4 yaşında bir çocuk tarafından dahi kolaylıkla açılabilecek şekilde teşkil edilmiş olması, 3- Özel eğitim gören çocukların kullandığı mahallerde gereğince denetleme ve kontrollerin yapılmamış olması olarak tespit edildiği, neticeten …’ün koruma ve gözetim yükümlülüğünü … İlkokulu üstlenmiş olmasına rağmen, söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmesinde yeterince itinalı davranılması için gerekli tüm tedbirlerin alınmasının sağlanmadığı, öğretmen ve öğrencilerin denetimi ve gözetimi hususunda gerekli organizasyonun sağlanmadığı, okulun fiziksel yapısı ile ilgili kaza oluşumuna sebebiyet verebilecek unsurlara gerekli önlemlerin alınmadığı, böylece mağdurun pencereden düşerek yaralanmasında okul yönetiminin tamamen kusurlu olduğu, mağdur …’ün ise kusurunun bulunmadığı” yönünde görüş verildiği, meydana gelen olay sonucu davacıların kızlarının sağ kalça kemiğinin kırılması ve kafa travması geçirmesi sebebiyle ameliyata alınarak protez vida takıldığı, 3 ay süre ile hastanede, 1 ay süre ile de evde yatarak tedavi gördüğü oluşan zararın tazmini için anne, baba ve çocuk için 10.000,00’er TL olmak üzere 30.000,00-TL maddi, anne, baba ve çocuk için 100.000,00’er TL olmak üzere 300.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın ‘Yargı yolu’ başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ‘Zararın ve kusurun ispatı’ başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında; “Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davanın maddi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:
… İdare Mahkemesi’nin 19/04/2018 tarihli ara kararı ile davacılardan maddi tazminat talebini oluşturan unsurların neler olduğunun her bir davacı açısından açıklanarak, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin (fatura, makbuz, otobüs bileti, fiş, vs.) gönderilmesinin istenilmesi üzerine, davacılar vekili tarafından, davacıların kızlarının 3 ay hastanede yatarak tedavi gördüğü, anne ve babanın her hafta Mengen’den Bolu’ya gidiş geliş için 18,00-TL yol parası ödediği, yemek yediği, harcama yaptığı, ancak otobüs biletinin bulunmadığı, bu nedenle yol ücretinin Bolu Şoförler Odası’ndan sorulmasının talep edildiği, babanın günlük işlerde çalıştığı, belirli bir işi ve gelirinin bulunmadığı, her hafta 2 defa Bolu’ya geldiği için çalışamadığı, kazanç kaybına uğradığı, kazanç kaybının çalışamadığı günler için bilirkişi marifeti ile tespitinin talep edildiği, hasta bezi, ıslak havlu v.s. gibi ihtiyaçlar için harcama yapıldığı, evdeki iyileşme süresinde, bir ay kızlarına yeğenlerinin baktığı için bakım masrafı talebinin bulunduğu, kızlarının hastanede üç ay yatarak tedavi görmesi nedeni ile okula gidemediği, yıl kaybına uğradığı, yaşıtlarına göre okulunu bir yıl daha geç bitireceği, dolayısıyla bir yıllık asgari ücret üzerinden kazanç yoksunluğunun bulunduğu ileri sürülmüştür.
Her ne kadar davacılar tarafından zararlarının ispatı yönünden dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulamamış ise de; meydana gelen olay nedeniyle anne ve babanın ulaşım, yemek ihtiyaçlarına ilişkin masraflarının olduğu açık olup, Mahkemesince talep edilen bu zarar kalemlerine ilişkin ne miktar harcama yapılacağının araştırılması, şayet zarar belirlenemiyorsa tüm olgular gözetilerek adalete uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken, oluştuğu iddia edilen maddi zararın belgelendirilemediği gerekçesiyle maddi tazminatın reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davanın manevi tazminata ilişkin temyiz istemleri yönünden:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olup, manevi tazminat istemlerinin tamamının karşılanması gerektiği anlamına gelmemekle birlikte, olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı anlaşıldığından manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarlarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıların maddi tazminat istemleri ile manevi tazminat istemlerinin 260.000,00-TL’lık kısmı yönünden davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan; istinaf dilekçesinde davacılar tarafından duruşma talebinde bulunulduğu hâlde, Bölge İdare Mahkemesince duruşma istemi hakkında karar alınmaksızın temyize konu kararın verildiği görülmüş olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Duruşma’ başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz ve istinaflarda duruşma yapılmasının tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlı olduğu hükmüne istinaden temyiz ve istinaf aşamasında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması mecburiyeti bulunmamakla birlikte, istemde bulunulması durumunda bu hususun kararda karşılanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, 01/07/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.