Danıştay Kararı 4. Daire 2020/6026 E. 2022/4548 K. 29.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/6026 E.  ,  2022/4548 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/6026
Karar No : 2022/4548

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2008 yılına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re’sen tarh edilen 2008/1, 2, 3, 4, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, kontör satış hasılatı ile binde beş karlılık oranına göre hesaplanan satış hasılatı arasındaki 228.603,30 TL tutarında hasılat farkının telefon ve aksesuar satışından kaynaklandığı ve gerçekte kontör satışı olmayıp, telefon ve aksesuar satışı olduğu ifade edilmekte ise de; söz konusu hesaplamanın somut tespite dayanmadığı, zira söz konusu telefon ve aksesuar satışlarının kimlere ne zaman yapıldığının açıkça ortaya konulmadığı, rapora göre davacıdan gerçekte kontör satın aldığını beyan eden şahısların bulunduğu ve bu şahıslara ait kredi kartı çekim tutarlarının matrahın hesabında dikkate alınmadığı, dolayısıyla eksik incelemeye dayalı olarak yapılan cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, POS cihazı ile yapılan telefon ve aksesuar satışlarından kaynaklı hasılatların kontör satış olarak gösterilerek bir kısım telefon ve aksesuar satışını gizlendiği, mükellefin katma değer vergisi matrahlarının yeniden düzenlendiği, vergi inceleme raporuna istinaden yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına, 2008 yılına ilişkin hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2008/1,2,3,4,6,7,8,9,10,11,12 dönemleri için re’sen tarh edilen üç kat kesilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulü yönündeki mahkeme kararı temyiz edilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmış, 134. maddesinde de, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve ödenmesinin sağlanması olduğu ifade edilmiştir.
Davacı adına 2008 yılı işlemlerinin pos-tefecilik yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; mükellefin kontör, telefon ve aksesuar satışı ile uğraşmakta iken 01/12/2009 tarihi itibariyle faaliyetini terk ettiği, 2008 yılında kullandığı poz cihazlarından müşteri bazında 1.000 TL üzerindeki kredi kartı işlemlerinden toplam 96.670,00 TL tutardan 60.300,00 TL’lik çekim işleminin mükellef ile aynı soyadı taşıyan akrabalarına ait kredi kartlarından gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu kapsamda poz cihazlarından müşteri bazında 1.000 TL üzerindeki kredi kartı ile işlem yapanlardan adresi tespit edilen 20 kişiye bilgi isteme yazısının gönderildiği, ancak tebligat yapılabilen 10 kişinin ifadesine başvurulduğu, söz konusu bu kişilerden; iki kişinin mükellefin yakın arkadaşı olduklarını, mükellefin nakit sıkıntısı içinde olması nedeniyle kendilerine ait kredi kartlarını kullandırdıklarını ve bu şekilde mükellefin kendisine nakit sağladığını, iki kişinin mükellefin arkadaşı/tanıdığı olduğunu ve elden borç para aldığını, daha sonra bu borcun bir kısmının nakit bir kısmının ise kredi kartından çekim yapılması suretiyle ödendiğini, bir kişinin çekim işlemi karşılığında kendisi ve ailesi için cep telefonu aldığını, bir kişinin mükellefin akrabası olduğunu, iş yerindeki arkadaşları için her ay kontör aldığını ve daha sonra ödemeyi toplu olarak kredi kartından yaptığını, bir kişinin kendisi ve eşi için cep telefonu, modem ve müzik seti aldığını, bu nedenle kredi kartından çekim işleminin yapıldığını, bir kişinin kredi kartından yapılan çekim işleminin mahiyetini hatırlamadığını, bir kişinin kredi katı kaybolduğu için söz konusu kredi kartından yapılan çekim işleminin bu sırada gerçekleştirilmiş işlemler olduğunu ve bir kişinin de kredi kartının çekim işleminin gerçekleştiği dönemde babasının kartını kullandığını, bu nedenle işlemin mahiyeti hakkında bilgi sahibi olmadığı şeklinde ifadeler verdikleri, ifadelerine başvurulan kişilerin kredi kartlarından gerçekleşen işlem tutarının toplam 196.485,00 TL olduğu, mükellefin defter ve belgelerinden tespit edilen kontör alışlarının toplamının 461.741,06 TL olmasına rağmen kontör satışlarının toplamının 848.761,14 TL olduğu, 2008 yılı defterlerinden tespit edilen toplam hasılat tutarının 1.071.822,63 TL olduğu, mükellefin katma değer vergisi beyannamesinde “kredi kartı ile tahsil edilen teslim ve hizmetlerin kdv dahil bedel” sütunu toplamının 906.916,26 TL olduğu ancak GİB Yönetim Bilgi Sisteminden yapılan sorgulamada söz konusu tutarın 1.053.403,74 olduğu, mükellefin kontör satışlarından elde ettiği hasılat ile satışların maliyeti değerlendirildiğinde karlılığının %37,5 olarak tespit edilmesine karşılık mükellef tarafından kontör satışlarındaki karlılık oranının %0,5 olarak beyanda bulunulduğu, beyan edilen karlılık oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığında ise hasılatın 620.157,84 TL olması gerektiği, dolayısıyla özel matrah şekline tabi işlemlerde matraha dahil olmayan bedel olarak beyan edilen 848.761,14 TL kontör satış tutarının gerçek kontör satışını yansıtmadığı ve nedeninin pos cihazından gerçekleşen bir kısım kredi kartı çekim işleminin kontör satışı olarak gösterilerek belge düzenlenmesinden kaynaklandığının tespit edildiği, aynı şekilde yapılan işlemlerle mükellef tarafından telefon ve aksesuar satışlarında da karlılık oranı %5 olarak beyan edilmesine rağmen satışların maliyeti ile satışların toplamı tutarları dikkate alındığında %50 zarar ile satışta bulunması gerektiği, bu şekilde telefon ve aksesuar satışından doğan bir kısım hasılatın da gizlendiğinin tespit edildiği, sonuç olarak defter ve belgelerinden tespit edilen kontör satış toplamı ile olması gereken kontör satış toplamı arasındaki fark tutarında düzenlenen belgenin sahte fatura olarak değerlendirilmesi gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hususların birlikte değerlenmesinden, pos cihazlarından müşteri bazında 1.000 TL üzerindeki kredi kartı ile işlem yapanlardan ifadesine başvurulan kişilerin beyanları ile davacı tarafından kabul edilen telefon ve aksesuar satışları ile kontör satışlarındaki kârlılık oranları dikkate alındığında, dava konusu tarh edilen vergi ve cezalarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacı adına yapılan tarhiyatlar yerinde olup, aksi yönde davanın kabulüne hükmeden Vergi Mahkemesi kararınıda hukuki isabet bulunmadığı görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.