Danıştay Kararı 4. Daire 2018/2996 E. 2022/4547 K. 29.06.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/2996 E.  ,  2022/4547 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2996
Karar No : 2022/4547

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2011/1 ila 12 dönemleri için tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacıya fatura düzenleyen Küçükyalı Vergi Dairesi mükellefi …İnşaat Malzemeleri Metal Hırdavat ve Orman Ürünleri Taşımacılık ve Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunun tetkikinden, anılan mükellef tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık; Bayrampaşa Vergi Dairesi mükellefi T.H. …Metal Alüminyum Mak. Ürün. Paz. Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin, anılan mükellef tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyat ile usulsüzlük eylemi bütün unsurlarıyla ortaya konulmadığı ve vergi inceleme raporuna dayanılarak ceza kesilmesi de ilgili maddenin getiriliş amacına uygun düşmediğinden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı İdarece, vergi inceleme raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatların ve kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu; 134. maddesinin birinci fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış; 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır.
Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır.
Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da zorunludur.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının ilgili dönemde fatura aldığı T.H. …Metal Alüminyum Mak. Ürün. Paz. Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda özetle; atık ve hurda toptan ticareti faaliyetinde bulunmak üzere 26/04/2010 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 06/03/2013 tarihinde tasfiyeye girdiği ve 31/07/2013 tarihinde re’sen terkin ettirildiği, defter ve belge isteme yazısı iki kez tebliğ edilmesine rağmen ibraz edilmediği, 27/09/2011 tarihinde tescil edilen ortaklar kurulu kararına göre, ortaklardan …şirketteki sermayesinin (%25) tamamını …devrederek ortaklıktan ayrıldığı, diğer ortak …şirket müdürü olduğu ve hisse oranının %75 olduğu, …11/11/2010 tarihi itibariyle dış giyim eşyalarının toptan ticareti faaliyetinde bulunmak üzere mükellefiyet tesis ettirdiği ve 30/06/2011 tarihi itibariyle de faaliyetini bıraktığı, iki şirkette daha ortaklık ve yöneticiliğinin bulunduğu, hakkında 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin sahte belge düzenleme nedeniyle olumsuz tespit bulunduğunun tespit edildiği, 28/06/2010 tarihli işe başlama yoklamasında, 24/06/2010 tarihi itibariyle faaliyete başladığı, hurda alüminyum ve hurda profil alım satımı ve profil malzemesi alım satımı ile iştigal edeceği, iş yerinde yaklaşık 7 ton hurda alüminyum malzemesi bulunduğu, iş yerinin takriben 75 m2 civarında ve aylık kirasının 1.440,00 TL olduğu, çalışan işçisinin olmadığı, demirbaş olarak bir adet masa üç adet koltuk ve bir adet elektronik terazisinin bulunduğu, 29/08/2013 tarihli yoklamada, adreste faal olmadığı, 05/02/2013 tarihi itibariyle adreste Rami vergi Dairesi mükellefi …Alüminyum ve Metal Ürünleri Paz. San. Tic. Ltd. Şti.’nin faal olduğunun tespit edildiği, defter tasdikine ilişkin bilgiye rastlanılmadığı, muhtasar beyannamelerine göre 2010 ve 2013 yılları arasında 3 ila 8 işçi çalıştırdığı beyan edilmiş olsa da, SGK’ya bu işçilere ait prim borçlarının ödenmediği, 2010 yılı KDV matrahının 3.772.522,40 TL olduğu ve mükellefin 2010 hesap döneminde 3.740.692,00 TL mal satışı yaptığını beyan ettiği, 2011 yılı KDV matrahının 9.823.370,49 TL olduğu ve mükellefin 2011 hesap döneminde 9.520.151,00 TL mal satışı yaptığını beyan ettiği, 2012 yılı KDV matrahının 4.184.605,00 TL olduğu ve mükellefin 2012 hesap döneminde 4.411.505,00 TL mal satışı yaptığını beyan ettiği, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında alım yaptığı firmaların %97-98’inin haklarında sahte fatura düzenlemekten rapor bulunan firmalar olduğunun tespit edildiği, rapor tarihi itibariyle vadesi geçmiş ve bugün ödenmesi gereken toplam borç miktarının 132.594,94 TL olduğu, 2010 yılında adına tahakkuk eden küçük tutarlı vergileri ödediği, 2011,2012 ve 2013 yılları için herhangi bir ödemede bulunmadığı tespit edilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlerden hareketle, mükellefin söz konusu ciroları gerçekleştirebilecek işyeri, emtia stoku, makine ve araçları, başka bir anlatımla kapasitesi bulunmadığı, tahakkuk eden vergi borcunu ödemediği, mal alımı yaptığı mükellefler hakkındaki olumsuz tespitlerin olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde, mükellefin düzenlediği faturaların gerçek bir mal veya hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varıldığından Bölge İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 29/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Uyuşmazlıkta, davacının fatura aldığı Tas. Hal. …Metal Alüminyum Mak. Ürün. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu birlikte dikkate alındığında, raporda yer alan tespitlerin adı geçen mükellefin düzenlediği faturaların sahte olduğunu ortaya koymada yeterli olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.