Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1176 E. 2022/2414 K. 29.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1176 E.  ,  2022/2414 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1176
Karar No : 2022/2414

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2016/56927, K:2021/3792 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2016/56927, K:2021/3792 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddialarının yerinde görülmediği,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve 03/04/2019 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “Excel Tablosu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”ndan, davacı tarafından … GSM numarasından, …, … IMEI numaralı cihazlarla bylock uygulamasının yüklendiği, “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, bölge talebe mesulü olduğuna, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyelik şeklinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Öte yandan, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının kararda yer verilen açıklama ve tespitler doğrultusunda FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği,
Diğer taraftan, davacı tarafından 05/07/2019 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçesinde tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, istemlerinin iddiayı genişletme yasağı kapsamında kaldığı değerlendirilmekle bu hususta karar verilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, açığa alma ve ihraç işleminin yapıldığı tarihte kusurlu bir eyleminin bulunmadığı, masumiyet karinesinin, olağan hakim ve mahkeme ilkesinin, suç ve cezada kanunilik ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı ilkesinin, gerekçeli karar hakkının, adil yargılanma hakkının, ayrımcılık yasağının, aynı eylem nedeniyle iki defa yargılanmama hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının ve birçok hakkının ihlal edildiği, işlemin, bağımsız ve tarafsızlığını kaybeden ve baştan sona yürütmenin tarafında yer alan davalı idare tarafından tesis edildiği, Dairenin kendisini idarenin yerine koyarak taraflı yargılama yaptığı, delil araştırdığı, yasaya uygun şekilde bir savunma hakkı tanınmadığı, savunması alınmadan ihraç kararı verildiği, delillerin tarafıyla paylaşılmadığı, çekişmeli yargılama hakkının kısıtlandığı, idare avukatının hazırladığı şablon dilekçelerin doğru kabul edildiği, gerekçeli kararlarda isminin geçmediği, yargılama sürecindeki delillerin veya yargılama sonucunun aleyhe kullanılamayacağı, ihraç işleminin 2802 sayılı Kanun’a ve idare hukuku mevzuatına açıkça aykırı olduğu, dava konusu işlemin dayanağı olan 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu, davasının reddine gerekçe yapılan delillerin yerinde olmadığı gibi hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacakları, devlete sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışını ispat eden somut olgulara dayalı bir delil gösterilemediği, ihraca konu eylemlere ilişkin zaman ve kanunilik yönünden hukuka aykırı davranıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2016/56927, K:2021/3792 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.