YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/472
KARAR NO : 2014/11749
KARAR TARİHİ : 28.10.2014
Tebliğname No : 14 – 2011/311221
MAHKEMESİ : Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25.01.2011
NUMARASI : 2010/263 Esas, 2011/9 Karar
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek dosya incelendi;
Hükmolunan ceza miktarları nazara alınarak sanıklar müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilmekle gereği düşünüldü:
Ocak 2006 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanık Emrah hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Resmî bir kurumda doğmadığı anlaşılan mağdurenin kayden 17.08.1992 doğumlu olup, nüfusa 5 yıl sonra tescil edilmesi, Burhaniye Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 16.04.2007 tarihli raporda mağdurenin 15-16 yaş ile uyumlu olduğu, Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27.04.2007 tarihli raporda mağdurenin 2006 yılı Ocak ayı itibariyle 15 yaşını bitirdiği, mağdurenin yaşının düzeltilmesine ilişkin Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/176 Esas, 2010/80 Karar sayılı dosyası içerisinde bulunan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.10.2009 tarihli raporunda mağdurenin suç tarihi olan Ocak 2006 tarihinde radyolojik olarak 15 yaşı içerisinde olduğu 15 yaşını bitirmediği, kemik yaşının hormonel, genetik, beslenme, spor yapma gibi faktörlerin etkisi ile kronolojik yaşa göre farklılıklar gösterebileceğinin tıbben bilindiği, mağdurenin gerçek yaşının mahkemece aydınlatılmasının uygun olacağının bildirildiği, mağdurenin suç tarihindeki yaşına ilişkin mevcut raporlar arasında çelişkiler mevcut olması, bahse konu Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda mağdurenin yaşının mahkemece belirlenmesinin uygun olacağının bildirilmesi karşısında, ceza yargılamasında önceliğin maddi gerçeğin tespiti olduğu ve Nüfus Kanununun 36. maddesinin 1-b ilk cümlesinin Anayasa Mahkemesinin 30.03.2012 tarih ve 2011/34 Esas, 2012/48 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olması da dikkate alınarak mağdurenin yaşı konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılıp maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacıyla, mağdurenin anne ve babası olan Necla ve Ünal’ın mağdurenin doğum tarihinin belirlenmesi konusunda tekrar dinlenmesi ve bu hususta varsa bilgisi olan diğer kişilerin tespit edilerek tanık sıfatıyla dinlenmeleri, ayrıca mağdurenin nüfus aile kayıt tablosundaki diğer kardeşlerin durumu da gözetilerek, aşı, okul kayıtları gibi diğer belgeler ve deliller ile gerekli araştırma yapılarak, gerçek yaşının adli tahkikatla saptanmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Uygulamaya göre de;
5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan sadece kendi altsoyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi altsoyu dışındakiler üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından cezanın infazının tamamlanmasına kadar uygulanacağı gözetilmeden, 53/1-c maddesindeki hakların tamamından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Diğer sanıklar haklarında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Mağdure beyanlarına, sanıkların savunmalarına ve tüm dosya içeriğine göre, olaydan önce sanık Emrah ile nişanlı olan mağdurenin cinsel ilişkiye girmeleri sonucu mağdurenin hamile kalması nedeniyle kaçtıkları, daha sonra geri dönmeleri üzerine ailelerinin affetmeleri sonucu Emrah ile mağdurenin gayri resmî evlenerek Emrah’ın anne ve babası olan sanıklar Yılmaz ve Sultan’ın evinde birlikte yaşamaya başladıkları, mahalli örf ve adet kurallarına göre anne ve baba olan diğer sanıkların bahse konu fiili durumu kabullenmek zorunda kaldıkları ve mevcut haliyle suç işleme kasıtlarının bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraatleri yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.