YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/6504
KARAR NO : 2014/11844
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
Tebliğname No : 14 – 2014/191136
MAHKEMESİ : Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 30.10.2013
NUMARASI : 2009/295 Esas, 2013/197 Karar
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı
Mahalli mahkemece verilen hüküm sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 22.10.2014 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık T.. Ö.. adına gelen Av. H.. Ç.. huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık T.. Ö.. hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 12.11.2014 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20. maddesinin 2. fıkrası gereğince A.. B..nın mağdur hakkında koruma kararı olup olmadığına bakılmaksızın davaya katılma hakkı bulunduğundan, tebliğnamedeki katılan vekilinin temyiz talebinin reddine ve katılan Bakanlık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hükümden çıkartılarak hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Olay günü sanığın, ziyaretlerine gittiği katılan Aysel’in evinden ayrıldığı sırada katılanın oğlu olan küçük mağduru bisikletle gezdireceğini söyleyip katılandan izin almak suretiyle bisikletine bindirirek aynı köyde bulunan ve kullanılmayan bir okul binasına götürmesinin ardından burada çocuğun basit cinsel istismarı suçuna konu eylemleri gerçekleştirdiği tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, sanığın katılandan aldığı izinle götürdüğü mağdur üzerindeki koruma ve gözetim yükümlülüğünü ihlal ederek atılı suçu işlemesi karşısında sanık hakkında TCK.nın 103/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanuna ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan A.. B.. vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
30.10.2014 tarihinde verilen işbu karar 12.11.2014 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Meral Kaya hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.