DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1640 E. , 2022/2406 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1640
Karar No : 2022/2406
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2021 tarih ve E:2021/1503, K:2021/3880 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 382 Sıra Nolu Milli Emlak Genel Tebliği’nin 13. maddesinin 2. fıkrası ile 24/11/2020 tarih ve 247360 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2021 tarih ve E:2021/1503, K:2021/3880 sayılı kararıyla;
Davacı tarafından, 02/11/2020 tarihli dilekçeyle Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulunularak Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 382 Sıra Nolu Tebliği’nin 13. maddesinin 2. fıkrasının yeni bir genel yazı ile “…hak sahibi olmayan üçüncü kişilere muvafakatname ile satın alma hakkının kanunun ilgili maddelerine uygun kullanmak kayıt ve şartı ile devredilebileceği” şeklinde tavzih edilmesi yönünde ilgili birimlerin talimatlandırılmasının talep edildiği, davalı idarece, davacının talebi hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığı yönünde verilen … tarih ve … sayılı cevap yazısı ile 382 Sıra Nolu Tebliğ’in 13. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle davanın açıldığının anlaşıldığı,
İlan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması, bu işlemin ise dava konusu edilen düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerektiği,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde sözü edilen “uygulama işlemi” kavramının, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren bireysel nitelikteki işlemleri ifade ettiği,
Somut olayda, 02/11/2020 tarihinde yapılan başvuru ile 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) 382 Sıra Nolu Milli Emlak Genel Tebliği’nin 13. maddesinin 2. fıkrasında tavzih (düzeltme, açıklama) yapılmasına ilişkin istemin reddi yolundaki işlemin davacı yönünden bir uygulama işlemi kabul edilmesine olanak bulunmadığı, bu başvurunun, ancak anılan Tebliğ’in (Dairece sehven genelge yazıldığı anlaşılmıştır.) dava açma süresi içinde olmak şartıyla kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem (düzenleme) yapılmasına yönelik olarak İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında bir başvuru olarak kabulünün mümkün olabileceği,
Bu durumda, davacının, anılan Tebliğ’in ilgili hükmünün tavzihi (düzeltilmesi, açıklanması) amacıyla yaptığı başvurunun bir uygulama işlemi niteliği taşımadığı, dolayısıyla davalı idarenin ret işlemi sonrasında, düzenleyici işlemleri iptal davasına konu edebileceğinin kabulünün, kamu düzeninden sayılan dava açma süresinin gözardı edilmesi sonucunu doğuracağının açık olduğu,
Uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde, 31/12/2017 tarih ve 30287 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) 382 Sıra Nolu Tebliği’ne karşı 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde öngörülen süre içinde dava açmayan davacının Tebliğ’in iptali istenen hükmünün tavzihi yönündeki 02/11/2020 tarihli başvurusunun, dava açma süresini yeniden başlatması mümkün olamayacağından, bu başvurunun reddi üzerine açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 23/12/2020 tarihli dava dilekçesinin Danıştay Başkanlığına havale edilmek üzere aynı tarihte … Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosuna teslim edildiği, harç makbuzlarındaki tarihin beyanını açıkça teyit ettiği, hal böyle olunca … tarih ve …sayılı işlemin iptali için açtığı davanın süresinde olduğu, Dairenin 25/12/2020 havale tarihli dilekçe ile dava açıldığı değerlendirmesinin de yerinde olmadığı, hukuk devletinde her bireyin eksik, hatalı ve yanlış bulduğu her işlemin düzeltilmesini, değiştirilmesini idarelerden talep etme hakkının temel hukuk prensibi olduğu, bu prensipten hareketle hatalı ve hatta Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir işlemin düzeltilmesi talebinin açıkça uygulama işlemi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, davanın 23/12/2020 tarihinde açıldığı ve bu nedenle süresinde olduğu iddia edilmiş ve temyize konu Daire kararında da, davanın 25/12/2020 tarihinde açıldığı belirtilmişse de, dava dilekçesinin Burhaniye Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosuna 23/12/2020 tarihinde teslim edildiği ve aynı tarihte harç ve posta masrafının yatırıldığı görüldüğünden, davanın 23/12/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, ancak bu husus bozma nedeni olarak görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 07/07/2021 tarih ve E:2021/1503, K:2021/3880 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/06/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava Açma Süresi” başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında, “İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler… ” kuralına yer verilmiştir.
Anılan maddede açıkça ifade edildiği üzere bir düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlemi veya uygulama işlemini ya da her ikisini birlikte iptal davasına konu yapabileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, 2577 sayılı Yasa’nın dava konusu işlemler tarihinde yürürlükte olan haliyle 10. maddesinde ise; ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgilerin altmış günün bittiği tarihten itibaren ya da istemin reddine ilişkin işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda, davacının, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 382 Sıra Nolu Tebliği’nin 13. maddesinin 2. fıkrasının yeni bir genel yazı ile “…hak sahibi olmayan üçüncü kişilere muvafakatname ile satın alma hakkının kanunun ilgili maddelerine uygun kullanmak kayıt ve şartı ile devredilebileceği” şeklinde tavzih edilmesi yönünde ilgili birimlerin talimatlandırılması talebiyle 02/11/2020 tarihinde yaptığı başvurunun, talebi hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığından bahisle reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlem ile 382 Sıra Nolu Tebliğ’in 13. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle 23/12/2020 tarihinde bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının söz konusu hükmün düzeltilmesi istemiyle 2577 sayılı Yasa’nın 10. maddesi kapsamında yaptığı başvurunun reddi üzerine 23/12/2020 tarihinde açmış olduğu davanın süresinde olduğu açıktır.
Belirtilen nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın süre yönünden reddine ilişkin Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.