Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1673 E. 2022/2376 K. 29.06.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1673 E.  ,  2022/2376 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1673
Karar No : 2022/2376

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/01/2022 tarih ve E:2021/1292, K:2022/470 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Giresun İli, Alucra İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, Moran Barajı ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 02/06/2020 tarih ve 31143 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2020 tarih ve 2591 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/01/2022 tarih ve E:2021/1292, K:2022/470 sayılı kararıyla;
Dairelerinin 14/10/2021 tarih ve E:2021/1292 sayılı ara kararıyla, dava konusu işlemin… Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. tarafından yapılması planlanan Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali projesine ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu işlemin iptali istemi ile açılan bu dava sonucu verilecek kararın proje sahibi olan anılan Şirketin menfaatini etkileyebilecek olması nedeniyle anılan Şirkete müdahil olabilme hakkını kullanabilmesi için davanın ihbarı gerektiği sonucuna ulaşılarak, davanın anılan Şirkete ihbarına karar verildiği,
Anılan Şirket tarafından dava dosyasına sunulan ve 24/11/2021 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçede, Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali yapımından vazgeçildiğinin belirtilmesi üzerine, Dairelerinin 08/12/2021 tarih ve E:2021/1292 sayılı ara kararıyla davalı idarelerden, dava konusu acele kamulaştırma işleminden vazgeçilip geçilmediğinin sorulmasına, vazgeçilmiş ise buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan ise … Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat Anonim Şirketi adına Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali üretim tesisi için 10/04/2008 tarihinden itibaren 49 (kırk dokuz) yıl süreyle üretim faaliyeti göstermek üzere verilen … sayılı üretim lisansının iptal edilip edilmediğinin sorulmasına, buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından dava dosyasına sunulan ve 07/01/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçede, … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla “Moran Barajı ve HES Projesi” için verilen … tarih ve … numaralı üretim lisansının Şirketin talebi doğrultusunda 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 29. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde sona erdirilmesine karar verildiğinin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından dava dosyasına sunulan ve 12/01/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçede ise, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırma işlemlerinin devam ettiği, … Enerji Elektrik Üretim ve İnşaat Anonim Şirketi tarafından herhangi bir vazgeçme talebinin bulunmadığının belirtildiğinin görüldüğü,
Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmazın dava konusu işlemle Moran Barajı ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla acele kamulaştırılmasına karar verilmiş ise de, Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesini gerçekleştirecek Şirketin anılan projeden vazgeçtiği ve söz konusu proje için verilen üretim lisansının Şirketin talebi doğrultusunda 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 29. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla sona erdirilmesine karar verildiği anlaşıldığından, dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
gerekçesiyle, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, dava konusu idari işlemin iptaline neden olabilecek nitelikte olmadığı, davanın reddi gerekirken aksi yönde verilen Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması”,
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE;
2. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/01/2022 tarih ve E:2021/1292, K:2022/470 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/06/2022 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY
X- Anayasa’nın 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü’nün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu hükmü kurala bağlanmıştır.
Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır.
Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Bu kapsamda, üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de, kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin, maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır.
Nitekim, anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanun’un önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek, maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, kamu yararının gerekli kıldığı durumlarda, kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için, yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın özel ve istisnai koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında kalan taşınmazlarla ilgili olarak idarece öncelikle olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanınca 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
Her ne kadar olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan alanda hidroelektrik santral yapımının öngörülmesi üzerine proje kapsamında kalan taşınmazların acele kamulaştırma usulü ile kamulaştırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de; acele kamulaştırmaya ilişkin olarak 2942 sayılı Kanun’da aranan özel ve istisnai koşullar bulunmadan ve idarece ortaya konulmadan, salt belirtilen nedenle acele kamulaştırma yapılması hukuken olanaklı değildir.
Öte yandan, Moran Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesini gerçekleştirecek Şirketin anılan projeden vazgeçtiği ve söz konusu proje için verilen üretim lisansının Şirketin talebi doğrultusunda 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 29. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla sona erdirilmesine karar verildiğinden, dava konusu acele kamulaştırma işleminin sebep unsurunun da ortadan kalktığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, davaya konu … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, acele kamulaştırmaya yönelik Cumhurbaşkanı Kararının dava konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptali yolunda verilen ve sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmayan temyize konu Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.