Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/4460 E. , 2022/4482 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4460
Karar No : 2022/4482
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünde araştırma görevlisi olarak göreve başlayan ve Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde davalı üniversite adına ve hesabına mecburi hizmetle yükümlü olarak doktora öğrenimi yapmak ve yetiştirilmek üzere görevlendirilen davacı tarafından, davalı üniversitenin … tarih ve … sayılı işlemiyle tarafına bildirilen 173.930,13.-TL tutarındaki borç miktarının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının özgür iradesi ile davalı üniversiteye yüklenme senedi verdiği, böyle bir yüklenme senedini vermesini yasaklayan bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi davacının Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne kendi iradesi dışında da gönderilmediği, sözü edilen taahhütnamenin davacıyı bağlar nitelikte olduğu, dolayısıyla adına tahakkuk ettirilen miktarı ödemekle sorumlu olup, ortada taahhütnameyi geçersiz kılan bir durum da bulunmadığından, davalı üniversitede araştırma görevlisi iken 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi gereği lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla Marmara Üniversitesi’nde görevlendirilen davacının mecburi hizmet yükümlülüğü nedeniyle doktora eğitimi öncesi imzalamış olduğu yüklenme (taahhüt) senedi uyarınca tarafına borç çıkartılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir..
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarece kefalet senedindeki borç miktarının hukuka aykırı olarak fazla belirlendiği, çalıştığı döneme ilişkin maaşlarının geri istenemeyeceği ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne doktora yapmak üzere görevlendirilen davacının, 05/11/2015 tarihinde eğitimini tamamlayarak … Üniversitesindeki görevine döndüğü, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeye başladığı, davalı kurumda görev yaparken mecburi hizmet yükümlülüğünün kaldırılması ve doktora eğitimi öncesi imzalamış olduğu taahhüt-kefalet senedinin tarafına iade edilmesi yönünde 30/05/2016 tarihli dilekçeyle idareye başvuruda bulunduğu, bu başvurusunun Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü’nün … gün ve … sayılı yazısıyla reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın ret ile sonuçlandığı, bu süreçte 19/10/2016 tarihinde istifa emesi üzerine, imzalamış olduğu kefalet senedi uyarınca davalı idarece bildirilen 173.930,13.-TL tutarındaki borç miktarının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 35. maddesinde; “Yükseköğretim kurumları, kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler.
Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma ve doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler.
Yurtiçi veya yurtdışında yetiştirilen öğretim elemanları genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarda getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hükmün dışındadır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasında da, anılan Kanun hükmüne paralel olarak, görevlendirilme veya atama işleminden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun’un 35. maddesi şartları içinde lisanüstü eğitim-öğretim süresi kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda olduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle dava konusu işleme dayanak oluşturan ve davalı üniversite ile davacı arasında 02.11.2010 tarihinde imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliğinin ve bu kapsamda taahhüt ve kefalet senedine ilişkin uyuşmazlıkta görevli yargı yerinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Araştırma görevliliği kadrosu, öğretim üyeliğinin kaynağını oluşturduğundan, araştırma görevlisi kadrosunda görev yapanların yüksek lisans ve doktora eğitiminde başarılı olmaları zorunluluğu aranmıştır. Bu amaçla da, öğretim elemanı olarak yetiştirilmek üzere yurtdışında veya lisansüstü eğitim yapmak üzere bir başka üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin almış oldukları eğitimden kaynaklanan mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınması, anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile öngörülmüştür.
Söz konusu hükümler uyarınca üniversite ile araştırma görevlisi arasında, mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak amacıyla yurtdışında veya lisansüstü eğitim amacıyla bir başka üniversitede görevlendirilmeden önce imzalanan taahhüt ve kefalet senedinde, lisansüstü eğitimde başarısız olunması, eğitimin yarım bırakılması gibi durumlarda ilgilinin kadrosu ile ilişiğinin kesileceği ve yapılan tüm masrafların faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmekte olup, ayrıca eğitim öğretimin tamamlanmasından belirli bir süre sonra araştırma görevlisinin kendi üniversitesine dönerek mecburi hizmette bulunacağı, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da yine aynı şekilde yapılan masrafların faiziyle geri ödeneceği ilgili tarafından taahhüt edilmektedir.
2547 sayılı Kanunun 35. ve 39. maddeleri uyarınca, lisansüstü eğitim amacıyla bir başka üniversitede veya mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak amacıyla yurtdışında görevlendirilen araştırma görevlileri ile üniversiteler arasında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliği konusunda zaman içinde yargı yerlerince farklı değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir.
Ancak, 2547 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca üniversite ile araştırma görevlisi arasında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin iptali istemiyle İdare Mahkemesi’ne açılan bir davada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olumlu görev uyuşmazlığı çıkararak Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması karşısında, davacı tarafından senedin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusunun kabul edilip, davalı üniversitenin görev itirazının reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Anılan kararda da vurgulandığı üzere, davacı ile davalı üniversite arasında imzalanmış olan dava konusu taahhüt ve kefalet senedinin özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, davacı tarafından imzalanan taahhüt ve kefalet senedinden kaynaklanan borçlandırma işleminin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlığın, taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması ve bu taahhüt dolayısıyla taraflar arasında yüklenme ve kefalet senedinden kaynaklı bir alacak-borç ilişkisi doğduğu görülmekle, söz konusu uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre adli yargıda açılacak bir dava ile çözüme kavuşturulması gerekmekte olup, işbu davanın adli yargının görev alanında kaldığı gerekçesiyle görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … -TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.