Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20303 E. 2014/13310 K. 03.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20303
KARAR NO : 2014/13310
KARAR TARİHİ : 03.07.2014

Tebliğname No : 15 – 2011/278073
MAHKEMESİ : Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2011
NUMARASI : 2010/302 (E) ve 2011/105 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık M.. Ç..’in asker arkadaşı olan Z.. A..’u arayarak bir arkadaşının tarlada altın bulduğunu söylemek sureti ile altınların satılması konusunda yardımcı olmasnı istediği ve numune altın verdiği, Z.. A..’un numune altını kuyumculara gösterip gerçek olduğunu öğrenince kendisinin parası olmaması nedeniyle arkadaşı olan katılan R.. S..’na durumu söylediği, Ramazan’ın kabul etmesi üzerine sanık M.. Ç..’i aradıkları yaptıkları anlaşmaya göre katılanın 21.000 TL’yi Yapı Kredi Bankası Bayramyeri Denizli şubesine havale ettiği ve altınları almak için tanık ile birlikte Denizli’ye gittikleri, kendilerini sanığın yönlendirdiği meçhul kişilerin karşılayıp paranın bankadan çekilmesini sağladıktan sonra içlerinden birisinin parayla birlikte altınları teslim edecekleri yere gelebileceğini söyledikleri, tanık Z.. A..’un da katılana ait parayla birlikte meçhul sanık ile birlikte altınları almak üzere gittiği sözkonusu şahsın bu defa tanıktan parayı alıp beklemesini söyleyerek uzaklaşıp ortadan kaybolduğu olayda,
Sanığın aşamalarda yüklenen suçu işlemediğini belirtmiş olaması, sanığın tanıkla irtibat kurduğunu belirttiği telefon numaralarının başkalarına ait olması, katılanın sanığı görmemesi, telefon görüşmelerinin tanıkla yapılmış olması ve altın teslimininde tanığa yapılmak istenmesi karşısında maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından, katılan R.. S..’nun 19.03.2010 tarihli Bakırköy polis merkezinde verdiği ifadesinde sanığın tanık Z.. A..’u Denizli otogarı içerisinde karşılayıp pide salonunda buluştuklarında Z.. A..’un teyzesi H. U.’ında bulunduğunu belirtmiş olması gözetilerek, Havva Uysal’ın ve irtibat telefonunun adına kayıtlı olduğu İ.. Ç..’in tanık olarak dinlenilmelerinin ardından elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması
Kabule göre de;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tayin edilen gün adli para cezası TL cinsiden adli para cezasına çevrilirken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 223/6. maddesine muhalefet edilmesi
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/4 maddesi hükmüne aykırı olarak aynı maddenin 1.2.3 fıkralarının uygulanması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.