Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17199 E. 2014/10212 K. 22.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17199
KARAR NO : 2014/10212
KARAR TARİHİ : 22.05.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/138578
MAHKEMESİ : Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/12/2009
NUMARASI : 2009/132 (E) ve 2009/399 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yanında açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve bu nedenle evrakı tefrik edilen bir kişi ile hayvan pazarına giderek katılanlardan iki adet dana ve iki tane düve olmak üzere, toplam dört adet büyükbaş hayvanı 5200 TL karşılığında satın aldığı, bu bedelin 3000 TL’sini peşin olarak verip, geriye kalan kısmı için cebinden çıkarttığı ve yanında bulunan şahsa tanzim ettirdiği, Ziraat Bankası Bursa Şubesine ait keşidecisi M.E. K. olarak gözüken, keşide yeri bulunmayan ve 1990 yılından önce basılan çeklerden olan 23.01.2009 keşide tarihli 2200 TL meblağlı sahte çeki verdiği, bu şekilde haksız menfaat sağlamak suretiyle atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde suçlamaları kabul etmemesi, Ziraat Bankası Ulucami Bursa Şubesi’nin 12.03.2009 tarihli yazısında, Tuzpazarı Şubesinin 03.05.2002 tarihinde kapatılarak işlemlerinin şubelerine devir edildiğini, devir esnasında çek keşidecisi ile ilgili herhangi bir hesap devir alınmadığından, şubelerinde bu çek keşidecisi M. E. K. ait herhangi bir hesap bulunmadığı, suça konu çek Yaprağının 1990 yılından önce basılmış bulunan çeklerin baskısından olup, 1990 yılından sonra Ziraat Bankasında bu baskı tekniği ile basılmış çek kullanılmadığı, söz konusu çekin sahte olup olmadığının fotokopisinden anlaşılamadığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; suça konu çekin sahte olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması, çekte keşideci olarak görülen M. E. K. ait herhangi bir hesap bulunup bulunmadığının, adı geçen muhatap bankanın genel müdürlüğünden sorularak tespit edilmesi, adı geçen şahsa ait hesap bulunduğunun tespit edilmesi halinde bu kişininde tanık sıfatıyla beyanlarının alınarak söz konusu çekte bulunan keşideci imzasının bu kişiye ait olup olmadığının tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
2- Kabule göre de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1.4.2014 tarih ve 2013/726 esas, 2014/169 sayılı kararında belirtildiği üzere sanığın, dolandırıcılık suçunu bankanın maddi varlığı olan çeki kullanılmak suretiyle işlendiğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesine uyan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle yazılı şekilde basit dolandırıcılıktan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.