YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17249
KARAR NO : 2014/10164
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/173991
MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/12/2009
NUMARASI : 2006/510 (E) ve 2009/723 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Çorum Aile Mahkemesi’nin 22.09.2005 tarih ve 2005/70 E; 633 K sayılı kararı ile (kesinleşme tarihi: 02.11.2005) eşinden boşanan ve küçük çocukların velayetini de almış görünen katılanın “…para ile evlenilecek kadın bulduğunu…” öğrendiği sanık Ünal ile diyaloga girip ondan yardım istemesi, sanık Ünal’ın O. adlı bir kişi ile telefon yoluyla irtibata geçmesi ve bir süre sonra Ağrı’dan olumlu cevap geldiğini söyleyerek, tanık B. A.’da olduğu halde, O. adlı kişinin refakatinde Doğubeyazıt-Atabakan köyüne gitmeleri orada H.. I.. ve sanık M. ile tanışılması, tarafların 6.000 TL başlık parası verilmesi halinde evlenme hususunda anlaşmalarını müteakip köyde 5.000 TL’nin H. verilmesi ve orada “imam nikahı” kıyılıp hep birlikte Çorum’a dönülmesi, burada sanık M.ye giyim ve ziynet eşyası da alınıp katılanın ….köyündeki evine gelinmesi, kalan 1.000 TL’nin de H. verilerek onun ve sanık Ü. uğurlanması, katılan ile sanık M.’nin resmen evlenme kararı altında karı-koca gibi birliktelikleri devam ederken (on gün kadar) 27.09.2005-28.09.2005 gecesi sanık M.’nin şikayetçiye bilgi vermeden evden ayrılıp ziynet ve giyim eşyaları ile ortadan kaybolması eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Katılanın 28.09.2005 tarihli “müracaatında” belirttiği üzere; ….. köyünden E. E. ismini öğrenip irtibata geçtiği sanık Ü. olduğu halde önce Ağrı’ya oradan da aracılık eden O.adlı kişinin yönlendirmesiyle Doğubeyazıt-Atabakan köyüne gidip sanık M. ile tanışması; “başlık parası” verilip “imam nikâhı” kıyılmasını müteakip hep birlikte Çorum’a gelinmesi, orada sanık M.’ye ziynet ve giyim eşyası alınarak şikayetçinin köydeki evine gelinerek on gün kadar “karı-koca” hayatı yaşanması sonrasında sanık M.’nin katılanın bilgisi dışında evden ayrılması karşısında; resmiyet kazanmamış olsa da on gün kadar “dini nikahlı olarak” aynı evde karı-koca gibi birlikte yaşamaları, sanık M.’ye alınıp verilen ziynet ve giysilerin harici evlilik hediyesi kapsamında olması, sanık Ünal’ın aşamalardaki anlatımlarında “…kadını şiddetli geçimsizlik nedeniyle evden kovan katılandır, …katılan evli göründüğü için kadın evden ayrılmıştır…” beyanında bulunması hususları da nazara alındığında, tanık E.E. de dinlenilmeden sanıklar M. ve Ünal’a yüklenen “dolandırıcılık” suçunu sübuta erdiren somut “hileli hareketleri” ortaya konulmadan yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık M. müdafii ve sanık Ü. temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.