Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12894 E. 2014/4872 K. 17.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12894
KARAR NO : 2014/4872
KARAR TARİHİ : 17.03.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/317582
MAHKEMESİ : Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 28/04/2010
NUMARASI : 2009/56 (E) ve 2010/257 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Olay tarihinde mağdurun S.. ilçesi pazar yerinde dolaştığı sırada sanık E.. B..’nın, dosya kapsamında yargılanan, ancak bulunamadığından yargılamasına ayrı olarak devam edilen temyiz dışı sanık A..n Y.. ile birlikte mağdurun yanına gelerek “amca senin elinde yeşil kart olduğuna göre gariban birisin, bizim bir akrabamız hacca giderken öldü ve yardıma muhtaç insanlara dağıtmamız için bize 2.500 TL para verdi, bu parayı fakirlere dağıtacağız, sende para varsa bize ver de bu para ile birlikte okutacağız” şeklinde söyledikleri, mağdurun üzerinde bulunan 50 TL parayı sanıklara teslim ettiği; ancak sanıkların paranın okunması için dağıtacakları paranın en az yarısının kendilerine verilmesi gerektiğini belirtmeleri üzerine, mağdurun parasının olmadığını; fakat evde altın olduğunu söyledikten sonra sanıkları evine götürerek 17 adet altınını sanıklara verdiği, sanıkların, mağdurdan aldıkları altınları sözde bir hocaya okutacaklarına dair yalan söyleyerek bir binaya girdikleri, mağdurun binanın önünde uzun bir süre beklemesine rağmen sanıkların binadan çıkmadıkları, mağdurun şikayetçi olması üzerine başlayan soruşturma kapsamında en başta sanıkların kimliklerinin belirlenemediği; ancak benzer bir eylem nedeniyle başka bir soruşturma kapsamında yakalanan sanığın fotoğraflarının temin edilerek mağdura gösterildiğinde; mağdurun fotoğraflardan olay tarihinde kendisini anlatılan şekilde dolandıran şahıs olarak sanığı teşhis ettiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı olan dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
İddia ve oluşa uygun kabule göre ; eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.