Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/5683 E. 2014/983 K. 23.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5683
KARAR NO : 2014/983
KARAR TARİHİ : 23.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2012/50766
MAHKEMESİ : Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2009
NUMARASI : 2009/66 (E) ve 2009/103 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Balışeyh/Aydınşıh köyü çiftçilerinden olan sanığın, adına kayıtlı … parsel no’lu taşınmaz dışında sahte hazırlanmış iğfal kabiliyetini haiz tapu senedi fotokopilerini de sunarak 2007 tarımsal faaliyet yılı için İlçe Tarım Müdürlüğü’ne müracaat ederek mazot, kimyevi gübre, kuraklık, doğrudan gelir desteği adları altında toplam 3.999,43 YTL haksız kazanç sağlaması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; sanığın 2005, 2006, 2007 (ve 2008) tarımsal üretim faaliyet yılları için ÇKS-DGD müracaatlarının bulunduğu İlçe Tarım Müdürlüğü’nün 24.09.2008 tarihli “haksız ödeme ihtaratı” başlıklı yazısı içeriğinden anlaşılmakla; tavsife konu 2007 yılı müracaat dosyası verileri ile 2005, 2006 yılları müracaat dosyalarının temin edilerek 2008 yılı da dahil olacak şekilde verilerinin karşılaştırılması, 2007 faaliyet yılı başvurusunda iki ayrı 21.05.2007 ve 19.06.2007 tarihli C- Arazi Bilgileri Formu doldurulduğu, bunlardan 21.05.2007 tarihli formda hisseli 4255 (~ 9 da), 2925 (2 kez- ~ 122 da) no’lu parsellerin yazıldığı, 19.06.2007 tarihli formda ise sanığın da hissedarı olduğu bildirilen bu parsellere yer verilmeden 33 ayrı tapulu taşınmaz beyanında bulunulduğu, burada toplam arazi miktarının ~153 da. olarak bildirildiği, oysa dosyada bulunan 30.09.2007 tarihli çizelgenin 99. satırında sanık adına 270.316 m2 arazi beyanında bulunulduğunun katıylara geçip bu miktar üzerinden 3.784 TL tahakkuk gerçekleştiği görülmekle; hangi formun destek miktarının belirlenmesinde esas alındığının İlçe Tarım Müdürlüğü’nden sorulup öğrenilmesi, iki form ile taşınmaz alanları miktarları ve ödemeye esas alınan miktarlar açısından oluşan çelişkilerin giderilmesi, mazot: 492, kimyevi gübre: 327, D.G.D: 1.076, kuraklık: 2.152 TL olmak üzere dört kalemden ibaret destekleme paralarının hangi tarihlerde sanığın banka hesabına intikal ettiğinin öğrenilmesi, beyana konu tüm parsellerin suç tarihi itibariyle maliklerini gösterir tapu kayıt ve krokilerinin ilgili kurumlardan istenilmesi, 4255 ve 2925 parsel no’lu taşınmazların aynı gayrimenkuller olup olmadığının belirlenmesi, müracaat evraklarındaki sanığa atfen atılı imzaların onun eli ürünü olup olmadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla tespit edilmesi, gerektiğinde evraklardaki muhtar ve sair kişilerin tanık sıfatlarıyla dinlenmesi, “resmi belgede sahtecilik” suçu yönünden zincirleme suç hükmünün uygulanma gerekçesinin hükümde gösterilmesi, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.