Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17933 E. 2014/11106 K. 04.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17933
KARAR NO : 2014/11106
KARAR TARİHİ : 04.06.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/171387
MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/11/2009
NUMARASI : 2008/1002 (E) ve 2009/1002 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçinin konutuna ait kapı zilini çaldığı, şikayetçinin kapıyı açması üzerine sanığın, ” ben Ramazan fitremi vermedim, tanıdığın bir fakir varsa vereyim ” dediği, şikayetçinin de fakir kızına vermesini söylediği, sanığın “tamam” diyerek cebindeki yabancı parayı uzatarak, paranın değerli olduğunu, üzerine 200TL vermesi gerektiğini söylediği, şikayetçinin 200TL verdiği, parayı alan sanığın hızla uzaklaştığı, bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın savunması, şikayetçi ve tanık beyanı, olay yeri inceleme tutanağı, ön tespit tutanağı, görgü tespit tutanağı, suça konu para, fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın hileli hareketlerle şikayetçiyi yanıltarak zarara uğrattığı, böylelikle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mahkemece tekerrüre esas alınan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2000/ 306 E., 2001/64 K. sayılı kararının 14.02.2005 tarihinde yerine getirildiği, bu tarihten itibaren 3 yıl geçtikten sonra atılı suçun işlendiği dikkate alınarak TCK’nın 58/2-b maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmaması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın, lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep etmesine rağmen TCK’nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.