Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/6297 E. 2014/1042 K. 23.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6297
KARAR NO : 2014/1042
KARAR TARİHİ : 23.01.2014

Tebliğname No : 11 – 2011/103834
MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08/12/2010
NUMARASI : 2010/721 (E) ve 2010/794 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın internet ortamında satışa çıkarttığı traktörünü almak için katılanla görüştüğü, pazarlık ederek 39.000 TL karşılığında satın almak konusunda anlaştıkları ancak parasının olmadığını…Petrol İstasyonunun kendilerine ait bulunduğunu, parayı sonra vereyim, kaydını eşim adına alacağım diyerek katılanı ikna ettiği ve aralarında rakamla 39.000 TL ve yazıyla da otuz bin yazılı şekilde senet düzenlendiği, suç tarihi itibariyle ticari faaliyette bulunmadığı halde senet altına vergi mükellefi olduğunu gösterir kaşe bastığı, bu şekilde ikna ettiği katılandan traktörün satışı için vekaletname alıp traktörü de alarak oradan ayrılması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın yargılama aşamasında, “katılana olan borcumu ödedim, buna ilişkin belgeyi ibraz edeceğim” dediği, kararın temyizine ilişkin müdafinin dilekçesine ekli ibraname başlıklı ve altında katılanın isim ve imzasının bulunduğu görülen yazıda ise katılanın “alacağım kalmadı, traktörden alacağımın tamamını aldım, 39.000 TL’lik senedi iade edeceğim” şeklinde yazı bulunduğu görülmekle, öncelikle sanık ve katılanın çağrılarak bu belge ve içeriğinin doğru olup olmadığı, bedel ödenmiş ise zamanı tespit edildikten sonra sanık hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilememesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/01/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.