YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17318
KARAR NO : 2014/10005
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/199536
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2010
NUMARASI : 2009/1323 (E) ve 2010/109 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan şirketten finansal kiralama sözleşmesi ile kendisine teslim edilen ve kiralamış bulunduğu, bir adet MST marka kanal kazıcı ve yükleyici ile bir adet hidrolik kırıcı araçları yapılan ihtar ve tebligata rağmen katılan şirkete teslim etmediği ve güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2008 tarih ve 2008/49 Esas 2008/219 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; sanığın savunmasında; suça konu araçları aslında satın alıdığını, kendisine herhangi bir tebligat yapılmadığını açıklaması, hükme esas alınan finansal kiralama sözleşmesi ve noter ihtarnamesinin, katılan vekilinin şikayet dilekçesi ekinde sunduğu onaysız fotokopi olmaları ve katılan vekili tarafından dosyaya ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında; katılan şirketçe finansal kiralama sözleşmesinin feshine ve sözleşmeye konu malların teslimine ilişkin ihtarnamenin usulünce tebliğ edilip edilmediği, sanık tarafından bu malların iade edilip edilmediği, edilmemiş ise edilmemesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı, iade edilmiş ise ne şekilde iade edildiği, malların halen sanığa ait işyerinde tam ve eksiksiz olarak muhafaza edilip edilmediği, yukarda belirtildiği şekilde tüm belgelerin getirtilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek fazla ceza tayini,
2- TCK’da cezaların içtimaına (toplanmasına) dair bir hüküm olmadığı halde; takdir olunan adli para cezasıyla, hapis cezasından çevrili adli para cezasının toplanmasına karar verilerek 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.