Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17971 E. 2014/11409 K. 09.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17971
KARAR NO : 2014/11409
KARAR TARİHİ : 09.06.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/193885
MAHKEMESİ : İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/01/2010
NUMARASI : 2009/274 (E) ve 2010/14 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan davadan kurulan hükmün incelenmesinde;
Özel belgede sahtecilik suçundan açılan davada eylemin 213 sayılı Kanun kapsamında kabul edilerek davanın tefrikine ve durmasına dair verilen kararın temyizi mümkün olmadığı, itirazı kabil kararlardan olduğu, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve mercinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, hükümlünün dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2-)Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun madde 14’te, tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri, aynı Kanunun madde 124’te
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55-Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Somut olayda; sanıkların önceden fikir birliği içinde hareket ederek, ödemeye sıkışan sanık Erol’un özü itibariyle sahte çek temin ederek bunu faktoring şirketlerinden paraya çevirmeyi planladığı, bu amaçla sahibi olduğu E.. K.. Mak Şirk. tarafından diğer sanık Ata’nın sahibi olduğu D..Şirketi. arasında mal alım satımı olmadığı halde olmuş gibi gösterilerek, sanık Ata’nın 29/07/2007 tarihli 30.000 TL bedelli çeki keşide ederek Erol’a verdiği, Erol’un ise 30.000 TL fatura düzenleyerek çek ile birlikte katılan Destek adlı faktoring şirketine vererek karşılığını aldığı, sanıkların asliye ticaret mahkemesinde görülen dosyada aralarında alacak borç ilişkisi olmadığı halde karşılıklı çek ve fatura düzenlediklerini kabul etmelerine göre, katılan şirketi dolandırdıkları iddiasıyla açılan davada, sanıkların dolandırıcılık kasıtlarının bulunmadığından beraatlerine karar verilmiş ise de,
Dosya içeriğine göre, sanıkların birlikte hareketle, sanık Ata’nın suça konu 29/07/2007 tarih ve 30.000 TL bedelli çeki düzenlediği, sanık Erol’un ise buna karşılık 30.000 TL bedelli faturayı mal ve hizmet alımına dayanmadan, içeriği itibariyle sahte olarak düzenleyerek şirket kayıtlarına da almadan katılanı dolandırdıklarının iddia edilmesine ve dolandırıcılık suçundaki hile unsurunun sahte içerikli fatura düzenlenmesi olarak iddia edilmesine göre, mahkemece bu konuda TCK’nın 207. maddesi uyarınca açılan ve durma-tefrik kararıyla ayrılan dosyanın akibeti beklenerek, belgenin sahte olup olmadığı hususunun tespit edilerek dosyanın sonucuna göre birlikte işlenen dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığına dair delillerin birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer C. savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 09/06/2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.