YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18636
KARAR NO : 2014/11096
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
Tebliğname No : 11 – 2010/207971
MAHKEMESİ : İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 02/11/2009
NUMARASI : 2009/170 (E) ve 2009/340 (K)
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Avukat olan sanığın, İzmir 22. İcra Müdürlüğü’nün 2007/6943 takip sayılı dosyası ile aleyhine takipte bulunduğu H..Y..’den takip nedeniyle haricen banka havaleleriyle tahsil ettiği 750 TL ve EFT yoluyla tahsil ettiği 1500 TL’yi alacaklı olan şikayetçiye vermediği iddia edilen somut olayda; gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından sanık O.. Y.. Ü..’in katılan şirketin işlerini takip eden sigortalı olarak çalıştığı avukatlık bürosundan 2007 yılı Nisan ayında ayrılması, borçlu olarak ismi geçen H..Y..nin sanığın avukatlık bürosundan ayrıldıktan sonra 01.05.2007-15.05.2007 ve 14.06.2007 tarihlerinde sanığın hesabına para yatırması, sanığın aşamalarda avukatlık bürosundan ayrıldıktan sonra H.. Y..ye hukuki danışmanlık hizmeti verdiğini, gönderilen paranın bu hizmetin karşılığı olduğunu savunması, dosya içerisinde mevcut hesap dökümüne ilişkin belgede, gönderilen paraların haczi yapılan borca ilişkin olduğuna dair bir kayıt da bulunmaması karşısında, sanığın çalıştığı avukatlık bürosundan ayrılıp hizmet ilişkisi bittikten sonra eylemi gerçekleştirdiği hususu da araştırılıp değerlendirilerek sanık ile katılan şirket arasında vekalet ücretinin belirlenmesine dair sözleşme, yazılı belge, yapılan masraflar veya bu anlamda yapılmış olan ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı suretlerinin getirtilmesi, buna göre sanığın katılan şirket adına takip ettiği icra dosyasından ne kadar vekalet ücreti alacağı olduğu ve ne kadar masraf yaptığının tespiti,hak ettiği vekalet ücreti veya yaptığı masraflardan daha fazla parayı uhdesinde tutup tutmadığının kesin olarak belirlenmesi için icra dosyasındaki borçlular E.. Ö.. ve H..Y.., alacaklı şirket temsilcisi M.. K.. da dinlenilerek ödemelerin elden yapılıp yapılmadığı sorulup savunma değerlendirildikten sonra konusunda uzman bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi edilerek, alınacak rapor sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,
2-Cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca 1 yıldan az olamayacak şekilde denetim süresi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.