YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6919
KARAR NO : 2014/1008
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
Tebliğname No : 15 – 2012/98973
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/02/2008
NUMARASI : 2007/661 (E) ve 2008/156 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihi, satış sözleşmenin yapıldığı 13.8.2006 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 13.8.2007 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Balkan Ticaret adlı şirkette satış elemanı olarak çalışan sanığın, mağdurun evine gelerek ev eşyası sattıklarını belirtip kampanyalarının olduğunu söylediği, mağdurun da 330 TL değerinde olan fırını alabileceğini beyan etmesi üzerine sanığın bir kağıdı kazıyarak mağdura tencere seti kazandığını ve bunu hediye edeceğini söylediği, mağdurun da bu teklifi kabul edip tencere setini aldığı, akabinde sanığın bir adet tencere setinin satıldığına dair sözleşmeyi mağdura imzalatarak fırını da pazartesi günü getireceğini söyleyip evden ayrıldığı, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle mağdurun iradesini fesada uğratarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda, sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, suçlamaları kabul etmemesi, mağdur ile sanık arasında tanzim edilen 13.8.2006 tarihli sözleşmede belirtilen ve sözleşme yapılırken mağdura teslim edilmiş olan tencere setinin daha sonra mağdurun sözleşmeden vazgeçmesi üzerine mağdurdan teslim alınarak senedin mağdura iade edilmiş olması ve bu çerçevede mağdurun şikayetinden vazgeçmesi de dikkate alınarak sanık ile mağdur arasındaki alış veriş ilişkisinin hukuki ihtilaf niteliğinde bulunduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.1.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.