Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/21709 E. 2014/13731 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21709
KARAR NO : 2014/13731
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

Tebliğname No : 11 – 2010/337241
MAHKEMESİ : Tekkeköy(kAPATILAN) Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 14/07/2010
NUMARASI : 2009/882 (E) ve 2010/629 (K)
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun, yanında temyiz dışı Y. Ö. bulunduğu halde Tekkeköy ilçesine geldiği, kendilerine baba oğul süsü verdikleri, tesadüfen tanıştıkları tanık A. Ç.’a, Tekkeköy’e yardım amacıyla geldiklerini, kuran kursu veya muhtar aradıklarını, muhtar olursa daha iyi olacağını söyledikleri, tanık Ahmet’in suça sürüklenen çocuk ve temyiz dışı Y. Ö.yı Kurtuluş mahallesi muhtarı olan katılana yönlendirdiği, tanık Ahmet’in tarifi üzerine suça sürüklenen çocuk ve temyiz dışı Y. Ö.’nın katılanın işlettiği işyerine gittiği, temyiz dışı Y. Ö.’nın katılana kendilerini A. Ç.’ın gönderdiğini belirtip sonrasında “İstanbul ilinde faaliyet gösteren M. Turizm’in sahibi G. Ö. yiyecek gönderdi, bunları muhtarlar aracılığıyla dağıtmamı söyledi, gel Samsun’da ki depodan yiyecekleri sana teslim edeyim, sen de fakirlere dağıtırsın” dediği, ikna olan katılanı aracına aldığı, Samsun’a doğru seyir halinde oldukları sırada bir telefon konuşması yaptığı, telefon konuşması sırasında karşıdaki şahsa “Sefa abi tamam da üzerimden o kadar para çıkmaz” dediği, peşinden cebinden 515 TL çıkarıp katılana dönerek “bu parayı 1.250 TL’ye tamamlamam lazım, Samsun’da sana veririm” dediği, katılanın da bu teklifi kabul edip üzerinde bulunan 470 TL’yi verebileceğini söylediği, ayrıca yolları üzerinde bulunan arkadaşı tanık K. T.’in dükkanına uğradığı, tanık Kamil’den 250 TL borç aldığı, kendi üzerindeki 470 TL’ye katıp temyiz dışı Y. Ö.ı’ya verdiği, Samsun’a gelindiğinde temyiz dışı Y. Ö.’nın, katılana önce G. Sanayi Sitesi’nde üzerinde tabela olmayan kapalı bir yeri gösterip “burası M.’nun erzak deposu, tanıdığımız birinin kamyonetini alıp erzakları yükleyelim” dediği, G. Sanayi Sitesi’nden ayrılıp, Tekel binasının üst kısmına geçtikleri, burada park halinde bulunan Ford Transit marka kamyoneti gösterip, “sen arabanın yanında bekle, biz anahtarı alıp gelelim” dediği, suça sürüklenen çocuk ile birlikte katılanın yanından uzaklaştıkları, katılanın bir müddet beklemesine rağmen gelen olmayınca M. Turizm’de çalışan bir akrabasını aradığı, M. Turizm’in fakirlere yiyecek yardımı yapmadığını öğrendiğinin anlaşıldığı olayda, suça sürüklenen çocuğun eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
1-Kovuşturma ve hüküm tarihinde 18 yaşından büyük olan suça sürüklenen çocuk hakkında duruşmaların kapalı olarak yapılması ve hükmün de kapalı oturumda okunması suretiyle, CMK’nın 182, 185 ve 289/1-f. maddelerine uygun olmayacak şekilde duruşmanın açıklığı ilkesinin ihlal edilmesi,
2-Hüküm tarihinde 18 yaşından büyük suça sürüklenen çocuk hakkında, 5235 sayılı Kanunun 5 ve 7/6. maddelerine aykırı olarak koruyucu ve destekleyici tedbire hükmedilmesi,
3-TCK’nın 157/1. maddesinde tanımlı suçun hapis cezasının alt sınırı 1 yıl olmasına ve mahkemece de alt sınırın tercih edildiği belirtilmesine karşın yanılgı sonucunda hapis cezasının alt sınırı 2 yıl olarak belirlenmek suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
4-Kabule göre, suça sürüklenen çocuk hakkında, 5235 sayılı Kanunun 5.maddesine göre, koruyucu ve destekleyici tedbire hükmedilmesine karşın, 5235 sayılı Kanunun 7. maddesinin iki ve dördüncü fıkralarına göre, sosyal inceleme raporu aldırılması ve çocuğun denetim altında bulundurulması zorunlu değilse de, buna ilişkin gerekçenin hükümde gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.