YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13398
KARAR NO : 2014/16075
KARAR TARİHİ : 02.10.2014
Tebliğname No : 15 – 2013/339423
MAHKEMESİ : Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/07/2013
NUMARASI : 2013/192 (E) ve 2013/287 (K)
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Ö.Petrol…Ltd ünvanlı şirket yetkilisi-petrol istasyonu işletmesici olduğu ileri sürülen katılan Musa ile üç ayrı noktada petrol istasyonu sahibi olduğu belirtilen katılan Ö.N.nin aynı sektörde iş sahibi olmaları nedeniyle uzun zamandır birbirlerini tanıdıkları; Ö.N.’nin katılan Musa’dan aldığı borç paraya karşılık şahsı adına düzenleyip bizzat ona teslim ettiği söylenen “alacaklı” hanesi “nakden” yazısı ve “düzenleme tarihi” boş kalacak şekilde sair haneleri yazdığı ve imzaladığı suça konu senedin ödeme tarihi (29/10/2012) tarihi geçtikten sonra; katılanlarla hiçbir şekilde ilişki içinde olmayan ve fikir-eylem birliği içinde hareket eden sanıklar tarafından hukuka aykırı bir biçimde ele geçirilmesini müteakip; boş alacaklı hanesine sanık Cafer’in adı yazılıp, düzenleme tarihi de numaratörle 29/07/2012 olarak atılarak, ciro yoluyla sanık Tuncer’e intikal ettirilip, onun da vekili vasıtasıyla borçlusu-katılan Ö.N.görünen 800.000 TL miktarlı senedi Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4901 E sayılı dosyasında 06/03/2013 tarihinde icra takibine koydurması, ödeme emrinin katılan Ö.Naci eşine 23/03/2013 tarihinde tebliği ile takibin kesinleştirilip 03/04/2013 günü haciz istenip, işlemlere devam olunması şeklinde gerçekleşen eylemlerin “nitelikli dolandırıcılık”, “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
22/04/2013 tarihli raporda ve iddianame kapsamında da belirtildiği üzere; suça konu bono üzerindeki borçlandırıcı-esaslı yazı ve rakamlar ile keşideci imzasının katılan Ö.N. eli ürünü olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmaması, sanık Cafer’in bonoyu katılan Ö.N.den aldığına dair savunmasının aksinin ve bononun katılan Musa’nın elinden rızası hilafına çıktığı iddiasının kesin surette kanıtlanamaması, bononun icra takibine konulması sonrasında takibin itirazsız kesinleşmesi, “hileyi” belirleyen bilgi ve belgelerin dosyada bulunmaması karşısında; uyuşmazlığın hukuki nitelik taşıdığı nazara alınarak sanıkların beraatlerine hükmolunması yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiileri, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi..